Pek çok öyküde rastladığımız doğal unsurlar özellikle hayvanlar, atmosferi oluşturmada belirleyici.
Uzun zamandan bu yana öyküleri üç aşamada okuyorum. Yazmanın getirdiği sorumlulukla ilgili olmalı. Önce sade bir okurun haz duygusuyla sarılıyorum. Daha en baştaki cümlelerden kendini sevdiren bir metinse ikinci üçüncü okumalara girişebiliyorum. Bu süreç, temayı algılama, yazarın sezdirme becerisini, imgelerin bütünlük içindeki dengesini, öyküdeki ses ve sessizlik anlarını, okurda oluşturulan duygudaki derinliği anlama çabalarıyla dopdolu. Peş peşe okunduğunda öykülerde yer alan sembollerin neleri temsil edebildiklerini farkediyoruz. Hepsini yakalamak zor. Gerçek anlamlarından daha derinde ya da yüzeyde kullanılan kelimeler, işaretler, soyut fikirler üzerinde düşündükçe ilk bakışta tanımsız görünen her kavram kendini açabiliyor. Yazarın tarzını, metnin içine doğduğu geleneği, ortamı, dilin inceliklerini, öykünün yazıldığı dildeki deyimleri, atasözlerini bile araştırmak gerekiyor. Her okurun metinden ne anladığı da önemli elbette. Bütün bu unsurları keşfetmesek metni sevemez miyiz? Elbette sevebiliriz ama daha çok ipucu yakalasak ne güzel olur. Metin yorumlarla zenginleşir.
Pek çok öyküde rastladığımız doğal unsurlar özellikle hayvanlar, atmosferi oluşturmada belirleyici.
Ernest Hemingway'in öykülerindeki hayvanlar karakterlerin psikolojik durumlarının, arzularının dışavurumları adeta. “Yağmurda Bir Kedi” öyküsü sembolik anlatımıyla “Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler” kadar olmasa bile buna tipik bir örnek. Öykü, savaş döneminin olumsuzluklarından etkilenen Amerikalı bir çiftin İtalya’da muhtemelen izole oldukları ya da mahsur kaldıkları otel odasında geçen günlerini, ilişkilerindeki yanlış anlaşılmaları, bencillik ve iletişim sorunuyla karşı karşıya kalışlarını anlatır. Kısacık olmasına rağmen sembollerle doludur. Dışarıda yağmur yağarken masanın altına bir kedi yavrusu sığınır. Kadın onu yağmurdan kurtarmayı planlar. Tek istediği, saçlarını uzatmak, arkasında toplamak ve kucağında mırıldayacak bir kedidir. Kedilerin doğasında yağmuru sevmemek var. Kedi, talep edilen ilginin, şefkatin ya da kapana kısılmışlığın, dünyadan soyutlanmanın, yalnızlığın sembolü olabilir. Öyküdeki kadın ilgiye muhtaç çocuk ruh halindeyken kocası yetişkin gibi davranır. Rasyoneldir, belki durumun ciddiyetine uymadığını düşündüğü için kayıtsızdır. Hemingway’in maskülen anlatı tarzı baskındır yine.
Erkek sanki durağanlığı, kadınsa daha ziyade hareketi, devinimi temsil eder. Hayvan edilgen, köşeye sinmiştir. Öykünün en sonunda otel görevlisinin kaplumbağa kabuğundan yapılmış bir kediyi odaya taşıması ayrı bir sembol elbette. İstek gerçekleşir belki ama doğal şekilde ve beklenen kanaldan olmaz. Ortada o kadar çok sembol vardır ki buzdağının altını biraz daha kazımamız gerekebilir.
Claire Keegan’ın "Kara Atlar" öyküsü, sevdiği kadını başkasına kaptıran ve her gece aynı kâbusları gören Brady'nin durumunu sanki dile getirilemeyen hataların, pişmanlıkların metaforu olarak önümüze çıkarır. Güya bir at yüzünden yörenin görüp görebileceği en iyi kadını kaybeden karakter acaba pire için yorgan mı yakmıştır? Öykünün başlığının ingilizcedeki deyimsel karşılığına bakmalı. "Kara at" ifadesi genellikle yarışta beklenmedik şekilde rakip yarışmacı olarak ortaya çıkan bilinmeyen kişiye atıfta bulunmak için kullanılır. Öykünün orijinalinde aynı zamanda karanlık atlar anlamına gelen “dark horses” sıfatı yer almış. Siyah at vahşiliği ve asiliği, engelleri aşabilme ve yeniden ayağa kalkma becerisini sembolize eder. Ölümün sembolü olduğu da bilinir. Bu her zaman gerçek anlamda ölüm anlamına gelmez. Artık bize hizmet etmeyen şeyleri geride bırakmak demektir. Sıfatı başka anlamlarda da yorumlayabiliriz.
