Mucha’nın Afiş Tasarımları Nasıl Art Nouveau’nun Yüzü Oldu?

Mucha’nın Afiş Tasarımları Nasıl Art Nouveau’nun Yüzü Oldu?


Twitter'da Paylaş
0

"Eserlerimin amacı hiçbir zaman yok etmek değildi. Yaratmak, köprüler kurmaktı, çünkü insanların bir araya geleceğini umut ederek ve birbirimizi ne kadar iyi anlarsak bunun o kadar kolay gerçekleşeceğine inanarak yaşamalıyız."

İlk bakışta Mucha tarafında yapıldığı anlaşılan eserler şeftali, altın ve koyu sarının narin tonlarında dekoratif botanik motiflerle çevrili uzun saç modelleri ve akan giysileriyle güzel kadınları tasvir ediyor. Çek sanatçı, başlangıçta efsanevi aktris Sarah Bernhardt'ın özgün poster tasarımları ile ün kazandı, ancak bugün yenilikçi afişleri, posterleri ve dekoratif eserleri ile tanınıyor. Mucha her ne kadar resimlerinin Art Nouveau ile birlikte anılmasından rahatsız olsa da posterlerin eşitlikçi doğası, birçok kişiye Mucha tarzını tanıtmada etkili oldu. 

Alphonse Mucha 1860 yılında Avusturya'nın Habsburg İmparatorluğu'nun Slav eyaletlerinden biri olan küçük Moravya kasabası İvançice'de, Çek kültürünün artan Almanlaşmasına karşı bir tepki olarak, milliyetçiliğin yaygın olduğu çağda doğdu. Bundan dolayı sanatı, ulusunun kültürünü yansıtmak için kullanabileceği bir araç olarak gördü. Prag Güzel Sanatlar Akademisi tarafından reddedilmesi bu hedefi gerçekleştirmesini bir müddet engelledi. Mucha Viyana'da tiyatro sahnesi ressamının çırağı, ardından Moravya kenti Mikulov'da portre ressamı olarak geçimini sağlamak zorunda kaldı. Yetenekleri iki önemli ismin dikkatini çekti ve onların yardımları sayesinde Münih ve Paris’te eğitim aldı. 

Mucha ününün hızla yayılmaya başladığı 1894 yılına kadar Paris’te illüstratör olarak çalıştı. 1894’te efsanevi tiyatro oyuncusu Sarah Bernhardt, yönettiği ve oynadığı tiyatro oyunu Gismonda’nın afişini yapsın diye Mucha’yı görevlendirdi. Prag’daki Mucha Vakfı’nın küratörü Tomoko Sato bu konuyla ilgili “Sarah Bernhardt’ın afiş siparişini ciddiye alış şekli kayda değerdi,” dedi. Üzerinde zarif bir şekilde işlenmiş elbise ve başında çarpıcı bir orkideyle Bernhardt’ı Gismonda rolünde resmetti. 

Afiş Ocak 1895’te Paris’teki panolarda belirmeye başladığında fazlasıyla ses getirdi. Litografik baskının gelişmesi sayesinde, Mucha, Henri de Toulouse-Lautrec ve Théophile Steinlen gibi tasarımlarında cesur davrandı. Paris poster sanatının altın çağına girdi, sokaklar açık hava sanat sergilerine dönüştü. Yine de Mucha’nın tasarımlarının o zamana dek eşi benzeri görülmemişti. Eserin pastel tonları, daha önce kullanılan koyu renkli poster tasarımlarıyla zıtlık oluşturuyordu. Ancak en büyük fark Mucha’nın afişlerinin boyutlarından kaynaklandı. Eni dar ve gerçeğe uygun boyutlardaydı. Sato’ya göre aşırı dar boyut, bir dönem Fransa’ya yoğun bir şekilde ithal edilen Japon parşömen tomarlarından esinlenmişti.

Verdiği siparişten memnun kalan Bernhardt Mucha’yı tiyatroda sanat yönetmenliği yapması için davet etti. Mucha böylece Bernhardt için altı poster ortaya çıkardı. Bu posterler Mucha’nın Divine Sarah (Kutsal Sarah) portresinin akıllarda kalıcı imgesini yaratmasında etkili oldu. Ünlü oyuncuyla iş birliği içinde olması daha fazla siparişe neden oldu ve bir artist olarak gelişimine katkıda bulundu. Bernhardt’ın ikonik resimlerini yapmak için sık sık onun oyunlardaki performansını izledi ve “hareketlerinin kendine has büyüsüne” dikkatini verdi. Onun için tasarladığı kostümler hareketlerini güzelleştirmek için hazırlandı. Bernhardt oturup kalktıkça ve döndükçe elbisenin şeffaf kumaşı etrafında döndü. Bu akıcı hareketler daha sonra Mucha’nın dekoratif işlerinde kendini gösterdi.

