Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Ağustos 2021

Plastik Sanatlar

Hayat Resme Sığar: Pieter Bruegel ve Calvary Alayı (1564)

Oggito

Paylaş

2

0


" [...] Böylece, tasvirdeki bu sıradan insanlık durumu ve İsa'nın çektiği eziyet karşısındaki kayıtsızlık hâli, resme tanık olanın gözlerinde yavaş yavaş büyüyen, korkunç bir trajediye doğru evriliyor." 

1800'lerin başında Fransız orduları Avrupa'yı kasıp kavururken Napolyon, danışmanlarından birine önemli bir görev verdi. Görevi, işgal altındaki ülkelerden sanat eserlerini "aşırmak" ve onları Paris'e getirmekti. Bu kutsal görevi üstlenen isim Vivant Denon'du, yani o zaman daha yeni açılmış meşhur Louvre Müzesi'nin (adı 1809-1815 arasında Napolyon Müzesi olarak değiştirildi) ilk yöneticisi. Yüzlerce sanat eseri bu şekilde yerini Paris'te alacaktı. 

Ancak tarih 1815'i gösterdiğinde, Napolyon'un düşüşüyle beraber eserlerin -hepsi olmasa da- pek çoğu eski sahiplerine dönmeye başladı. Geri dönüş bileti alan eserlerden en olağanüstü olanı belki de 16. yüzyılın en önemli sanatçılarından biri olarak anılan Hollandalı Pieter Bruegel'in (baba) imzasını taşıyan Calvary Alayı'ydı. Bugünlerde eser -günümüze kadar ulaşan kırk Bruegel eserinin on biriyle beraber- Viyana Sanat Tarihi Müzesi'nde görenleri büyülüyor. Bu makalede Calvary Alayı'nın bitmek bilmeyen detaylarını mercek altına alacağız.


Figür 1: Pieter Bruegel (baba), Calvary Alayı (1564), ahşap üzerine yağlı boya, Sanat Tarihi Müzesi, Viyana

Genel Hatlarıyla Sahne

Calvary Alayı (1564) Bruegel'in imzasını taşıyan The Wine of Saint Martin's Day eserinden sonraki en büyük resmi. Pek çok diğer resmi gibi, bu resim de muhtemelen Bruegel'in hamisi Nicleas Jonghelinck'in tarafından sipariş üzerine çiziliyor. Eserin boyutu yemek masası kadar, 124 x 170 cm. İlk göze çarpan şey kalabalık bir insan kitlesi. Orta Doğu'dansa Kuzey Avrupa'yı andıran bir coğrafyada yüzlerce karakter görüyoruz. Bu alışılmadık bir sahne seçimi değil. Ondan sonra gelenler için esin kaynağı oluşturan Jan van Eyck'ın çarmıha geriliş tasvirinde de birçok figürün çağdaş kıyafetler giydiğini ve bölgenin Avrupa civarında tanıdık bir yer olarak seçildiğini biliyoruz (Alexander Wied 1980, 126). Ancak Bruegel'in resmindeki keskin gözleme dayalı ince detaylar ve her bir karaktere ustaca aktardığı canlılık, eseri kesinlikle olağanüstü kılıyor.  

Eserin boyutu ve resimdeki kalabalık karşısında kaybolmuş hissetmeniz ve asıl olayı kaçırmanız çok olası. Kolayılık olsun diye eseri dörderli üç sıra olmak üzere toplamda on iki bölüme (figür 2) ayırdık. 1. bölüm en sol üstte, 12. bölüm en sağ altta. Bundan sonra odaklandığımız noktalara göre bölüm numaralarını kullanacağız.  


Figür 2: Bruegel, Calvary Alayı (numaralandırılmış bölümler 1 -12)

Kargaşa dolu ilk izlenimden kurtulduğumuzda resimdeki anlatının aslında soldan sağa doğru kurulduğunu anlıyoruz. Puslu ufukta zar zor seçilen altın rengine bulanmış surlarıyla şehir (figür 3; bölüm 1) İsa'nın bir önceki gün davasının görüldüğü Kudüs'ün Hollanda versiyonu. Güneş şehrin üzerinde parlıyor, açık tonlu bir hava var, civardaki bitki örtüsü yeşil ve sağlıklı gözüküyor.
 Figür 3: Bruegel, Calvary Alayı (surlu şehir detay) 

İnsanların şehirden çıktığını, arazilerde yol aldıklarını görüyoruz. Yer yer karşılaştığımız su birikintileri ve çamur bize yakın zamanda yağmur yağdığını gösteriyor. Figürlerin dibinde oluşan uzun gölgelere bakarsak gün henüz yeni ağarıyor diyebiliriz (Michael Francis Gibson, The Mill and the Cross, 12). İnsanlar keskin bir esinti sebebiyle yürürken şapkalarını tutuyor. Sağa doğru devam ettiğimizde kırmızı üniformalı atlıların oluşturduğu çizgiyi takip edip, yüksek sarp kayalıktaki yel değirmenini (bölüm 2) geçince, yerdeki İsa'yla karşılaşıyoruz. Resmin tam ortasında (bölüm 6,7), âdeta gizlenmiş, Haç'ın ağırlığı altında yorgun düşmüş. Onun biraz önünde, kağnıda beti benzi atmış iki hırsız oturuyor. Onların tam üzerindeki gökyüzü uğursuz kara bulutlarla kaplı (bölüm 3).

Onların etrafındaki kalabalıksa tam aksine hayat dolu. Bazıları ana karakterleri alaya almakla meşgul, çoğuysa kendi işlerine bakıyor, günün asıl etkinliği olan infazın gelişine kadar oyalancak bir şeyler buluyorlar. Sıradan insanların genellikle hayatlarının çetin ve kısa geçtiği bu dönemde, suçlulara uygulanan ölüm ve eziyet cezaları halka açık infazlar şeklinde uygulanan birer eğlence araçlarıydı. Festivalden veya karnavaldan farksızdı. Bu tür gelenekler Avrupa'nın farklı bölgelerinde 19. yüzyıla kadar devam etti.

İnfazın yapıldığı yerde iyi manzara bulmak isteyen kalabalık sağ üstte uzakta bulunan Calvary tepesinde yerini almış bile (bölüm 4). Sağ ön tarafta ise Meryem ve kutsal heyeti tüm bu olanlara sırtını dönmüş yas tutuyorlar (bölüm 11, 12). Resmin bu kısmında hiç yeşillik yok. Bizi sadece cansız ağaç kütüğünün üzerinde korkunç bir işkence çarkı ve onun önündeki öküz kafatası (bölüm 4, 8) karşılıyor. Yine uzakta Calvary tepesi tarafında cılız ağaçlar hayal meyal seçiliyor. Yaşamdan (resmin solu) ölüme (resmin sağı) geçiş bundan daha açıkça gösterilemezdi. 
 
Sarp kayalık ve yel değirmeni

Resmin sol üst kısmına baskın element olağanüstü sarp kayalık (figür 4; bölüm 2). Bu tarz kayalıklar, Flaman resimlerinde tepede genellikle Haç taşır. Bruegel'in versiyonunda Haç olması gereken yerde resimde dağınık bir şekilde bulabileceğimiz işkence çarklarını andıran bir platform üzerinde yel değirmeni var. 
 

Figür 4: Bruegel, Calvary Alayı (değirmen detay)

Komposizyon anlamında Bruegel'in yel değirmeni, resimdeki tüm hareketin değirmenin kanatlarında aynalanarak etrafında yavaşça döndüğü bir eksen görevi görüyor. Ancak değirmenin altında yatan daha derin bir anlam olabileceğini düşünen pek çok eleştirmen var. Bir teoriye göre, yel değirmeni seçimi politik bir seçim. Çünkü işgalci İspanyol yönetimine karşı Flandra'nın göklerde dalgalanmaya devam eden bayrağı olarak yel değirmeni güçlü bir simge görevi görüyor. Ya da belki de Micheal Gibson'ın da dediği gibi dinî metafor olabilir. Tıpkı Kilise kurumunun kayalık üzerine temellendirilmesi gibi yel değirmeni de haç şeklindeki kanatlarıyla bir katedral kulesine benzetilebilir. 

Elbette, yel değirmeni daha kozmolojik olarak da okunablilir. Resme baktığımızda dünyanın dönüşünün tanık olduğu tufan ve yenilenme döngülerini hissedebiliriz. Belki de yel değirmeni, Tanrı'nın göklerdeki her şeyi gören gözüdür.  
 
[Çevirmen notu: Philip McCouat (orijinal makalenin yazarı), bu kısımda buğday un ve ekmeğin kompozisyon açısından önemini göz ardı ediyor. Resimde olaylara kayıtsız duran iki figür var. Bir tanesi Bruegel'in kendisi, ifadesiz bir yüzle resmin sağ tarafında acı içindeki Anabaptist rahibinin ve işkence kütüğünün yanında olanları uzaktan izliyor. Diğeri ise resmin ortasında, dikey olarak tam değirmen hizasında, oturan şapkalı figür. Bu figür o dönemde çokça görebileceğiniz seyyar tüccarlardan. Seyyar tüccarların çantasında genellikle satmak için ekmek olur. Ve ekmeklerin altında gizli bir bölmede Anabaptist öğretiler taşırlar (bu kısım makalede var, "Seyirciler" kısmında). Anabaptist mezhebi bu şekilde yayılır. 16. yüzyılda kilisenin boyunduruğunu hedef alan radikal reform hareketi sonrası ortaya çıkan Anabaptist mezhebine mensup insanlar, Katolikler ve Amirane Prostestanlar tarafından dışlanmış ve eziyete uğratılmış ve öldürülmüştür (Türkçesi; tekrar vaftiz. Anabaptistler bebekken vaftiz edilmenin kişiyi Hıristiyan yapmaya yetmeyeceğini savunur, kişi hür iradesiyle Hıristiyan olmayı seçmelidir ancak o zaman tekrar vaftiz edilir ve Hıristiyan olur.). Bu açıdan resimdeki kompozisyon bir buğday tanesi gibi toprağa düşen İsa tam ortada olmak üzere buğday tanesinin una dönüşeceği yel değirmeni ve Anabaptist ekmek tüccarı arasında bağ kurularak oluşturuluyor (Buğday tanesiyle ile ilgili birçok İncil ayeti mevcuttur (örnek olarak: "[...] Bir buğday tanesi yere düşmezse sadece bir tohum olarak kalır. Ancak yere düşer de ölürse, birçok tohum/meyve verir. [...]  Bana hizmet eden beni takip etmeli; ben olduğum yerde hizmetkârım da orada olmalı. Babam bana hizmet edenleri mükâfatlandırır" John 12:24-26.). O dönemde Flandra bölgesini işgal eden İspanyolların koyu birer Katolik olduklarını düşünürsek, Bruegel'in bu resimde Anabaptistlerin Katolikler tarafından, Romalıların İsa'yı uğrattığı gibi, haksız yere eziyete uğratılışını konu edindiğini söyleyebiliriz.]
 
İnfaz yeri
 
Calvary tepesinde (Aynı zamanda "Kafatası Yeri" anlamına gelen Golgotha olarak da bilinir (Matthew 27:33). "Kafatası"nın Latincedeki karşılığı calvaria.) üzerine ceset gerilmiş işkence çarklarıyla dolu geniş bir arazi görüyoruz (figür 5; bölüm 4).
 

Figür 5: Bruegel, Calvary Alayı (işkence çarkları detay)
 

İnsanlar çoktan büyük bir çember oluşturmuş (Figür 6; bölüm 4). Kalabalığın içinde birçok çocuk, köpek, at da mevcut. İki hırsızın gerileceği çarmıhlar hazırlanmış. Çarmıhların dik duruşları arkalarındaki ağaç gövdeleri ve işkence çarklarıyla yankılanıyor. Bir işçi, İsa'nın gerileceği çarmıh için çukur kazıyor. Kırmızı üniformalı bir asker heyecanlı kalabalığı geride tutmaya çalışıyor.


Figür 6: Bruegel, Calvary Alayı (infaz yeri detay)

İsa'nın düştüğü yer gibi, burası da gözden kaçacak bir yer. Ama bu sefer sebep, tepenin izleyiciden çok uzakta olması. Bunun farkında olan Bruegel önlemini alıyor. Gözlerimiz, resmin en sağındaki işkence çarkının yanından kalabalığa katılmak için tepeyi tırmanan insanları takip ediyor. Esintiyle beraber dalgalanan ceset kalıntılarının başında tüneyen karga gibi seyirci kalabalığı birikiyor. Gözlerimiz bu birbirini aynalayan motifler karşısında istemsizce infazın yapılacağı yere doğru çekiliyor.


Figür 7: Bruegel, Calvary Alayı (işkence çarkı ve kuş detay)

İsa, Hırsızlar ve Askerler

İsa ve Hırsızlar

Resmin tam ortasında olsa da İsa'yı bulmak kolay değil (Figür 6; bölüm 6, 7; baş karakterin saklanıldığı bu teknik Bruegel'in diğer resimlerinde de sıkça karşılaştığımız bir teknik). Sadece bulmak değil, tanımak da çok zor. Alışık olduğumuz kutsal motiflerin hiçbiri resmedilmemiş. Ne hale, ne ruhani bir ışık ne de Tanrı'nın oğlu olduğuna dair bir emare var. Sadece kafasında işkence için takılmış olan dikenli taç var. İsa'yı bir dikenli taçtan, bir de ağırlığı altında ezildiği çarmıhtan ancak tanıyabiliyoruz. Çevresine baktığımızda bir karışıklık söz konusu. İnfazcılardan bazıları çarmıhı çekmeye çalışırken kimisi ittiriyor, hatta birisi üzerine dik açıyla ayağını koymuş, yere doğru bastırıyor. Neredeyse hiç kimse İsa'ya bakmıyor. İsa'nın resimdeki boyutunu ve kimsenin ona bakmayışını göz önünde bulundurduğumuzda tüm bunların İsa'nın çektiği eziyet karşısındaki genel kayıtsızlığı vurguladığını söyleyebiliriz. 


Figür 8: Bruegel, Calvary Alayı (İsa ve çarmıh detay)

İncil'e göre, İsa iki hırsızla beraber çarmıha gerildi (Matt 27:44; Luke 23:39-43). Bu iki hırsızdan kendi çarmıhlarını taşımaları beklenmiyor, sadece at arabasında oturmaları isteniyor. Biri Dominik diğeri Francis rahibi olmak üzere iki rahip onlara eşlik ediyor (Figür 9, bölüm 7). İki hırsızın da beti benzi atmış. Kül rengine dönmüş suratıyla öndeki hırsız boş bir şekilde gökyüzüne bakıyor, diğerinin kafası bulanık. Arkada oturan elinde sıkıca bir haç tutuyor. Ancak İsa henüz çarmıha gerilmemesine rağmen arkada oturan hırsızın elinde haç olması alışılmadık bir anakronizm örneği (Gibson, 84).


Figür 9: Bruegel, Calvary Alayı (at arabasında hırsızlar detay)

Hırsızları taşıyan at arabası su birikitisini aşarken tekerleklerinden çamur akıyor. Muhtemelen buradaki su birikintisi, bu dünyayla öteki dünyayı birbirine bağlayan Styx nehrini simgeliyor (Gibson, 83). Su birikintisini aşacakları taraf suçluların kaderlerini belirleyecek. Geçecekleri tepeler, üstlerinde önceki suçluların cesetlerinden kalma çürümüş parçalarla bezeli işkence çarklarıyla dolu.    
 
Kırmızı Üniformalı İspanyollar
 
Bruegel, Kudüs'ün Flaman versiyonunu resmettiği gibi, tarihsel olarak Romalı askerlerin infazı yönettiği sahneyi İspanyol askerler üzerinden kuruyor. Bruegel'in yaşadığı Hollanda o zamanlar İspaya'nın kontrolündeydi. Genellikle Protestan mezhebine mensup halk Katolik İspanyolların acımasız dini infazlarından ve sert yönetiminden nefret eder ve korkardı. İnfazın gerektiği gibi gitmesini denetleyen kırmızı üniformalıları İspanya kralının hizmetindeki Walloon paralı askerleriydi. 

Kırmızı üniformalılar aynı zamanda kompozisyon anlamında önemli görevler de üstleniyor. Kırmızı askerler resimdeki soldan sağa hareket yönünü belirten bir yol gibi resmin bir tarafından diğer tarafına uzanıyorlar.


Seyirciler

Kalabalık ve hadiseler
Resme baktığımızda gözümüze sığmayan yüzlerce karakterin içinde, baş karakterleri bir kenara bırakırsak, -hepsi çağdaş Flaman kıyafetleri içerisinde- köylüler, tüccarlar, çiftçiler, işçiler, askerler, zanaatkârlar, dilenciler ve romanlar var. Aynı zamanda kırk at, birçok kuş ve en az sekiz tane köpek var. 
Nereye baksak bir hadise cereyan ediyor. Bunların pek çoğu büyüteçle bakmadan anlaşılabilecek gibi değil. Resmin solunda, yanında iki buzağıyla üzerinde hasır sepet olan bır kızak çeken beyaz boneli kadından (bölüm 5), resmin sağında Calvary tepesinin eteklerinde at üstünde telaş içindeki tüccara (bölüm 7) kadar her yerde bir şeyler oluyor.
Tereddüt İçerisindeki Simon
Tüm olaylara odaklanamayacağımız için şimdi bazı önemli kısımları daha yakından inceleyelim. Resmin sol ön kısmında bir kargaşa kopuyor (figür 10: bölüm 9, 10) (Gibson, 77). Kırmızı beyaz şeritli dar pantalonlu bir asker kargısını bir kadına doğrultuyor. Kadın da bu esnada kocasını (gri ve siyah giyinmiş) tutmaya çaşıyor. Bu kargaşada kadın süt testisini düşürmüş, kocası da ayakları bağlı koyunu düşürmüş. Etraflarındaki kalabalık onlara korku dolu veya heyecanlanmış gibi farklı farklı yüz ifadeleriyle bakıyor. İçleri dolu çuvalları taşımasından pazara gittikleri anlaşılan üç işçi kaçmaya çalışıyor. Elinde sopasıyla çoban da kendini kurtarmaya uğraşıyor. 
 

Figür 10: Bruegel, Calvary Alayı (Cyreneli Simon detay)
İyi giyimli bir soylu, sağ tarafta pembe gömlekli, önünde olup biten kargaşayı bir ağa gibi izliyor ve ortalığın durulmasını bekliyor. İsa'nın taşımakta zorlandığı ağır çarmıhı taşımaya yardım etmesi için yaka paça çekilen adam muhtemelen Cyreneli Simon. Kendisinin bu görevi isteyip istemediği belli değil. Tereddüt içinde. Karısı da onun İsa'ya yardıma gitmesini istemiyor. Haçlı tespihi beline takmış olan kadının bu hareketi riyakârlık olarak görülebilir. 
Seyyar Satıcı
 
Resmin ön planına iyice yakın oturan figür, çantasında satılık türlü malzemelerle bir seyyar satıcı. Elinde bir çubuk tutuyor ve tüylü şık bir şapka takıyor (Figür 11; bölüm 10). Biraz resimden soyutlanmış gibi bir hâli var. Duruşunda, hem duygusal hem de fiziksel anlamda diğer seyircilerden farklı bir hava seziliyor. Bir görüşe göre bu adam, ekmek satan ama çantalarının en alt kısmında yasaklı Anabaptist öğretileri taşıyan ve yayan pek çok seyyar satıcıdan biri (Wied, 128; aynı figürden Pieter Aertsen’in Christ Carrying the Cross (1552) eserinin ilk versiyonlarında da var.).  
 

Figür 11: Bruegel, Calvary Alayı (seyyar satıcı detay)
Ve yine aynı görüşe göre, resmin en sağındaki işkence çarkının arkasında duran iki kişiden siyah giyinmiş ve korkunç bakışlı olanı bir Anabaptist rahibi, diğer ifadesiz bakışlı figür ise Bruegel'in kendisi (Figür 12; bölüm 12).
 

Fig 12: Bruegel, Calvary Alayı (işkence çarkının yanındaki insanlar detay)
 
Kutsal heyet ve kadınlar 
 
Resmin sağ ön kısmına tıkıştırılmış, resmin diğer kısımlarından biraz ayrıksı duran ve diğer formlara göre daha büyük yer kaplayan bir heyet var (Figür 13; bölüm 11, 12). Heyetin üyelerinin giydikleri kıyafetler görkemli ve daha önceki çağlara ait gibi duruyor. Buradaki figürler çok daha özenli çizilmiş ve keder içinde tasvir edilmişler. Olaya sırtları dönük. Aziz John ayakta, rengi solmuş Meryem'e doğru ona destek olmak için uzanmış. Diğer iki kadın keder ve dualar içinde diz çökmüşler. Örtüye yüzünü kapamış olan soldaki kadın Mary Magdalene (Gibson, 103). 
 

Fig 13: Bruegel, Calvary Alayı (kutsal heyet detay)
 
Bu kısım sanki bambaşka bir resimdeymişiz gibi hissettiriyor. Burada kullanılan tarz daha farklı. Sanki Bruegel kutsal heyeti kitlelerden kesin olarak ayırt etmek istiyor. Ancak kompozisyon anlamında, heyetin üçgen şeklindeki dizilimi, sarp kayalık başta olmak üzere, birçok sahnedeki üçgen kurulumlarıyla benzerlik gösteriyor. Duygusal anlamda da kutsal heyet, işkence çarkına doğru çizgi hâlinde hizalanan diğer kadınlarla bağlanıyor (Figür 14; Gibson,104).  