“Tahtakuruları” isimli öyküde küçük bir çocuğun annesinin evi terkedişinden sonra yakın akrabaları tarafından sahiplenilişi çocuk gözünden anlatılır. Anne imgesinin tahtakurusunda hayat buluşunu ancak Cemil Kavukçu içimize böyle incelikle dokunarak dile getirebilirdi diye düşündüm.
Julio Cortázar’ın "Aksolotl" isimli öyküsünde hayvanat bahçesini düzenli olarak ziyaret eden adam akvaryumdaki aksolotlardan etkilenir. Zamanla onlardan biri haline geldiğini hisseder. Kafkaesk bir özdeşleşme hikâyesidir bu. Bilinçaltının sembolü olarak yorumlanabilir. Aksolotl su altında yaşayan ayakları olan ilginç bir semender türüdür. Amfibi sınıfındandır. Efsaneye/mitlere göre kurban edilmekten kaçınmak için kendini semender kılığına sokan Aztek ateş ve şimşek tanrısı Xolotl akla gelir. Öykü, bakış açıları ve metinlerarasılıkla ilgilenir. Karakter aksolotları incelerken, onların sessizliği ve hareketsiz durumuyla özdeşim kurar ve başkalaşım anını deneyimler. Tankın içinde kendi yüzünün yansımasına baktığını fark eder. Cortázar hikâyeye deneysellik katmıştır.
Batuhan Aşıktoprak’ın “Kurdun Postu” öyküsündeki kurt, sadece ailenin koyunlarını kapan, köpeklerini parçalayan değildir. O ve postu birer imge olarak yer alır bu kısa öyküde. Yine karşımıza nesilden nesile devredilen, kadını geri plana atan toksik erkeklik metaforu çıkar. Öyküdeki genç karakter hep korkutulduğu ormana girmeye ve orada evin koyunlarına göz dikmiş kurtları bulmaya niyetlense bile gerçek kurtla yüzleştiğinde kıyamaz. Vicdanı erkekliğine baskın gelir. Geçiş ritüeli onda başka şekilde tezahür etmiştir belki de. Kurt, mitolojilerde bilinen bir motif. Kurdu postundan ayrı düşünemeyiz. Modern zamanlarda açgözlülüğü, kurnazlığı, kızılderili mitlerine göre bağlılığı, güçlü aile bağlarını, rehberliği, dostluk ve zekâyı temsil eder. Doğaüstü güçlere sahip başarılı bir avcıdır.
Bir başka güzel öykü de doğa sembollerini sık sık kullanan Kadire Bozkurt’un defalarca severek okuduğum “Sığırcıklar”ı. Masumiyeti bambaşka bir gereksinim çerçevesinde biçimlendiren öykü diyaloglarıyla ruhumuzu sızlatır. Aslında arka planda çocukların iyi beslenmesi konusunu vurgular. Kapan kurup sığırcık yakalamaya çalışan çocuklar değişen mevsimle birlikte işten çıkacak babalarını düşünürler. Sorumluluk onlara kalmıştır. Öte yandan yakaladıkları kuşların yavru olma olasılığı kafalarını kurcalar. Çocuk her zaman çocuktur, hep masumdur.
Edebiyatta hayvan sembollerini işleyen o kadar çok öykü ve roman var ki, diğer sembollerle birlikte alt okumalar, çözümlemeler yapmamızı bekler gibiler.
Öykülerin yer aldığı kitaplar
Claire Keegan. Mavi Tarlalardan Yürü. Çevirmen Duygu Şahin. Yüz Kitap. 2017
Batuhan Aşıktoprak. Kurdun Postu. Varlık Yayınları. 2019
Cemil Kavukçu. Boş Zamanlar. Can Yayınları. 2022
Ernest Hemingway. Tüm Öyküleri. Çevirmen. Elif Derviş. Bilgi Yayınevi. 2017
Julio Cortázar. Ötekinin Rüyası. Çevirmen Süleyman Doğru. Can Yayınları. 2019
Kadire Bozkurt. Buzkandilleri. Notos Kitap. 2022






