Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

2 Mart 2021

Öykü

Kış Ortasında Bahar

Didem Keremoğlu

Paylaş

6

3


Balkonun hemen altındaki çıkıntıda seken serçe ve güvercin sürüsüne bakıyorum. Benimkilerden birinin savurduğu iki avuç bulgura hücum etmiş kuş beyinliler.

“Aşkım, kuşları yemledin mi?”

“Evet Şerafettin. Kızı da besledim” diye benden söz etmedikleri kesin. Yeni yavruladı bu! Sabah kalkar kalkmaz ilk işleri önce kuş doyurmak; sonra kendi yavrusunu!

Sen önce beni doyur be beni. Aç karnınla gerisini en son. Öğretemedim gitti!

Hayır; yataktan kaldıran ben, buzdolabını açtıran, salamı işaret eden… Anlarım bak; her gün her gün salamdı, sosisti masraflı tabii… Olmadı banyo dolabındaki kuru mamanın önünde kıvranıyorum. Ha o da ayrı bir tartışma konusu! Kendi mamalarıyla kuşlarınki mutfakta, benim mamam niye kendi sıçnık kaplarıyla yan yana acaba?

 Hiç de çevik olmayan ağır adımlarla salona girdiğinde ortamdaki serinlikten balkon kapısının açık olduğunu varsaysa da emin olamıyordu.

 Şu gün ışığında iyi görememe halimiz yok mu? Sıkıntı! Büyük sıkıntı! O telli kapı açık mı, tam anlayamıyorum ki? Evet, evet açıkmış! Benimkilerin dişi olanı dışarı çıkınca netleşti olay! Tüm kandırmaca taktiklerime rağmen o tel hep kapalı tutulur oysa! Bu iki salaktan biri kuşları yemlemeye çıkmadan hemen önce balkon kapısına yakın olan koltukta uyur gibi yaparım ya da tuvalet kabıma girip mıçıyor gibi de… Maksat mı ne? İlgilenmiyormuş gibi göstermek kendimi tabii. Kenâfir bakışlarını üstümden çeksinler ki balkonun çıkıntısındaki kuşlara hoplayayım!

Ha bir de kusurlu bunlar. Işık olmayınca görmüyor kendi eksenleri etrafında döndürebildikleri o sulu yuvarlakları. Arada akıyor da o sular! Tuzlu! Bakmayın siz bunların alimlerinin saçmaladıklarına; yok tuzlunun, tatlının tadını alamazmışız, yok siyah-beyaz görürmüşüz. Öyle sanmaya devam edin eksik beyinler! Tadı hiç de fena değil o akan şeyin. Yavrularınınkini yalamışlığım var! O kocamış, kel kafalı ihtiyar dişiyi bas bas bağırttığım çoktur! Daha dündü:

 “Ayy oğlum yetişin, çocuğun suratını yalıyor! Ay yaklaştırmıyor da beni. Hıslıyor ayol bu!” Kel bu kel! Erkek gibi kafası var,

 “Anne, sen bize bırak. Peruğunu tak, hastane randevun yaklaştı!” değirmen gibi de kıçı! Bu kelle yalnız kaldığımız an yavruyu yalıyorum ben de! Hem ona ne ki? Senin mi o yavru? Arada sürünüyorum da buna. Sinir oluyor! Eline ne zaman o renkli iplikleri alsa uyuyor ya bu! Dayanamıyorum o yumaklara; tırnağımı taka taka havaya hoplatsam, yerde

yuvarlasam… Sürünüyorum haliyle bacaklarına, kafamı tosss yapıyorum bir de. Az oynayayım be abla gibisine; yaltaklanıyorum.

Naturam gereği oportünist bir yaklaşımım olduğu doğrudur!

 “Ayy içim fena oluyor. Alın bunu bacaklarımın arasından!” Pardon da benim içim o fena olan; Allahtan uzun donu var! Bayılmıyorum ben de herhalde derisi tırtıklanmış bacaklarına sürünmeye senin! Gölgesi uğursuz kocakarı!

