Listedeki dizi ve belgeseller, toplumları etkisi altına alan sistematik ırkçılığa ışık tutuyor.
George Floyd’un öldürülmesi ve dünya çapında protestoların başlaması üzerinden günler geçti. Açık olan bir şey var: Olayların bu hale nasıl geldiğini anlamamız için kendimizi eğitmemiz şart. Yapabileceğimiz şeylerden biri, kurumsal ırkçılık üzerine yazılan kitap ve makaleleri okumak, diğeri ise Netflix’te ırkçılık ve beyaz ırkın üstünlüğü düşüncesinin en korkunç yanlarını konu edinen belgesel, dizi ve filmleri izlemek. Netflix, Malcolm X ve Marsha P. Johnson gibi önde gelen aktivistlerin hayatlarına ve Amerika’nın yozlaşmış adalet sistemine hızlı bir giriş yapmak için gerekli bilgileri içeren yapımlarla dolu. Bunlardan birkaçını Oggito okurları için derledik.
The Death and Life of Marsha P. Johnson (2017)
Siyahi trans aktivist Marsha P. Johnson’ı anmadan ne ırkçılık protestoları ne de New York’un merkezinde yer almış olan LGBTQ özgürlük hareketinden bahsetmek mümkün. 1992’de Marsha’nın cesedi Hudson Nehri’nde bulundu ve ölümüne dair sorular hâlâ cevaplanamadı. Polisler bu olayı intihar olarak damgaladı ve yeterli soruşturma yapılmadı. Bu Netflix belgeselinde New York Şiddete Karşı Mücadele Projesi'nden Victoria Cruz, Marsha’nın ölümünden önce ve sonra atılan her adımı izlemeye çalışarak davayı ele alıyor. Suç, ayrımcılık ve polis ilgisizliğinin kasvetli bir açıklaması, kesinlikle izlenmesi gereken belgesel.

13th (2016)
Bu belgesel, köleliğin ortadan kaldırılmasının ardından devletin gelişimini anlatıyor. ABD ekonomisinde ucuz hapishane işçilerinin yerini ve sistemin, siyahileri sık sık hapse atmak için nasıl tasarlandığını gösteriyor. Ayrıca, haklarından mahrum edilmiş siyahi toplulukları tuzağa düşürmek için tasarlanan yasalara ışık tutuyor.
LA 92 (2017)
Bu belgeseli izlerken şimdiki protestolar ile 1992'de Los Angeles'ta gerçekleşenler arasındaki göze çarpan benzerlikleri görmek zor değil. Los Angeles’taki olaylar, dört polis memurunun siyahi genç Rodney King’i ölesiye dövmesi sonucu başlamıştı. Tepkiler üzerine polislere dava açıldı, ancak Los Angeles’ta tarafsız bir duruşma yapılamayacağı endişesiyle dava, şehrin beyaz kesiminin yoğun olduğu, hatta jüri üyelerinin çoğunun beyaz olduğu bir mahkemeye taşındı. Doğal olarak, davada varılan sonuç bu durumdan etkilendi ve yoğun bir protesto dönemi başladı. Belgesel zaman zaman yorum yapmaktan kaçınsa da adalet yerini bulmadığında olayların ne kadar büyük hızla ilerlediğini gösteren önemli bir yapım.
Trial by Media – “41 Shots” bölümü (2020)
Medyanın mahkeme kararı üzerindeki etkilerini gözler önüne seren bir belgesel. “41 Shots” adlı bölümde Gineli göçmen Amadou Diallo’nun 1999 yılında NYPD memurları tarafından öldürülmesi anlatılıyor. Kendi evine girmeye çalışırken kırk bir kez vurulan Amadou Diallo’ya saldıran polis memurları beraat etti. Diallo saldırıya uğradığında silahsızdı ve olayı çatışmalar takip etti, olay New York ve diğer birçok şehirde öfkeli tepkiler aldı. Bölümde sivil haklar hareketinde Al Sharpton gibi önde gelen isimler, bize günümüz için geçerli dersler veriyor.
The Innocence Files (2020)
Bu belgesel, Masumiyet Projesi ve projeye bağlı kuruluşların vurgulamak ve tersine çevirmek için çalıştığı, yanlış şekilde yargılanan sekiz vakanın arkasındaki kişisel hikâyeleri detaylandırıyor. Amerika’nın güvenilmez ceza ve adalet sisteminin portresini çiziyor. 80'lerde ve 90'larda kullanılan bazı şüpheli suçlama tekniklerine ışık tutuyor ve bunların, çok sayıda masum insanın hapsedilmesine yol açtığının altını çiziyor. Masumiyet Projesi, ABD'de DNA kanıtı ile suçlanan 367 tutuklu insanın yüzde 61'inin siyahi olduğunu belirtiyor.
When They See Us (2019)
Gerçek olayları baz alan seri, 1989’da Central Park’ta yaşanan saldırıdan sorumlu tutulan ve suçsuz yere yargılanan beş siyahi çocuğu konu ediniyor. Dizi, masum birey ya da bireylerin son derece hızlı bir şekilde suçlu portresinin çizilebileceğini gösteriyor. Adaletsizliğin güçlü bir incelemesi – yalnızca sistematik ırkçılığın değil, aynı zamanda Amerikan toplumunda siyahi bir çocuk olmakla birlikte gelen her türlü mahrumiyetin etkileri gözler önüne seriliyor.
Who Killed Malcolm X? (2020)
Altı bölümlük dizide sivil haklar hareketi lideri Malcolm X suikastını çevreleyen şaşırtıcı ayrıntılarla ilgili kendi araştırmasını başlatan aktivist Abdur-Rahman Muhammad'i takip ediyoruz. Suikasttan sonra üç adam hapse atıldı: Talmadge Hayer, Norman 3X Butler ve Thomas 15X Johnson. Hayer suçlu olduğunu kabul ederken diğer ikisi her zaman masumiyetlerini korudu. Her ikisi de serbest bırakıldı, ancak soru önemini koruyor: Malcolm X'i kim öldürdü? Masumiyet Projesi yine ortaya çıkıyor ve adaletteki boşlukları doldurmak için araştırma yapıyor. Malcolm X'in öldürülmesinden elli beş yıl sonra, Manhattan bölge vekili, cinayeti yeniden araştırıp gözden geçiriyor ve adalet için acımasız savaşı sona erdiriyor.

What Happened, Miss Simone? (2015)
Amerikalı şarkıcı, piyanist ve insan hakları savunucusu Nina Simone’un hayatını konu edinen biyografik belgesel film. Sanatçının sivil haklar için mücadelesini temel alıyor.
Strong Island (2017)
Belgesel, kardeşinin ölümü ardındaki haksızlığı anlatan yönetmen Yance Ford’un elinden çıktı. Yirmi beş yıl önce Yance’in kardeşi William, on dokuz yaşındaki mekanikçi tarafından öldürüldü. O sırada silahsız olan William’a karşı kendini savunduğunu söyleyen adam serbest bırakıldı.
Seven Seconds (2018)
On beş yaşındaki Afrikalı-Amerikalı çocuğun ölümünü konu edinen karanlık bir atmosfere sahip olan polisiye dizi, Yuri Bykov tarafından yazılmış ve yönetilmiş Rus filmi The Major’a dayanıyor.
Çeviren ve hazırlayan: Aslı İdil Kaynar







