Patlıcan ve Ölüm
26 Ekim 2019 Öykü

Patlıcan ve Ölüm


Twitter'da Paylaş
0

İhtiyar masasında, kurnaz bir yüz ifadesiyle oturuyordu. Çocuk, biraz önce patlıcan yemeği yemişti, tadı hâlâ ağzındaydı. Saatler geçti, hiç konuşmadılar. Ailevi konuların açılmasını istemiyordu her ikisi de.

“Patlıcan çok faydalı biliyor muydun?”

“Yıllardır yemiyorum.”

“Şeklini bile değiştiriyor insanın, mucizevi bir sebze.”

“Eski şeklin daha iyiydi, şu kübik olandan bahsediyorum.”

“O şeklimle hangi kız bana bakar ki?”

“Picasso’yu sevenler tabii.”

İhtiyar masanın üzerine çıktı sonra. Bir perende attı, geri koltuğuna oturdu. Çocuk ayağa kalktı, içinde biriktirdiği isyanları, acıları, kederleri, hüzünleri masanın üzerine kustu. İhtiyar gözlerini yumdu o anda. Kendilerini uçsuz bucaksız bir sahilde buldular. Kafalarında tek bir düşünce vardı ikisinin de: Ölüm. Çocuk ölümün bir son olmadığını düşünüyordu. Başka dünyalara, ikinci hayata, gizemli evrenlere inanıyordu.İhtiyar ise kayıtsız şartsız, bu dünyadan başka bir yer olmadığına, öldükten sonra herkesin fosil olacağına inanıyordu.

Çocuk ve ihtiyar sahil boyunca yürüdüler. Issızdı, yürüdükçe artıyordu mesafe. Çocuk ölüme yaklaştığını hissediyordu. İhtiyarın umurunda olan harika manzaraydı. Çocuk günahlarını düşünüyordu, genç yaşına rağmen Tanrı’ya karşı mahcuptu. İhtiyar ânı yaşamaya çalışıyordu, ne de olsa böyle bir güzelliği bir daha göremeyecekti. Bir gürültü koptu aniden. Çocuk uzaklara baktı. İhtiyar önünden geçen dinozorları fark etti. Çocuk dinozorları göremiyordu. İhtiyar gülümsedi, nesli tükenen bu varlıkların sırrını düşündü. “Doğanın yarattıkları muhteşem,” dedi. Çocuk, karanlık sonsuz bir düzlemin içindeydi. İhtiyarı aradı gözleri, bulamadı. Sonsuz karanlığın uzağında iki karaltı gördü. Hareket halindeydi, bu karaltılar. Yaklaştı, yaklaştı. Karşısında duran, küçücük iki insana hayranlıkla bakıyordu şimdi. Çıplak vaziyette olan Adem ve Havva'ydı bunlar.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR