Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Haziran 2022

Plastik Sanatlar

Pieter Bruegel: Oburluk (1558)

Tufan Erbarıştıran

Paylaş

1

0


Bizim ülkemizde açlık sınırı, yoksulluk sürekli artmaktadır. Bir yanda istediği kadar yeme-içme şansına sahip olanlar, bir yanda ise (ki toplumun büyük bölümü) çöp toplayacak, gece aç yatacak, kuru ekmekle karnını doyuracak ya da bunlara yakın bir sınırda yaşayacak…

İnsanlık tarihinde “oburluk” denildiğinde ilk olarak akla aşırı bir yeme-içme doyumsuzluğu gelir. Sürekli bir açlık psikozu ile karın doyurmak, daha çok yemek ve içmek gibi bedene zarar verecek bir açgözlülük yapmayı anımsarız. Öncelikle Pieter Bruegel’in yaptığı bu gravürü yorumlayalım. Gravür, Yedi Ölümcül Günah ya da Yedi Kötülük adıyla bilinmektedir. Yapım tarihi, 1558’dir.  

Pieter Bruegel genellikle tarihsel, felsefi ve mistik temaları işleyen bir ressamdır. Onun resimlerinde çok sayıda figür ve eşya vardır. Bunların her biri resmin içinde özel bir anlam katacak biçimde çizilmiştir. Resimlerindeki onca karmaşaya, çoklu figürlere ve nesnelere rağmen, ana tema son derece sade ve anlaşılır bir biçimde karşımızdadır. Bu resminde de yine çok sayıda figür, nesne, eşya bulunmaktadır. Şimdi resme odaklanalım.

Resimde en sağ üste bulunan bir yel değirmeni vardır. Ancak değirmenin görünür yüzü bir insan yüzüne benzetilmiştir. Üstelik bu yüzün ağzının içinde figürler görülmektedir. Yüzün ürkütücü olması bir yana, yel değirmeniyle özdeşleştirilmesi de şaşırtıcıdır ve insanın öğütüldüğü imajı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca bir gözün yokluğu da yapılan bu eylemin körü körüne olduğu imlemektedir.

Resmin sağ alt ve orta tarafında da şunları görürüz: Bir şarap fıçısının içinde bir kişi, hemen yanında büyük bir kupayla şarap içen bir başka kişi daha vardır. Bu bölümde ise sarhoşluğun ne denli zararlı olduğu gösterilmektedir.

Sol üst tarafta ise ağaç dallarına asılmış korkunç görünümlü maskeler vardır. Onların hemen altında yine şarap içen çıplak bir figür çizilmiştir. Resimde genellikle sarhoşluğun, oburluğun zirve yapması yansıtılır. Sol alt taraftaki masada ise çıplak bir kadın kendinden geçmişçesine dans etmeye çalışmaktadır. Masada buna benzer daha başka erotik sahneler de çizilmiştir. Resmin ortasında ise yine oburluk ve erotizm ön planda tutulmuştur. Sanatçının teması da bunu uygundur zaten: Yedi Ölümcül Günah ya da Yedi Kötülük.

 Hıristiyan inancının amentüsünde yedi ölümcül günah son derece önemlidir. Tanrı’nın, insana adil olması ve aç gözlülükten kaçınması, zinadan uzak durması gibi bazı istekleri vardır. İnsanın var oluşundan günümüze kadar bu yasaklı günahların tam olarak yerine getirilmediği de bir gerçektir. Kişinin siyasi ve dinsel hırsı bazen öyle yükselir ki, sonuçta sahip olduğu “şey” tarafından esir alınır. Paraya çok fazla önem veren biri de paranın esiridir… Yedi Ölümcül Günah nedir? Bunları anımsayalım: Kibir, Kıskançlık (Haset), Öfke (Nefret), Tembellik, Açgözlülük, Oburluk.

Ancak bu resmi dinsel açıdan değil, günümüzün toplumsal huzuru açıdan ele alacağız.  

Resmin teması “oburluk” üzerine kurulmuştur. İnsanın sadece tüketime yönelmesi, (düşünce, sanat, bilim…) üretimden kaçması, sürekli bir şeyler satın alması, kendini hasta edene kadar yemesini-içmesini de sayabiliriz. Sanatçı, resmin estetik yanını değil, yansıtmayı çalıştığı temayı öne çıkarmıştır.  

Temelde oburluğun salt bir yeme-içme bozukluğu ile açıklanması yeterli olmaz. Bedensel açıdan kişiyi obeziteye götüren hazır yiyecekler ve aşırı bir gıda tüketimi sonunda çeşitli hastalıklara da yol açmaktadır. Bedenin deforme olmasıyla kişinin fiziksel görünümü de estetiğini kaybeder. Resimde gördüğümüz gibi “oburluğun” yansıttığı insanlar çirkin, tombul, egoist ve avare tipler olarak çizilmiştir. Dünyaya sadece yeme-içme olarak gelmediğimizi sosyolojik açıdan anlatmıştır, Bruegel.

