
Yazma Üzerine Sohbetler, Ursula K. Le Guin
Kurmaca, şiir ve kurmaca dışına odaklanan üç ayrı söyleşiden oluşan bu sohbetlerde, yazmanın zorluk ve ödüllerini, inceliklerini ve püf noktalarını tartışıyor Ursula K. Le Guin. Bunu yaparken de hem yazar olarak birikiminden hem de "yaşanan bilgelik" haline gelmiş tecrübelerinden bekleneceği üzere pek çok konuya değiniyor. Yazma zanaatının teknik detaylarından dilin ahlaki meseleleri yansıtma ve kullanma biçimlerine, yazının ritminden şiirin müziğine, yayıncılık piyasasından kadın yazarların edebi kanondan dışlanmasına, "öteki"nin perspektifinden yazmaktan siyaset, bilim ve doğaya uzanan geniş bir yelpaze bu.
"İyi bir söyleşinin hiç bitmemesini istersiniz," diyor Le Guin. Nitekim yazarın kendi eserlerinin yanı sıra, etkilendiği ve ilham aldığı bazı eserlerden alınan pasajlarla da zenginleştirilmiş olan bu sohbetlerin tadı okurun damağında kalıyor. Hayranlarına Le Guin'i daha iyi tanıma fırsatı sunan bu kitabın, yazarı henüz tanımayanlar için de güzel bir tanışma vesilesi olacağını umuyoruz.
Çeviren: Özde Duygu Gürkan, Metis Yayıncılık, 2020
Asansör, Salâh Birsel
Deneme türünün mihenk taşlarından Salâh Birsel 1001 Gece Denemeleri dizisinin en cümbüşlü ciltlerinden Asansör’de okurlarını erguvani bir yolculukla selamlıyor. Empresyonist tabloların pastel dokunuşlarında hülyalara dalarken tarihe tanıklık etmiş rengahenk çakılların parıldattığı kıyıları kulaçlıyor. Anıların çağıldadığı Beyoğlu sokaklarında gezinirken tozlu sayfalara sıkışmış anıları cilalamaktan geri durmuyor. Montaigne, Cicero, Rousseau, Hugo… Duyulmadık nice tarihsel anekdotu kendine has kalembazlıklarla aktarırken Antik Yunan’da bindiği zamanın asansörünü dünya sinemasının başyapıtlarından Metropolis’in distopik atmosferine ışınlıyor. Yalnız bir taş misali başladığı düşünsel yolculuğunda okuruyla çoğalıyor.
Sel, Haziran 2020
Delibo, Murat Uyurkulak
"Niye bu kadar istiyordu Delibo’yu bulmayı? Bağıran bir bitkiden hallice yaşayan bir adamla ne yapacaktı ki?"
Yusuf on sekiz yaşındayken hayatını mahvedip terk eylediği “baba ocağı” Bornova’ya seneler sonra geri dönmüştür. Tam da o günlerde aldığı bir haberle sarsılır: Çocukluk hatıralarının kahramanlarından, mahallenin sevgilisi ve bir nevi maskotu “deli İbrahim”, namı diğer Delibo, ardında iz bırakmadan bir anda sırra kadem basmıştır. Çocukluk aşkının da onun peşinde olduğunu öğrenen Yusuf’un aklı iyice karışacaktır. Zira artık ünlü bir dizi yıldızı olan ve Delibo’yu bulmak için her şeyini bırakıp Bornova sokaklarına dönen güzeller güzeli Yasemin, ondan ısrarla yardımını istemektedir.
Tol, Har, Merhume gibi unutulmaz romanların yazarı Murat Uyurkulak Delibo’yla İzmir’in sokaklarında dolanıyor ve hem tükenmeyen bir tutkunun hem de hayli kanıksanmış ülke gerçeklerinin izini sürüyor. Bu karnavalesk aşk romanında, akıllı ve duyarlı ama bir o kadar da yaralı ve öfke dolu Yusuf’un kurtulamadığı sevdasını anlatıyor. Beraberinde de hayatlarımızın içine sinip kabuk bağlamış meseleleri eşeliyor; eşitsizliği, haksızlığı, yoksulluğu, kini ve düğüm olmuş aile ilişkilerini gözler önüne seriyor – sakınmadan, lafı uzatmadan ve her zaman olduğu gibi sözünü esirgemeden.
Can Yayınları, Nisan 2020

Tuhaf ve Tekinsiz, Mark Fisher
Tuhaf ve tekinsiz dışarıda olanla, ait olmayanla, bilinmeyenle ilgilidir; garip olanı çağrıştırır. Mark Fisher’a göre tuhaf ve tekinsiz birbiriyle yakından ilişkili iki duygu, aynı zamanda 20. yüzyıla damgasını vuran birer üretim biçimidir; film ya da kurgu biçimi, kavrayış biçimi, hatta nihayetinde bir var olma biçimi.
Fisher Tuhaf ve Tekinsiz’de, bu kavramların insanın varlık ve yoklukla ilgili sorabileceği en temel soruları barındırdığını anlatıyor. Burada hiçbir şey olmaması gerekirken bir şeylerin olmasının sebebi nedir? Ya da burada bir şeyler olması gerekirken hiçbir şey olmaması nedendir? Belki de insanlık halinin tam olarak anlaşılabilmesi için incelenmesi gereken sınırda kavramlar olan tuhaf ile tekinsizi Fisher; H.P. Lovecraft, H.G. Wells, M.R. James, Christopher Priest, Joan Lindsay, Nigel Kneale, Daphne du Maurier, Alan Garner ve Margaret Atwood gibi yazarlar ile Stanley Kubrick, Jonathan Glazer ve Christopher Nolan gibi yönetmenlerin eserleri üzerinden inceliyor.
Mark Fisher, doktorasını Warwick Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. Radikal siyaset, popüler kültür ve müzik üzerine yazılar ve kitaplar yazdı.
Çeviren: Berkan M. Şimşek, Koç Üniversitesi Yayınları, Haziran 2020
Sevebilen Mutludur, Hermann Hesse
Yaşama anlam kazandıracak tek şey varsa o da sevgidir. Şöyle ki: Biz ne kadar sevebilir, ne kadar özveride bulunma gücünü gösterebilirsek, yaşamımız o ölçüde anlam kazanır” diyen Hesse’nin yapıtından oluşturulan Sevebilen Mutludur adlı seçkide yer alan öyküler, şiirler, masallar, notlar, aforizmalarda, Ben’den Sen’e doğru atılan adım ve iç dünyanın itici gücü olarak Sevgi, tıpkı insan yaşamının evrensel tarihindeki gibi leitmotiv olma özelliği taşıyor.
Başka başka bulgularla deneyimlenebilen, tanımlanabilen ve anlamlandırılabilen Sevgi’nin varolma biçimleri Hesse’nin sözcük paletiyle kendi rengini buluyor.
Çeviren: Kamuran Şipal, Yapı Kredi Yayınları, Haziran 2020

Salinger, David Shields
Salinger, sekiz yıllık bir araştırmanın ve iki yüzden fazla kişiyle yapılan özel röportajların ürünüdür. Belgesel film olarak da izleyiciyle buluşan bu çalışma aslına bakarsanız bir kitaptan çok küresel anlamda kültürel bir etkinlik halini almıştır.
Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın gözlerden uzak kalmak için özel bir çaba sarf eden yazarı Jerome David Salinger, elli yılı aşkın bir süre boyunca pek çok biyografinin yanı sıra döneminin gazete ve dergilerinin en sık rastlanan öznesi olmayı sürdürmüştür. Yine de basının tüm çabalarına rağmen, yazara giden iletişim kanallarının kapalı olması ve asılsız bilgilerin ortada dolaşması sebebiyle Salinger büyük bir gizem olarak kalmış, yaratılan mitin ardındaki bu karmaşık ve çelişkili karakter gün yüzüne çıkarılamamıştır.
“Salinger efsanesini tüm yönleriyle detaylandırıp ete kemiğe büründüren, bugüne dek yapılmış en kapsamlı çalışma.”
Çeviren: Ekin Can Göksoy, Pegasus Yayınları, Mayıs 2020

Neden Çocuk Kitapları Okumalıyız, Katherine Rundell
"Çoğu yetişkin, okuma sürecinin tek yönlü işlemesi gerektiğini düşünür zira bunun aksi gerileme, olgunlukta geriye gitme olarak görülür. Önce PeterveJane denen çift başlı canavarı, ardından Narnia'yı aşıp Patrick Ness ile devam edersiniz. Derken yetişkin edebiyatına geçerek zafer kazanır, sonra da hep orada kalır, bir daha asla geriye dönüp bakmazsınız çünkü geriye bakmak mevki kaybetmek demektir.
