Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflara Dair 10 Bilgi
16 Ocak 2018 Liste Tarih

Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflara Dair 10 Bilgi


Twitter'da Paylaş
0

Sahaflık, Osmanlı İmparatorluğu’nda önde gelen ve dikkat çeken mesleklerden biri olmuştur. Osmanlı entelektüel ve kültürel tarihini, kitap üretimini, piyasasını, ticaretini, okuma kültürünün ne durumda olduğunu ve sahaflık mesleğinin nasıl icra edildiğini merak ediyorsanız, İsmail E. Erünsal’ın Osmanlı sahaflığının yaklaşık dört asırlık tarihini incelediği kitabı Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar'a mutlaka bir göz atmalısınız. Osmanlıların okuma alışkanlıklarının olmadığı, sahafların cahil ve kitaptan anlamayan kimseler olduklarına dair yorumlara bir cevap niteliğinde olduğunu iddia eden bu kitap, sahaflık mesleğini de ilk defa ele alan bir çalışma. Sahaflığa ışık tutan bu kitaptan konunun meraklıları için seçtiğimiz on bilgiyi sıralıyoruz:

1 Orta Çağ İslâm dünyasında kitap istinsâhıyla uğraşan, kitap ve kitap yazımıyla ilgili yazı malzemelerini satan ve cilt yapan meslek mensupları, kâğıt anlamında kullanılan varak kelimesinden türetilen verrâk tabiriyle anılmaktaydılar. Verrâkları icra ettiği meslek ise “viraka” olarak tanımlanmaktaydı. Aynı kökten türetilen “yüverrikü” fiili “yazıyor, istinsâh ediyor” anlamında kullanıldığından, tabakat kitaplarında ilk dönemlerdeki nâsih /müstensihlerin verrâk olarak tanımlanabildiği görülmektedir.

2 Verrâklık mesleği, telif ve tercüme faaliyetlerinin yoğunluk kazanmasıyla birlikte Abbasiler döneminde büyük bir gelişme göstermiş ve altın çağını yaşamıştır. Kur’ân ve Hadis çalışmalarının yanında gramer, tarih, edebiyat, felsefe ve temel bilimler konularında yazılan eserlerin istinsâhı ve satışı yazı malzemelerinin de ticaretine de büyük bir ivme kazandırmış ve çeşitli şehirlerde istinsâh ettikleri veya ettirdikleri kitapların ve kırtasiye ürünlerinin satışını yapan birçok kitapçı dükkânı açılmıştır.

3 Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde bazı şehirlerde kurulan medreselerin öğrencileri derslerde okudukları kitapları, büyük bir ihtimalle, istinsâh ederek temin etmekteydiler. Medreselerin kuruluşuyla birlikte kitap ticaretinin de başladığını söylemek pek mümkün gözükmemektedir. İslâmî bir kültür mirasına sahip olmayan İznik, İzmit ve Bursa gibi şehirlerde bir alış-veriş ortamı oluşturacak sayıda kitabın mevcudiyeti pek mümkün değildir. Ancak eğitim kurumlarının çoğalması ve diğer beyliklerle ve İslâm dünyasının önemli kültür merkeziyle olan münasebetlerin geliştirilmesi sonucu Osmanlı Devleti’ne başlayan ulemâ sınıfının göçü, beraberinde kitap akımını da başlatmış olmalıdır.

4 “İstanbul’a çeşitli görevlerle gelen yabancıların bu şehrin sahaflarından satın aldıkları kitapları hiçbir zorluk çekmeksizin ülkelerine götürdüklerini bilinmektedir. (…) III. Ahmet döneminde yabancılara kitap satışını yasaklayan fermandan önce birçok yabancı, sahaflara gidip Kur’ân ve dini kitaplar dışındaki eserleri rahatça satın alabilmekteydi.”

5 “Sahaflık Müslümanlara mahsus bir meslekti. Tanzimat’a kadar olan dönemde gayrimüslimler sahaflık yapamazlardı. XIX. asrın ikinci yarısında gayrimüslimlerin kitap basım işine girmelerine ve kitapçı dükkânları açmalarına müsaade edilmişse de, bu tür dükkânlarda dinî kitapların satışı yasaklanmıştır.”

6 “Sahafların müşterilerini yabancı ve yerli olmak üzere iki grupta toplamak mümkündür. Yabancı müşterilerin XV. – XVIII. asırlarda sahaflardan önemli miktarda kitap satın aldıklarını görüyoruz. Yabancı müşteriler musavver, yani minyatürlü yazmaların yanında filoloji, astronomi, matematik ve top konularında eserler satın almaktaydılar. Yabancı seyyahların, ilim adamlarının ve elçilik mensuplarının izlenimlerini aktardıkları hatıratlarından ve seyahatnamelerden öğrendiğimize göre, özellikle de XVII. asırda İstanbul sahaflarından bu tür eserleri bulup satın almak mümkün olmaktaydı.”

7 “Yerli müşteriler kimlerdi? Osmanlı sahafları, Osmanlı ticaret ve meslek erbabının en eski zümrelerinden biri olarak yüzyıllar boyunca Osmanlı toplumunun farklı kesimlerine hizmet vermişlerdir. Osmanlı toplumunda okur-yazar kesimin çeşitliliğine göre sahafların müşteri profilleri de değişkenlik gösterebiliyordu.”

8 “Medrese öğrencilerinin, kısıtlı imkânları dolayısıyla derslerde takip ettikleri ders kitaplarını genellikle kendileri istinsâh ettiklerinden, sahaflar için iyi bir müşteri olmadıklarını söylemek mümkündür. Ancak bu şekilde üretilen kitapların da yine sahaflar vasıtasıyla el değiştirdiğini göz önünde bulunduracak olursak medrese talebelerinin de belli ölçüde sahaf müşterisi olduğunu söyleyebiliriz.”

9 “Sahafların diğer meslektaşlarıyla olan ticarî münasebetleri ne düzeydeydi? Bu hususla ilgili muhallefat defterlerinde bazı kayıtlar mevcuttur. (…) Bunlardan en önemlisi birbirlerinden aldıkları kitaplar dolayısıyla ortaya çıkan borç-alacak ilişkisiydi. Birçok sahafın terekesinde alacak ve borçlarıyla ilgili kayıtlar vardır. Bu belgelerde ölen sahaflardan bir kısmının bazı sahaflardan ya alacağı olduğu ya da ödenmesi gereken borcunun bulunduğu görülmektedir. Eldeki örnekler sahaflar arasında bu konuda bir güven oluştuğunu gösteriyor.”

10 “Mevcut belgelerin incelenmesinden anlaşıldığına göre, sahaflık İstanbul merkezli olarak icra edilen bir meslektir ve İstanbul, İmparatorluğun kitap ticaretinin neredeyse bütününe hâkim olmuştur. Edirne ve Bursa’nın bile, İstanbul’a kıyasla, kitap ticaretinde kayda değer bir varlığının olmadığı ve dolayısıyla sahaflığın İmparatorluğun bu iki eski başkentinde dikkat çekecek bir gelişme göstermediği anlaşılmaktadır.”

İsmail E. Erünsal, Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar, Timaş Yayınları, 2013


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR