Mark Rothko’dan Sanatın Gücü ve Resimlerinin Nasıl Okunma(ma)sına Dair
21 Ekim 2019 Plastik Sanatlar Sanat

Mark Rothko’dan Sanatın Gücü ve Resimlerinin Nasıl Okunma(ma)sına Dair


Twitter'da Paylaş
0

“Resimlerimin önünde gözyaşı döken insanlar, onları yaparken deneyimlediğim dini süreçten geçiyorlar.” – Mark Rothko

1956 yılının ocak ve temmuz ayları arasında sanatta bir dönüm noktası oldu: Soyut ve gerçekçi sanat karşı karşıya geldi. Güzel sanatlar, tuvallerdeki “organik” ve “şekilselcilik” ile ilgili kararsızlığa son vermeye çalışıyordu. Bu dönemde yazar, şair, eleştirmen ve entelektüel Selden Rodman (1909-2002) dönemin önde gelen bazı sanatçılarıyla söyleşi yaptı. Bu sanatçıların arasında ünlü ressam Mark Rothko da vardı.

Jackson Pollock’un sanat ile ölüm üzerine fikirlerine değinen ve Frank Lloyd Wright’ın diğer mimarları eleştirdiği cesur eleştirisinin bulunduğu antoloji Conversations with Artists'teki Rothko ile yapılan söyleşi de bir o kadar eğlenceli ve içten.

Birçok söyleşinin aksine, Mark Rothko ile yapılan söyleşi, sanatçının atölyesinde yer almadı. Bu iki adam birbirleriyle Whitney Museum Annual’da karşılaştılar. Rodman genelde “işleri konusunda hassas” olan Rothko’nun, o gün özellikle huysuz olduğunu anlatıyor. Satıcısının Rodman’a The Eye of Man kitabında kullanmak üzere resimlerinden birini kopyalamasına izin verdiği için kızgın. Rodman konuşmayı anlatıyor:

“Janis’in izin vermeye hiçbir hakkı yok,” diyor, bana ve yayıncıya dava açmayı düşündüğünü ekleyerek.

“Yapsaydın Mark,” dedim gülerek, “Yapmalıydın. Bu soyut ekspresyonizme benim yapabileceğimin de ötesinde bir görünürlük sağlardı.”

“Bir konudan emin olabilirsin,” dedi rahatlayarak, “Ben soyut sanatçı değilim.”

“Bana göre öylesin,” dedim. “Renklerin uyumu ve ilişkisi konusundan muazzam seviyede ustasın. Bunu inkâr mı ediyorsun?”

“Ediyorum. Renklerin ilişkisi, form ya da başka bir şeyle ilgilenmiyorum.”

Mark Rothko, No.5/No.22 (Kanvas üzerine yağlı boya, 1949-1950)

Rothko sonrasında kendine has ve anlık şikayetlerinden sanatın gücüne dair Tolstoy’un “duygusal anlatımcılık” kuramına ve sanatın psikolojik işlevine değinerek daha genel ve sonsuz bir izlenim çıkarıyor (yine de Rodman’ı sevimli bir inatçılıkla paylamayı başarıyor):

“Yalnızca insanın temel duygularını yansıtmakla ilgileniyorum: Trajedi, coşku, keder ve buna benzer duygular. Ve insanların resimlerim karşısında kendilerini kaybetmeleri ve ağlamaları bu temel duyguları ilettiğimi gösteriyor. Resimlerimin önünde gözyaşı döken insanlar, onları yaparken deneyimlediğim dini süreçten geçiyorlar. Eğer sen, dediğin gibi, sırf renk ilişkisinden etkileniyorsan, asıl meseleyi kaçırıyorsun demektir!”

Çeviren: Burçak Bayram

(Brainpickings)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR