“Netflix romanı uyarlarken içeriğe sadık kaldı. Bu gayet olağan bir kültür alış verişi ve kitapla uzak yakın ilgisi olmayan başka şeylerle karıştırılmamalı."
Çinli yazar Liu Cixin’in bilimkurgu romanları dünya çapında milyonlarca sattı ve bilimkurgu dalında verilen en prestijli ödüllerden Hugo ödülü de dahil olmak üzere çok sayıda ödül kazandı. Cixin’in ünlü üçlemesinin ilk kitabı olan Üç Cisim Problemi’nin Game of Thrones’un yapımcıları tarafından Netflix için uyarlanmasıyla birlikte kitap bir kez daha en çok satanlar listelerinde ilk sıralara yükseldi.
Oysa daha on yıl öncesine kadar İngiltere’de pek az kişi Liu’dan ve çağdaş bir cinayet hikâyesi olarak başlayıp aşamalı şekilde dünya dışı varlıklarla ilgili bir kurguya dönüşen Üç Cisim Problemi’nden haberdardı. Burada ilk kez yayımlandığında, Liu’nun Birleşik Krallık’taki yayıncısı Head of Zeus’un yöneticisi Nic Cheetam, Londra’daki bir kitapçıda düzenleyecekleri imza gününe katılım olacak mı olmayacak mı noktasında şüpheye düştüklerini hatırlıyor.
“Kitapçının önüne geldiğimizde yüzlerce insanın beklediğini gördük ve çoğu Çinli öğrencilerdi. Liu’nun yanındaysa Çin televizyonlarından yayımlanacak bir belgesel için çekim yapan film ekibi vardı. Onun Çin’de ne denli tanınmış ve önemli bir yazar olduğunu ancak o zaman fark ettik. Adeta bir rock yıldızı gibiydi.”
Liu, kitaplarının İngilizceye çevrilmesi konusunda onu motive eden fikri, “Amerika Birleşik Devletleri’nde ve genel itibariyle İngilizce konuşulan dünyada okurların Çin’de de bilim kurgu romanları yazıldığını bilmelerini istedim,” olarak özetliyor.

“Birleşik Amerika’ya ya da Avrupa’ya seyahat ettiğim zaman konuştuğum insanlar bana sık sık, Çin’de bilim kurgu yazılıyor mu, diye soruyorlardı,” diye devam ediyor Cixin, e-posta vasıtasıyla ve bir çevirmen yardımıyla yürüttüğümüz sohbet esnasında.
“Ama roman şu ana kadar sadece İngilizce konuşulan ülkelerde üç milyondan fazla sattı ve bu rakam, Çin’in kurulduğu tarihten beri Çinceden tercüme edilerek yurtdışında satılan kitapların toplamından daha fazla. Bu ne benim ne de yayıncımın beklediği bir şeydi açıkçası.”
Cheetam, Amerika Birleşik Devletleri’nde Tor tarafından henüz yayın hakları satın alınan Üç Cisim Problemi’yle karşılaştığında bir süredir Batı dışı bilimkurgu yayımlamak istiyordu. Kitabı okudu ve ikna olması uzun sürmedi.
“Üç Cisim Problemi’nin ilk yayımladığımızda buradaki bilimkurgulardan ziyade bilimkurgunun altın çağında yayımlananlara benziyordu. Karakterlere odaklanmaktansa büyük resmi görmeye yönelmişti. Çin’de bu denli satıyor olması gerçekten şaşırtıcı çünkü bilimkurgu açısından referans noktaları olmayan bir kitleye ulaşıyor.”
Bilimkurgu uzun süre Çin için nadir bulunan bir türdü çünkü Batı kökenli kitapların büyük bir kısmının ülkeye girişi yasaktı. Liu’nun çocukluğu böyle bir ortamda geçti. Gençliğinde, bir maden kasabası olan Shanxi’de yaşıyorlardı ve geçmişte babasına ait olan bir sandıktan Jules Verne’in Dünyanın Merkezine Seyahat isimli kitabı çıktı. Liu’nun gizli gizli okuduğu bu kitap, hayatı boyunca sürecek olan bilimkurgu sevgisinin temeliydi.
Yetmişli yılların sonlarına doğru Çin’deki ekonomik reform, kitap ithalatına getirilen kısıtlamaların kısmen de olsa kaldırılmasını sağladı, hatta bazı bilimkurgu eserler Çinceye çevrildi. Liu ilk romanı olan The Devil’s Bricks’i 2002 yılında, ardından da Science Fiction World dergisinde tefrika edilen ve daha sonra Üç Cisim Problemi adını alan, Dünyanın Geçmişini Anımsamak isimli üçlemenin ilk kitabını yayımladı. Aradan yirmi yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen Liu, bu başarının ardında ne olduğundan hâlâ emin değil.

“Doğrusunu söylemek gerekirse Üç Cisim Problemi’nin niçin bu denli başarıya ulaştığını bilmiyorum. Bazı araştırmacılar tarafından öne sürülen ve Batı dünyasının bu kitapla Çin’i daha iyi anladığı yönündeki gerekçeler inandırıcı değil. Bana kalırsa Üç Cisim Problemi’nin başarısı romanın bir Çin bilimkurgusu olmasından değil, insanı bir bütün olarak ele almasından kaynaklanıyor.”
Romanla ilgili ilk uyarlama projesi 2016 yılına aitti ama bu büyük bütçeli yapım projesi hiçbir zaman gerçekleşmedi. Çin televizyonlarında Üç Cisim ismiyle yayımlanan dizi versiyonuysa geçtiğimiz yılın başlarında kayda değer bir izleyici kitlesine ulaştı. Ardından Netflix devreye girdi ve Liu, işi Game of Thrones’un yapımcılarının üstleneceğini öğrendiğinde bundan epey memnuniyet duydu.
Ne var ki, dizi projesi bazı çevrelerde tepkiyle karşılandı. 2020 yılında beş Cumhuriyetçi senatör Liu’nun New Yorker dergisine verdiği röportaja atıfta bulunarak Netflix’i bu projeyi yeniden gözden geçirmeye davet etti. Liu bahse konu bu röportajda, Sincan’daki Müslüman Uygurların Çin Hükümeti tarafından tutuklanmasının olağan olduğunu söylemiş ve devam etmişti, “Bunun yerine terörist saldırılarla tren istasyonlarındaki ve okullardaki insanları parça parça etmelerini mi isterdiniz? Bilakis hükümet sürekli o bölgenin ekonomisini düzeltmeye ve halkı yoksulluktan kurtarmaya çalışıyor.”
Peki bu sözleri dolayısıyla hiç pişmanlık duydu mu? Ya da politikacıların baskısı yüzünden Netflix’in projeden çekilmesi olasılığı onu korkuttu mu?
“Netflix romanı uyarlarken içeriğe sadık kaldı. Bu gayet olağan bir kültür alış verişi ve kitapla uzak yakın ilgisi olmayan başka şeylerle karıştırılmamalı. Üstelik yazarlar siyasi görüşlerini özgürce belirtebilmeliler. New Yorker röportajında olduğu gibi farklı çevrelerden farklı görüşlerin sesi olma özgürlüğüne sahibim.”
Oldukça kısa bir süre içinde Üç Cisim Problemi, Netflix üzerinden milyonlarca insana ulaşacak. Liu’nun izleyicilerden ve yeni okurlardan bir beklentisi var mı, onların hikâyeden ne çıkarmasını umuyor?
“Karşı karşıya oldukları bu muazzam belirsizliğin ne olduğunun bir an evvel farkına varmalarını isterdim.” Liu’ya göre bu belirsizlik, dünya dışı yaşam potansiyeli ve bir noktada illa onlarla karşılaşacak olmamız. “Umarım insanlar bunun hemen yarın gerçekleşebilecek ya da önümüzdeki on bin yıl boyunca gerçekleşmeyebilecek bir olasılık olduğunu anlarlar. Ama bu karşılaşma yaşandığında hem dünyamız hem de hayatlarımız sonsuza kadar değişecek. Umarım Üç Cisim Problemi’ni izleyen ya da üçlemeyi okuyan herkes o çok yoğun ama bir o kadar da önemsiz hayatlarından başlarını kaldırır ve bir anlığına da olsa gökyüzüne bakar.”
Çeviren: Fulya Kılınçarslan






