Ophthalmology Journal’da yapılan bir araştırmada okumanın ve yazmanın, miyopluk üzerinde genetikten daha büyük bir etkiye sahip olduğu ortaya çıktı.
4.685 kişinin katıldığı araştırmada katılımcılara göz muayenesi ve genetik testler yapıldı ve her birine hayat tarzlarıyla ilgili sorular soruldu. Araştırmanın sonunda Almanya’daki Medical Centre Mainz Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, on üç yıl boyunca öğrenim görmüş katılımcıların yüzde 60,3’ünün miyop olduğunu tespit etti. Bu oran on yıl öğrenim görenlerde yüzde 41,6’ya, dokuz yıl öğrenim görenlerde ise yüzde 27,2’ye düşüyor. Araştırmada yer alan ve ortaokuldan mezun olmamış bireylerin ise yalnızca yüzde 26,9’u miyop.
Araştırmacılar bunun yanında miyoplukla bağlantılı olan kırk beş genetik özelliği de inceledi, ancak eğitim düzeyinin miyopluk üzerinde daha belirleyici bir etken olduğu ortaya çıktı.
“Geçmişte miyopluğun tamamen genetik faktörlere dayandığına inanılıyordu,” dedi araştırmacılardan Dr. Alireza Mirshahi. “Yaptığımız araştırma gösteriyor ki genetik etkenler çevresel faktörlerden çok daha düşük bir etkiye sahip.”
Miyopluk gözlükle, lensle ya da lazer ameliyatıyla kolayca tedavi edilebilse de ileride glokom ya da retinal yırtık gibi daha ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor. Mirshahi’nin miyoplukla mücadele için önerisi ise “dışarı çıkmak”. Bakışların yönünü uzak ve yakın nesneler arasında değiştirmek gözbebeklerini farklı şekillerde çalıştırıyor ve genel anlamda gözleri güçlendiriyor. “Miyopluğun büyük bir sorun olduğu Doğu Asya’da yapılan araştırmalar, açık havada yapılan aktivitelerin çocuk ve gençlerde miyopluğun ortaya çıkma olasılığını azalttığını gösterdi. Eğitim düzeyi yüksek olan insanlarda miyopluğun daha çok görüldüğü göz önünde bulundurulursa öğrencileri dışarıda daha çok zaman geçirmeye teşvik etmek iyi bir önlem olabilir.”