“Ayaklarımı yalıyor. Yetişin… Dil değil, rende!” İlginçtir; tüyleri dikiliyor! Gerçekten hoşlanmıyor yalanmaktan! Oysa bunun yavrusu olsa gerek, adı Şerafettin olan hani; dişisini yalayınca işler çok başka gelişiyor. Bir bilseniz ne tuhaf hallere şahidim. Tükürük transferi başlayınca anlıyorum olacakları… Bunlar tam kenetlenmişken birkaç atladığım da var yatağa! Son atlayışımda yediğim tekme yalnız; beygir tepmiş gibi uçtum karşı duvara. Çevik hallerim olmasa betona kafa attıracaktı Şerafettin beni!

Anlaşılamaz primitif yaratıklar…

Nerede kalmıştık? O balkon kapısı hep kapalı tutulur, gözleri hep üstümde. Açık olduğunda da sineklik çekilidir.

Bugün unuttular!

Kapının iki kanadı iki yana açık…

Sen dur şimdi ben nasıl bir brunch anlatısına giriyorum. Serçesi, güvercini; kumrular hele; duble.

Hadi bakalım, açık büfeye buyuralım.

 Tek bir hareketiyle balkon korkuluğunu aşmak üzere yükselen tanrının mühendislik harikası yarattığı, göremediği engele kör dalınca bir baştan diğer başa gerilen misina ağda asılı kalmıştı.

 “Yine dışarı yapmış bu Sanem!” Yaptım tabii. Özellikle hem de. Kıçımın yarısını o kabın dışına yanlışlıkla aldım sanmaya devam edin siz!

 “Kilo aldı, tuvalet kabını büyütelim. İsteyerek değil ya!” İsteyerek be, isteyerek! Üç kuruşun hesabını yapan sersem Şerafettin karı korkusuna bana yeni tuvalet kabı alacakmış! Tırnaklarımın ikisi o şeffaf ağda takılı hâlâ. Siz daha çok halı silersiniz öyle iki büklüm. Hazır yeni silinmişken o halı bir de kusayım iyisi mi? Malzeme daha da tam topaklanmadı ama zorlayacağız artık.

“Ayy kusuyor şimdi de. Bıktım…”

“Napsın hayvan. Çok tüylü… Yalandıkça tüy topakları boğazında takılıyor. Çıkartacak elbet karıcığım.” Çıkartırken de fazla ıkınınca çişşş kaçırdım! Yeni de silmiştin halıyı! Dur sen daha, bunlar iyi günleriniz.

“Vallahi mahsus yapıyor. İşedi şimdi de. Yarısı yine dışarıda kıçının. İnadına yapıyor Şerafettin.” Bunların dişileri de tıpkı bizimkiler gibi daha akıllı oluyor.

Bildi.

“Bisera; al kızım. Gel bak taze su!” Bana verdikleri isme bak, isme! Sokaktakiler duysa rezil olurum vallahi. Şampuan markası gibi isim. Off; havanın da güzelliği…

Kış ortasında bahar.

YORUMLAR

Bulent Leventler

Hayal dünyamızı zenginleştirdin, teşekkürler

2 Mart 2021

Gökçe UZUN

❤ ❤ ❤

3 Mart 2021

Buse Çetiner Üzer

Harika bir anlatım, özgün bir dil... Tebrik ederim 😍

15 Mayıs 2021

Öne Çıkanlar

Jaws’a alternatif isimlerOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. Y. Genç

26 Temmuz 2025

Arjantin’den Türkiye’ye… Anılar ve Kit..

Patricio Rago bize kitapları, sahafları, müşterilerini anlatırken aslında dünyayı anlatıyor. Ve biraz da yazmaya giden yolu.Tamamen kitaplara dair bir kitap okudum ve okuduğum günden beri yazı yazmak için avuçlarım kaşınıyor. Hayatta en..

Devamı..

Bir Ada İhtimali ya da İnsanlığın Sonu..

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024