Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

8 Eylül 2020

Öykü

Mevsim Bakışlım

Şehri Çabuk

Paylaş

3

0


Hayat karmakarışık bir rüyanın içine patadanak düşürmüştü beni. Tek bildiğim, bir gün onsuz olacaksam, nasıl onsuz, yıkılmadan dümdüz ayakta durmam gerektiğini bilmememdi. Bu vakte kadar gelip geçici acıların ne kadar amatörce olduğunu; acıyı tam anlamıyla bilmeyi, tecrübe etmeyi ne kadar çok istedim anlatamam. O giderken acıyı ezberlemeyi… Nehrin akıntısına kapılmış bir dal gibi köprüsüz tüm nehirleri bata çıka geçmeyi, güneşin en parlak ışığında yanmayı, yağmurlarda ıslanıp damlaya damlaya göl olmayı, onun kokusunun hafiflediği yolları takip edip yeni bir yaşama varmayı… Fakat olmadı. Unutamadım.

Mualla, köprü altında terziydi, müzik eşliğinde ışık diken. Söndürürdü bütün ışıkları, güneşi saklardı namussuzlardan. Sonra sevişirdi sabahlara dek benimle. Kimsenin sonu olmak istemiyordu, ilki de. Her an bir operaydı onunla olduğum saatler. Saçlarının dalgasında yanardı içim onun gittiği saatlerde. Gitme, derdim, ne olur gitme. Mualla, mevsim bakışlı. Ay bakışlı kadın.

Seyfi uğrardı ara sıra, kendime gelmemi, hayatı bir ucundan tutmamı söylerdi. Dışarı çıktıkça yanına uğrardım, Seyfi iki laflar, sonra işim var der, tezgâhı bana bırakırdı. Şehremini’de takılırdı ekseri. Bazı geceler beni de alır Şehremini’ye içmeye götürürdü. Benim babadan kalma dükkânın köşesinde yıllardır tezgâh açardı. Plak, kaset, kırkbeşlik satardı. Tezgâhında bir Zeki Müren plağı vardı, kimselere vermezdi. Benim de çok kez istemişliğim vardı plağı, içinde Mualla’nın en sevdiği şarkı. “Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına / Ey ufuklar diyorum yolculuk var yarına / Ayrılık görünmüşken yar tutmuyor elimden / Misafirim bugün ben gurbet akşamlarına.” Canımı al, isteme arkadaş derdi. İsteme! İçerdik gece yarılarına kadar. Üstümü örter kapıyı çeker çıkardı Seyfi. Yarın yine aynı güne uyanmak üzere uyurdum.

Hafiflemeden uyanırdım. Aynı şekilde yüzümü yıkar, kapıcı Ayhan Efendi’ye siparişlerimi verir, aybaşlarında babamdan kalma dairelerin kiralarını toplamak için sokağa çıkar, aynı kahveye uğrar, aynı bayat çayı içer, aynı yollardan geçer, aynı eve gelirdim. Aynı balkonda oturur, mahalleden gelip geçenleri seyre dururdum. Fakat Muallaya benzer hiçbir kadın göremezdim. Bunların hiçbirini bilmezdi Mualla. Bilemezdi.

Kiraları toplamaya çıktığım bir gün yine uğradım tezgâha. Seyfi, Bundan sonra bu tezgâha sen bak, dedi. Bütün plak, kaset, kırkbeşlikler senin. Zeki Müren de mi, dedim. Evet, dedi. Seyfi gitti günlerce uğramadı tezgâha. Ben de, yarı zamanlı bazı günler açtım tezgâhı, bazı günler oralı bile olmadım. Plağı aldıktan sonra Şehremini’ye de gitmedim. Nasılsa para lazım olduğunda gelir diye mi düşündüm yoksa tüm çabam plağa kavuşmak mıydı hâlâ kendime açıklayamıyorum. Oysa gideceği yeri olmadığını da bilirdim Seyfi’nin. Onun hakkında tek bildiğim buydu. Anlatmazdı. Sormazdım ben de. O çokça dinleyiciydi.

Senin beni duymamandan korkuyorum. Seni sevdiğimin senin için artık bir önemi olmamasından… Sesini duyduğumu sanıyorum. Havasız kalıyorum açıklıkta. Her zaman oturduğun yerde görüyorum seni. Başımı çeviriyorum yok oluyorsun. Sonra bir ses duyuyorum şarap bardağını atıyorsun elinden. Tuzla buz oluyor kadeh, yer gök cam kırıkları doluyor. Yürüyemiyorum. Hava karanlık. Ayı çalmış namussuzlar. Yıldızlara bakıyorum saçlarına yağıyor, canım acıyor diyorsun saçlarını okşuyorum. Ellerim ellerim saçlarını okşadıkça daha çok kanıyor. Yerdeki cam kırıklarına basarak uzaklaşıyorsun. Gitme diyorum. Ne olur gitme. Mevsim bakışlım. Gitme.

Tezgâhı açmadığım bir gün, ikindi vaktiydi karakoldan geldiler, ne olduğunu anlamadan apar topar alıp götürdüler beni. Sokağın yakınında bulmuşlar ölüsünü… Cebinden çıkan mektup banaymış. Gereksiz birçok soru sorup teslim ettiler mektubu. Plağı sevdiği kadına almış. Mevsim bakışlı kadına… Eve gidip son ses açtım. “Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına.” Sabah ezanına kadar tekrar tekrar dinledim. Beni duysun istedim Seyfi. Beni duysun. Sabah ezanı ile Şehremini mezarlığına, Mualla’nın yanına defnettik Seyfi’yi. Mektupta yazdığı gibi.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

The Crown’un 4. Sezonunu İzlemeniz İçi..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

3 Mart 2025

Cesaret

Twombly’ninki ekfrastik şiir değil, ama Barthes bunlara tam resim de denemez, diyor. Kaligrafiyle ve yazıyla ilgisini açıklıyor.Önümde beyaz bir sayfa var. Bu bir bilgisayar ekranı, bir kağıt, ya da bir tuval olabilir. Üstüne her şeyi yazmak ya da çizmek benim elimde. Aynı anda sayfa da bana ..

Devamı..

Kurmacada Bakış Açısı: Birinci Tekil Ş..

Simon Laroche

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024