Fig 14: Bruegel, Calvary Alayı (yas tutan kadınlar detay)
 
Simon'ın karısı ve buradaki kadınlardan başka resimde pek kadın figüre yer verilmemiş. Hatta Calvary tepesinde hiç kadın figür yok gibi. Resimde yer alan kadınlar genellikle sanki pazara giderken birdenbire kendilerini çarmıha geriliş olayının içinde bulmuşlar. Olay yalnızca birkaç kadının ilgisini çekiyor, olayla ilgilenen kadınlar da erkeklere göre çok daha merhametli gözüküyor. Mesela, İsa'ya yakın olan tarafta, sırtları bize dönük iki kadın kolları yukarıda yüzlerini tutuyor (bölüm 7).
 
Oynayan çocuklar

Resimde yer yer dağınık çocuk figürleri görüyoruz. Çocukların etraflarında olan bitenlerden haberleri yok gibi. Kimisi (değirmenin solunda) çamurda gülüp oynuyor (bölüm 5, 6), kimisi çamur göletinde kendine tepe inşa etmeye çalışıyor. Kimisi bebek kardeşi kucağında kuru yere gitmeye çalışırken, kimisi ne kadar çamur topladıklarını sayıyor.


Figür 15: Bruegel, Calvary Alayı (şapkalarını tutan insanlar, göletteki çocuklar detay)
 
Resmin diğer tarafında, kutsal heyetin hemen arkasında, eteklerini tutan bir kız, fevri kardeşinin izinden çıplak ayaklarıyla göleti geçiyor (Figür 16, bölüm 11). Resmin daha da sağında babasının omuzlarında bir çocuk daha görüyoruz (bölüm 12).  
 

Figür 16: Bruegel, Calvary Alayı (göletteki kız detay)
 
Yere düşmüş İsa'nın arkasında yük sırtlamış annelerinin ve köpeğin peşinde iki çocuk görüyoruz (Figür 17; bölüm 6). Yüzlerini olaya dönmüşler. Ancak yüzlerini döndükleri olay, beklenildiği gibi İsa'nın düşmesi değil. Neredeyse diğer herkes gibi onlar da Cyreneli Simon'ın etrafında oluşan arbedeye kitlenmişler. 
 

Figür 17: Bruegel, Calvary Alayı (İsa'nın arkasındaki çocuklar detay)

Sonuç

Konularını geleneksel dinî figürlerden seçen diğer birçok ressamın aksine Bruegel, İncil anlatısını çağdaş gündelik yaşam üzerinden kuruyor. Sahne olarak Kudüs yerine tanıdık Flandra manzarasını seçiyor. Çeşit çeşit işlerle meşgul yerel halkı ve onların gündelik yaşamını dikkatli gözleme dayanan bir takdirle tasvir ediyor. Resmin temelinde sıradan insanları oldukları gibi yansıtma isteği mevcut olduğu için Bruegel, kutsal ve ilahi motiflerden uzak duruyor. Böylece, tasvirdeki bu sıradan insanlık durumu ve İsa'nın çektiği eziyet karşısındaki kayıtsızlık hâli, resme tanık olanın gözlerinde yavaş yavaş büyüyen, korkunç bir trajediye doğru evriliyor. 

 
Kaynakça
Alexander Wied, Bruegel (çeviri: Anthony Lloyd), Bay Kitapçılık, Sydney 1980, 126
Michael Francis Gibson, The Mill and the Cross, Levana Üniversitesi Yayınevi, 2012, 17
 
Çeviren ve hazırlayan: Alper Güngör
(Philip McCouat'ın “All Life is Here” makalesininin orjinali için: Art in Society)
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

YapışkanotuLal Laleş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cihan Çakan

12 Mart 2025

Aysuda, Bir Su Perisinin Masalı

Hava o akşam da sisliydi. Şimdi kış, her yer karla kaplı. O zaman aylardan hazirandı, kız kardeşim Aysuda’yla burada, gümüş grisi kumların üstünde yan yanayız. Gölün usul dalgaları bir el gibi ayaklarımıza değiyor. “Yüzelim mi,” diyor Aysuda. “Bu saatte mi,” diyorum. “..

Devamı..

Gerçeklerden Kaçarken Kendimize Söyled..

Çetin Devran

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024