Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

2 Şubat 2022

Öykü

Kıymık

Deniz Köker

Paylaş

1

0


“Teşvikiye, Kurtuluş Sokak Yedi Numara... Navigasyona yaz aşkom, geç kalırsak  hayatta beklemez o havalı herif.”

Son bi aynaya bakayım. Şu lanet burun hiç olmuyor ayol. Şu ucu yine bi sivri. Kanatlara bak, havaalanı mübarek. Ay umarım bu seferki sosyetik herif halleder.

“Ay patlama ayol aşko, bi arayayım çıkmadan muayenehaneyi ne olur ne olmaz.

Alooo ben Aykut Can, ikide randevum vardı. Bi değişiklik yok di mi şekerim? Tamam geliyoruz.”

“Gelmez olaydın benimle Berk! Sıcak çok sıcak hava evet. Napalım ayol. Bu randevuyu ne zor aldım biliyor musun sen?”

“Aykut’um Can’ım, bu kaçıncı burun ameliyatı? Bu herif de kesicez biçicez derse tam beşinci operasyon olacak.”

“Öf tartışamam senle şimdi. Kaygılı bi suratla gitmek istemiyorum adamın karşısına. Güzel görsün beni. Sür sen, önüne bak. ”

Haklı ha. Hava leş gibi sıcak. Yine bekliyor bizi bıçak. Ay anlamaz bu Berk manyağı. O beni her halimle seviyor. Aynadaki beni görmüyor. Döneyim kafayı, yan tarafı seyredeyim. Geçen seferki, nasıl yaptığı burnu beğenmedim diye psikiyatriye yönlendirdiydi. Bilmezsem kaynağını daha çok kestirirmişim.

Bilmiyorum dedim, bilmiyorum ne anlatayım ki size. Çocukluğunu anlat dedi. Tamam da neresini? İlk aklına geleni. Nasıl da aklıma hemen gelmişti o anahtar deliği. Ben onu kazıp kazıp en derine defnetmemiş miydim ayol? Gittim yedi yaşında kız Aykut diye sokakta bağırdıkları günlere. Niye bana öyle bağırıyorlardı ki? Leş toprak sahada futbol maçı yaparlardı, hiç takıma almazlardı. Kız Aykut geliyor kaçın derlerdi bazen kukalı saklambaç oynarlarken. Aman çok meraklıydım, onların sokak çocuğu kokan arkadaşlıklarına. Anlamıyordum, ne farkım vardı diğerlerinden. Bana kendim gayet normal geliyordum. Normal ne ayol. O güne gitti birden maymun zihin. Küçük ellerimi dayamışım ahşap mavi kapının kenarlarına. Abim kazanla su kaynatılmış, yıkanıyor banyoda. Tek gözüm küçük delikte. Seyrediyorum. Kaynamış su buharının arkasındaki benden biraz büyük erkek bedenini. Anam ikinci suyu kaynatmış, çıngır çıngır geldi içerden. “Abov Allah belanı versin, ne bakıyon lan?” diye. Yüreğim oynadı yerinden. Ham ahşaptan çekerken parmağımı öküz gibi bir kıymık girmesin mi? Ay ne acıdı günlerce. Zeytinyağı sürdü anam sonra, ucu yakılmış iğneyle yokladı, dürtükledi, oydu. Çıktı mı, çıkmadı mı emin de olamadım. Bence hâlâ orada. Hah işte dedi psikiyatrist buymuş! Suçluluk duymuşum da, bilinçaltımda kendimi cezalandırmışım da, burun penisi simgeliyormuş da. Hah onun için beğenemiyorum burnumu bi türlü bu mu yani?

“Bunu kabul et hayatım çok güzelsin. Oynama oranla buranla daha fazla.”

“Beeerk, çok tatlısın bebişim. Ama bikaç küçük detaya aklım takılıyor. Ve gözüm de! Oraları da düzelttik miydi tamamım inşallah!”

“İnşallah öleyim de senin öyle heriflerle fotoğraflarını bi daha görmeyeyim.”

Annemin sözlerine ışınlanmak… O hayalkırıklığı saçan gözlerine. Gözüme bakmamak için, babamın duvarda asılı duran memur kılıklı fotoğrafına bakan annem karşıma geldi yine bak. Almış tek ayağını altına. Dizini dövüyor avcunun içiyle. Nafile. İçimdeki şeytanları öyle çıkartamazsın demek istiyorum. Demiyorum. Ben onun için lekeli, defolu, buruşturup atılası bir fabrika hatasıyım. Başparmağımın ucuyla oynuyorum, kıymığın etimi deldiği yerle. Çıktı mı çıkmadı mı bilmediğim.

Orda biyerde olmalı namussuz. Acıtıyor çünkü canımı arada. Mesleğimi anlatmaya çalışmak falan boş iş. Modaymış, fenomenmiş falan uzun iş. Dinleyeyim, başımı eğeyim, Allah korusun anam ne ölmesi diyeyim. Ve defolup gideyim.

“Gitme daha fazla Berk! Dur dur bak şurada İspark var. Yürütme beni anasının nikâhına kadar. Adam dibine kadar sosyetik, terli terli girmeyelim içeriye.

Kardeeeş, biz bi saatte döneriz ne kadar park ücreti?”

“Teşvikiye, Kurtuluş sokak yedi numara. Hedef sağda… Hedef sağda.”

“Ay navigasyon kadar… Bi sus. Berk sustur şunu!”

 Susar inşallah bu sefer vicdansız bellek. Hayır ben inanmıyorum da böyle şeylere. Ne bileyim. Burun burundur sonuçta. Değil midir? Bak yine kaşınıyor kıymığımın yeri…    

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Rotterdamlı Erasmus: Dünyayı aydınlata..Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Alara Beykan

17 Mayıs 2026

Cıvıltıların Yokluğuna Kulak Veren Çoc..

Romanın çizdiği kent manzarası da fiziksel bir dönüşümü olduğu kadar algısal bir değişimi de görünür kılıyor.Kentte yaşamanın doğal bir parçası gibi kabul ettiğimiz uğultu içinde, eksilen şeyleri fark etmek giderek zorlaşıyor. Sürekli akan trafik, bitmeyen ..

Devamı..

Balzac’ın İnsanlık Komedyası ve Hinduizm

Harsh Trivedi

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024