The Times of the Day, 1899

Parisli matbaacı Ferdinand Champenois, Mucha’nın eserlerinin ticari değeri olduğunu fark etti ve sanatçıya ticari bir sözleşme teklifi sundu. Mucha, JOB sigara kağıdı (1896), Chocolat Idéal (1897) ve Moët & Chandon (1899) gibi markalara afiş tasarımı yapmaya devam etti. “Mucha Kadınları” diye hitap edilen figürleri içeren afişler, ürünlerin verimliliğinden ziyade cazibesini aktarıyordu. Ayrıca diğer bir yeni akım başlattı: Ev içi kullanım için dekoratif panellerin oluşturulması. Mucha’nın keyifli estetiği, mükemmel botanik fonlara göre ayarlanmış temaları şekillendiren kadınları içeren The Times of the Day (Günün Zamanları, 1899) ve The Flowers (Çiçekler, 1898) gibi panel serilerinde kendini gösterdi. 

Bunlara rağmen hâlâ vatanseverlik duygularına sahipti, bu nedenle eserlerinde Slav motiflerini de kullanmaya başladı. Moravyalı halk sanatından esinlenmiş çiçekler ve Bizans simgelerini hatırlatan diskler eserlerini süsledi. Byzantine Heads’de (Bizans Başları, 1897) lüks saç süslemeli iki kadın figürü, Moravya işçiliğinden etkilenerek enfes bir lale deseniyle çevrelenmiş dairesel çerçevelere yerleştiriliyor. The Seasons (Dört Mevsim, 1896) dekoratif resminde ise Çek Barok kiliselerinde bulunan motiflerden ve geometrik şekillerden yararlanıyor. Mucha’nın başarısı kısmen iyi zamanlamanın bir ürünüydü: Fransa, Rusya ile yakın kültürel ilişkilere sahipti. 1896’da Çar Nicholas II Fransa’yı ziyaret etmişti, Rusya’ya olan hayranlık büyümekteydi. 

Mucha’nın ününe ün katılıyordu. 1896'da Fransız sanat dergisi La Plume'nin kurucusu şair ve roman yazarı Léon Deschamps, Mucha'yı Salon des Cent'e katılmaya davet etti. Ertesi yıl orada büyük bir retrospektif sergi açtı. Sanatçıya adanmış La Plume'un altı baskısı, sergi kataloğu görevi gördü. Sergi Mucha’nın adının Avrupa’nın geri kalanında duyulmasına yol açtı. 

Bu dönemde Mucha’nın tarzı, Art Nouveau ile birlikte anılmaya başlandı. Akımın kullandığı doğal motifler ve akışkan, organik çizgiler Mucha’nın çalışmalarıyla birçok ortak özelliğe sahipti. Yine de Mucha akımı küçümsüyordu. Sato Mucha’nın bakış açısını şöyle açıkladı: “Ona göre Art Nouveau yeni sanattı. Oysa o sanatın kalıcı, evrensel ve zamansız olması gerektiğine inanıyordu.” Ne var ki Mucha’nın sanatı Art Nouveau estetiğinin daha da popülerleşmesine neden oldu. Afişleri ve grafik eserleri sokaktaki herkes tarafından görülebiliyordu ve Tiffany lambalar ya da Lalique cam eşyaları gibi lüks objeleri satın alma imkânı bulamayanlar tarafından satın alınabiliyordu.

Slav Epic koleksiyonundan 

1904’te Mucha iki aylığına New York’a gitti, orada bir ünlü gibi karşılandı. Leslie Carter gibi Amerikalı aktrisler için posterler hazırlasa da Mucha'nın ABD'deki öncelikli hedefi, Slav Epic (Slav Destanı) adında bir proje için para toplamaktı. Bu proje Slav birliği adına anıt olarak tasarladığı yirmi resimden oluşuyordu. 

1910’da memleketine döndü, Çek kültürünü destekleyen her türlü resim siparişine açıktı. 1911 tarihli Princess Hyacinth (Prenses Sümbül) eseri Çek besteci Oskar Nedbal'ın bale-pantomimi için yaptığı bir afişti. Bu çalışmada peri masalı etkileri hissedilir. Mucha tamamladığı Slav Epic'i bağımsız bir Çekoslovakya'nın kurulmasından 10 yıl sonra 1928'de Prag’da sunmayı başardı. Ne yazık ki yalnızca on bir yıl sonra Naziler şehre geldiler. Mucha tanınan bir Çek vatanseveri olduğundan tutuklandı ve Gestapo tarafından sorgulandı. Hem ruhu hem bedeni zayıf düştü, serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra öldü.

Mucha dahil, önemli birçok Çek’in mezarını bulunduran Slavin Anıtı’nda şöyle yazıyor: “Ölseler de hâlâ bizimle konuşuyorlar.” Mucha’nın eserleri tam olarak bunu yapıyor. Daha çok 20. yüzyılın en önemli ve eşitlikçi görsel iletişim biçimlerinden biri posterler aracılığıyla yayılan çalışmaları halkın hayal gücünü harekete geçirmeye devam eden göz alıcı bir dönemi tanımladı. Eşsiz tasarım anlayışı ve duygulara hitap eden güçlü çizgileri en ticari eserlerinin bile asıl amaçlarını aşmalarını sağladı.

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Artsy)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR