Et yemek aklıma gelen en mide bulandırıcı şeydir. Bu, dişlerini büyükannene geçirmek gibi.
Morrissey’i nasıl bilirsiniz, diye sorsak sevgi dolu tasvirler içeren sayfalar kucağımıza düşüverir. Tüm tanımların ötesinde pek çoğumuzun gözünde modern çağın ozanıdır kendisi, hislerini önce söze, sonra sese taşıyandır. Kraliyet ailesine karşı duruşuyla bilinir, pop liderlerine takındığı sert tavırlar konuşulur. Ama en çok, The Smiths döneminden bu yana insanın yüreğine dokunan şarkılarından olmalı, kişi bir anda “52’sinde küçük bir çocuk” olan ozanın hayranlarından birine dönüşür.
Benim gözümde ise Steven Patrick Morrissey’i yücelten özelliği, dürüst bir hayvansever oluşudur. “Dürüst” diyorum, çünkü çoğu insan hayvanseverliği sokak kedilerini besleyip zavallı kutup ayılarına üzülmek zanneder. Buraya kadar güzel, ama aynı kişi, akşam yemeğinde önüne gelen pirzolayı sorgulamaz.
Hayvanların herhangi bir amaçla öldürülmesine, işkence görmesine, yavrularından ayrılmasına karşı olan Morrissey, bu duruşunu sert söylemlerinin yanı sıra dünyanın en aktif hayvan hakları savunucusu organizasyonlarından biri olan PETA (Hayvanlara Etik Muamele İçin Mücadele Edenler - People for the Ethical Treatment of Animals) kampanyalarında sıklıkla boy göstererek de sergiliyor. Sanatçı, Ekim ayında yayımlanan otobiyografisinin ciltli ve imzalı baskısını PETA yararına açıkartırmaya açtı. Kitap, eBay adlı online satış platformunda 8.300 sterlinden alıcı buldu. Açıkartırma sonuçlarını internet sitesinden duyuran PETA, kampanyalarında sıkça görmeye alıştığımız Morrissey için şunları söyledi:
“İster et endüstrisinin kesip parçalara ayırdığı inekler, tavuklar ve domuzlar, isterse kürk endüstrisinin kürkleri için elektrik akımı vererek öldürdüğü hayvanlar olsun, Morrissey tüm bunların karşısındadır. Yardıma ihtiyacı olan hayvanların bugüne dek Morrissey’den daha yakın bir dostu olmamıştır.”
Çocukluğundan beri vejetaryen olan sanatçının bir röportajında, “Et yemek aklıma gelen en mide bulandırıcı şeydir. Bu, dişlerini büyükannene geçirmek gibi,” dediğini de hatırlatalım.
Penguin Classics serisinden çıkan Autobiography daha ilk haftasında 35.000’e yakın bir satışla 2013 yılının çok satanları arasına girmişti. Kitabın Guardian’da yayımlanan Terry Eagleton imzalı bir eleştirisinde, Autobiography’nin yeni bir kariyerin başlangıcı olabileceği de belirtilmiş, hatta Booker ödülüne adaylıktan bahsedilmiş.
Terry Eagleton tahmininde yanılmamış, şarkılarıyla kalplerimizi fetheden Morrissey, otobiyografinin ardından kurgu dünyasının kapılarını da aralıyor. Otobiyografisinin bugüne dek yaptığı tüm albümlerden başarılı olduğunu ifade eden sanatçı, okurlardan aldığı bu motivasyonla yazmaya devam kararı almış ve bir romana başlamış. Merakla bekliyoruz...