Ama insan yüreği tren gibi düz bir hatta ilerlemez. Okuma serüveni böyle bir şey değil, en azından benimkisi böyle değildi. Çocuk edebiyatını ıskartaya çıkarırsak, yetişkin gözüyle okuduğumuzda farklı bir simya yakalayacağımız zenginliklerle dolu bir mücevher kutusunu ıskartaya çıkarmış oluruz."
Son dönemin en önemli yazarlarından Katherine Rundell, çocuk kitaplarının hayal gücünün fitilini nasıl ateşlediğini, dahası nasıl yeniden ateşleyebileceğini; çocuk edebiyatının cüretkâr ve oyunbaz tavrıyla, nasıl olup da içimizdeki eski açlıkları uyandırıp dünyaya dair yeni bakış açıları oluşturmamızı sağlayabileceğini gösteriyor. Yetişkin okur için keyifli ve ikna edici bir deneme.
Çeviren: Şiirsel Taş, Domingo Yayınevi, 2020

Rodos ve İstanköy Türklüğü Ansiklopedisi, Mustafa Kaymakçı
Rodos ve İstanköy Türklüğü Ansiklopedisi’nde adalar Türklüğüne ait bilgiler, bir bütün halinde on beş bölümde verilmeye çalışılmıştır. Rodos ve İstanköy Türklüğü Ansiklopedisi klasik ansiklopedilerden farklı olarak, konular dikkate alınarak bölümler halinde yazılmış ve her bölüm içindeki maddeler de abc sırasına göre sıralanmıştır.
Ansiklopedi kaleme alınırken dilinin yalın ve anlaşılır olmasına da özen gösterilmiştir. Yabancı sözcük ve terimler yerine, onların Türkçe karşılıklarının bulunmasına gayret edilmiştir. Ayrıca gerekli görülen yerlerde dipçeler (dipnotları) ile açıklamalarda bulunulmuştur.
Eğitim Kitapevi Yayınları, 2020
İstanbul’un Son Yılanı Nasıl Öldü, Murat Nedim
Birbirinden ilginç onlarca karakter, tarihin belirli bir döneminde aynı mahallede bir araya gelmişler ve duyanların zihinlerini zorlayacak, yüzlerini güldürecek, kalplerini titretecek gerçeküstü hikâyelerin de bizzat kahramanı olmuşlar.
Evvel zamanların, gerçek hayallerin, olaylı gecelerin, macera dolu gündüzlerin, hayalperest çocukların, hatırı sayılır hatıraların hikâyesi; İstanbul’un bir köşesinde, kimsenin fark etmediği bir zamanda hayat buluyor. Murat Nedim, bizi kendi mahallesinde eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor.
Karakarga Yayınları, Haziran 2020
Piri-Kayıp Denizler Üzerine Bir Anımsama, Faruk Duman
Yapı Kredi Yayınları, Faruk Duman kitaplarını yayımlamayı sürdürüyor. 2003 yılında Pîrî ile romana yönelen Duman, bu alandaki yetkinliğini yıllar içinde göstermişti. Yazarın ilk romanı Pîrî şimdi YKY kapağıyla okuruna ulaşıyor.
Pîrî'de Osmanlı Paşası Yusuf’un, komutasındaki gemiyle görevlendirildiği bir kuşatmaya giderken, Karanlık Deniz’de yaptığı gerçeküstü yolculuk anlatılıyor. Masalsı, fantastik atmosferiyle dikkati çeken roman Yusuf’un dışında üç kişinin daha çevresinde dönüyor: Seyyid, Azat, Seferis. Bir eski zaman teknesinde dört kişinin gerçek-düş ilişkileriyle gelişen romanda Yusuf’un bilinci, annesiyle ve ilk aşkıyla, denizle, uzaklarla, haritalarla, kayıp noktalarla, karanlıklarla sarmalanıyor. Efsunlu bir atmosfer içinde süzülen tekne, buğulu denizlerde, sonsuzluğun sessizliğinde dolaşıp Çıplak Kadınlar Adası’nda demir atıyor.
“Çocukluğumun puslu zamanlarından sıyrılıp da denizler enginine açıldığımda anladım ki, ben meğer gözlerimin önünde uzayıp giden denizi, hayal edermişim.”
Yapı Kredi Yayınları, Haziran 2020