Aslında bu tema günümüzde daha çok diyetisyenleri ve psikologları ilgilendirmektedir. Kişinin kendini kaybedercesine ve bedenini deformasyona sokacak kadar yemesi-içmesi kişisel olmakla birlikte toplumsal bir sorun da olarak da görülmektedir. Tüketim toplumlarında refahın getirdiği bir bolluk ve bereket sonucunda bedensel açıdan hızla kilo almalar başlamaktadır. Resimde gördüğümüz gibi aşırı gıda tüketim, insanı insan yapan değerlerden uzaklaştırmaktadır. Ekonomik kazancını, makamını, ruhsal dengesini, ailesini ve yakın çevresini bu kişisel bozukluğu nedeniyle süreç içerisinde kaybetmektedir. Doğal olanın daha kalıcı, daha sağlıklı olduğunun unutulduğu bir dönem yaşıyoruz. İnternet üzerinden yapılan satışlar, cep telefonunuza sıkça gelen yiyecek reklamları, marketing pazarlama teknikleri, yirmi beşinci kare teknikleri gibi her açıdan insanları teslim almaya yönelen ucube bir sistem vardır. Bugün öyle yoğun bir görsel algı vardır ki, acıkmasanız bile sonuçta bir şeyler yemek ve içmek gereksinimi duyarsınız. İnsanın zihinsel algılamasına yönelik bu tür vahşi uygulamalar iştah açıcı, satın almanızı tetikleyen ve sizi tüketim çılgınlığına yönlendirmektedir. İnsanın en doğal gereksinimi olan yeme-içme olayı tamamen tüketime yönelik ve sonu gelmeyen kampanyaların satışa endeksli sonuçlarına gebedir. Parası olanın satın alabildiği ve istediği kadar yiyebildiği çarpık bir düzen vardır. Diğerlerinin çöp topladığı, aç kaldığı, boğaz tokluğuna çalıştığı garip ama bir o kadar da ileriye dönük anlamda tehlikeli bir gidişat söz konusudur… Küçük bir mutlu azınlığa yönelik yeme-içme reklamları/ilanları/satış teknikleri nedeniyle toplumlar sosyolojik olarak sorun yaşamaktadır.

 

Hollandalı ressam Hieronymus Bosch'un 1495-1500 yılları arasında yaptığı Oburluk ve Şehvet.  

Bu resimde de benzer bir tema vardır. Sanatçı, aşırı yeme ve içme sonrasını teatral bir görüntüyle yansıtmıştır.

Sonuç öncesi: resimde yer alan figürlerin açgözlülüğü birçok açıdan yansıtılmıştır. Bedensel açıdan bozulmaları bir yana, sonuçta kişiliklerini kaybetmişler ve kendi zevkleriyle baş başa kalmışlardır. Toplumsal huzurun bozulduğu, kişinin egosuna yenik düştüğü, ruhsal çirkinleşmenin de başladığı bir resimden nerelere geldik. Öte yandan, bizim gibi üçüncü dünya ülkeleri için bir başka tehlike daha vardır. Bu denli yeme-içme reklamlarını gören insanların açlık sınırında kalmaları sonu ne olacaktır? Bizim ülkemizde açlık sınırı, yoksulluk sürekli artmaktadır. Bir yanda istediği kadar yeme-içme şansına sahip olanlar, bir yanda ise (ki toplumun büyük bölümü) çöp toplayacak, gece aç yatacak, kuru ekmekle karnını doyuracak ya da bunlara yakın bir sınırda yaşayacak… Toplumun karpuz gibi ikiye bölünmesi, birbirine düşman edilmesi de söz konusudur. Her ekonomik durumu iyi olanın arsız olacağı gibi bir düşünce olamaz. Bu, doğrudur. Ancak toplum içinde gelir dengesi adaletsizliği, ekonomik sorunların daha çok yansıdığı kitlelerin yakın gelecekte nasıl bir tepki vereceği de belirsizdir… Ülkemizdeki siyasi iktidarın toplumun açlık seviyesini biraz da alaya alır bir biçimde söylediği; tabaklarını ve porsiyonlarını küçültsünler, yedikleriyle kanaat getirsinler, evlerine ekmek alabiliyorlarsa açlık sorunları yoktur. Bu gibi akıl ve vicdan almaz sözleri söyleyenlere yukarıdaki ilk resmi göstermek gerekiyor… Onların oburluklarının yanına belki bir de utanma duygusu yazılmalıdır!

 

[Oggito'daki diğer Pieter Bruegel yazıları için:
Pieter Bruegel: Büyük Balık Küçük Balığı Yer (1556) - Oggito
Pieter Bruegel: İsyankâr Meleklerin Düşüşü (1562) - Oggito
Hayat Resme Sığar: Pieter Bruegel ve Calvary Alayı (1564) - Oggito
Pieter Bruegel: Karda Avcılar (1565) | video - Oggito
Tuvaldeki Başyapıt: Pieter Bruegel / Bethlehem’de Nüfus Sayımı (1566) | video - Oggito
Pieter Bruegel: Ikarus'un Düşüşü - Oggito]

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

En güzel aşk romanları...Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024