Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

22 Ocak 2024

Kültür Sanat

Platform Kooperatifleri Solun Canlanmasına Yardımcı Olabilir mi?

Fraser Watt

Paylaş

0

0


Platform kooperatifleri yalnızca üyelerinin temel gereksinimlerini karşılamakla kalmayıp aynı zamanda yaratıcılık isteyen işlerde daha fazla hareket alanı sağlar.

Sol kanat yayıncılığın son on yıldır teknoloji üzerine yazılmış eserlerle dolu. Bu kitaplarda sosyalistlerin, yaşamlarımızı idare eder hale gelen teknoloji platformlarına karşı nasıl bir tavır alması gerektiği ya da teknoloji işçilerinin geleceği inşa etme konusundaki inanılmaz potansiyellerine ilişkin envai çeşit tartışma bulabilirsiniz. Fakat sayfalar ardındaki yaşam çok daha karamsar bir tablo çiziyor ki, bunun başlıca örneklerinden birini İngiltere’de görmek mümkün – hükümet veri yönetim sözleşmelerini Amazon’a devretmekle kalmayıp aynı zaman Palantir gibi CIA bağlantılı şirketlerle milyonlarca dolarlık NHS (National Health Service – Ulusal Sağlık Hizmeti) sözleşmeleri imzaladı.

 R. Trebor Scholz’un How Platform Cooperatives Help Workers Build a Democratic Internet isimli kitabıysa önerdiği farklı yaklaşımlarla kendi türlerinden ayrılıyor. Yazarın gerçek yaşam deneyimine dayanan bu kitap kendi türündeki benzerlerinden farklı olarak gelecek ütopyalarına odaklanmak yerine mevcut duruma müdahale niteliği taşıyor. Anlatının odak notasında işçiler ve topluluklar açısından fark yaratan kuruluşların hikâyeleri var. Scholz teknoloji meraklısı okurlara sesleniyor ve kaybeden taraftaki taksi şoförleri, teknisyenler ya da bisikletli kuryeler için “sadece sorunu analiz etmenin onların koşullarında herhangi bir iyileşmeye yol açmadığını,” söylüyor.

Dolayısıyla Scholz’un önerisi, mevcut teknolojiyi kendi koşullarına uyarlayarak kurumsal monolitlere direnen kooperatifler kurmak. Mesela 1970’lı yıllarda Hindistan’da kurulan SEWA (Self Employed Womens’s Association – Serbest Meslek Sahibi Kadınlar Birliği) bu yapılanmanın en bilinen örneklerinden biri. Başlangıçta serbest meslek erbabı kadınlara kredi temin etmek üzere kurulan SEWA zaman içerisinde büyüdü ve sendikal danışmanlığa ek olarak yerel yönetimlerin yetişemediği bölgelerde su borularının döşenmesi ve çocuklar için sağlık ya da eğitim tesislerinin kurulmasına kadar oldukça geniş bir alanda hizmet sunmaya başladı.

Devletin başarısız olduğu konularda devreye giren SEWA gibi iyi organize edilmiş bir kooperatifin teknoloji platformlarıyla ilgili bir kitapta kendine yer bulmasının sebebiyse bahse konu bu platformların, tarımsal işletmelere veri temin edilmesi gibi dijital önceliği bulunan hizmetlere ya da küçük işletme sahiplerinin satış yapabileceği çevrimiçi pazar yerlerine doğru genişlemesi. Zira “Platform Kooperatifi”  terimiyle kastedilen şey, bir web sitesine ya da uygulamaya sahip, demokratik yollardan idare edilen kuruluşlardır ve modern teknolojiden faydalanan “geleneksel” kooperatifler, platform kooperatiflerinin tek işlevinin teknoloji işçilerini korumak olmadığını gösterebilir.

Zira platform kooperatifleri yalnızca üyelerinin temel gereksinimlerini karşılamakla kalmayıp aynı zamanda yaratıcılık isteyen işlerde daha fazla hareket alanı sağlar.  Mesela şu an müzisyenlerin gelir elde edememesinin en büyük sebebi dijital kanallar üzerinden yayın yapan müzik platformlarının dayattığı ekonomi. Spotify akış başına 0,003 Sterlin gibi bir ücret ödüyor ve bu platform sömürüsü karşısında UMAW (The Union of Musicians and Allied Workers - Müzisyenler ve Müzik Emekçileri Sendikası) tarafından başlatılan “Spotify’da Adalet” kampanyası iyi bir örgütlenme örneği. Patreon gibi abonelik sistemiyle çalışan kitlesel fonlama platformlarıysa müzik gibi düzenli üretim sürecinin bulunmadığı sanat dalları için pek işlevsel değil.

Üstelik “daha adil bir müzik endüstrisi” dediğimiz zaman sadece sanatçıların ödeme koşullarının iyileştirilmesinden bahsetmeyiz. Bir yandan müzisyenlere adil oranda ödeme yapıp öte yandan kârlı bir iş modeline sahip olunabilir ancak bu durum en basitinden platform çalışanlarının haklarını korumaya yetmez. Örneğin Bandcamp önce Epic Games’e, ardından Songtradr’a satıldı ve Songtradr’ın ilk hamlesi çoğu personelin işine son verip editoryal kadronun içini boşaltmak oldu – bu yeniden yapılandırma nedense sendikalı personeli daha fazla etkiledi. O yüzden her biri farklı amaçlara yönelen platform, kooperatif ve girişimlerin bir araya geleceği bir yaklaşım, yaratıcı endüstriler açısından faydalı olabilir. Scholz kitabında bir dizi müzik merkezli platform kooperatiflerine yer vermiş ve bunlar şimdilik sadece küçük plak dükkânları, dar kapsamlı akışlar ya da sanatçı kolektiflerinden oluşuyor ancak Spotify gibi şirketler mevcut politikalarını devam ettirdiği sürece bu yapılanmalar giderek artacak ya da genişleyecektir.

Westminister politikacıları gündemden hiç eksik etmedikleri kemer sıkma politikalarıyla kendilerini her geçen gün sistemi daha fazla dejenere etmeye adasınlar, bu tarz bir kooperatifleşme çökmekte olan eğitim sistemiyle, işlevini yitirmiş kanalizasyonlarla ya da sürekli fiyat kıran enerji şirketlerinin yol açtığı krizlerle boğuşmak zorun kalan Britanya halkında bir karşılık bulabilir. Her ne kadar şu an fikir birliğinden yoksun, demoralize olmuş Sol açısından böyle bir birlikteliği inşa etmek hayal gibi görünse de bu oluşumun yakın zamanda taklit edilebilecek örnekleri var. Güney Galler’deki Tower Colliery yüzlerce Galli madenciyi işten çıkardığında çalışanlar bir araya gelerek iş yerlerini British Coal’dan satın aldılar ve madeni, kömür rezervlerinin tükendiği 2008 yılına kadar kârlı bir işletmeye dönüştürdüler.

Platform kooperatiflerinin büyüme biçimi, girişim sermayesi tarafından fonlanan geleneksel şirketlere göre farklılık arz eder. Bu oluşumlar, SEWA’nın da belirttiği şekilde, birbirini destekler nitelikteki tamamlayıcı misyonlara sahip bir dizi birlik ya da kooperatiften oluşan bir ekosistemi aynı çatı altında toplayarak büyüme sağlar. Scholz, platform kooperatifleri açısından “büyümenin” üstünde durulması gereken bir mesele olduğunu belirterek bu işletmelerin daha büyük start-up’ların ölçeğine ulaşıp ulaşamayacağı ya da ulaşması gerekip gerekmediği konusunu gündeme getiriyor.

Girişim sermayesi destekli start-up’ların büyümesini taklit etmekle ilgili endişeler ne olursa olsun şöyle de bir gerçek var ve bunu görmezden gelemeyiz: risk sermayedarlarının sahip olduğu kaynak büyüklüğü, kooperatiflerin, Amazon ya da Deliveroo gibi şirketlerin uzantısı olan yapıları ekarte etmesini engelliyor.

Yirminci yüzyıl sosyalizminin en önemli kazanımlarından olan kooperatif yapılanması, Avrupa’da inşa edilen yüksek kalitedeki milyonlarca konuttan Küba’daki eğitim sisteminin iyileştirilmesine kadar onlarca farklı alanda başarı gösterdi. Dolayısıyla farklı platformları aynı çatı altında toplayacak benzer bir kooperatif yapılanması, çok sayıdaki strateji arasından herhangi bir strateji ya da en kötü ihtimalle bir teselli ödülü olabilir. Fakat kendisine meydan okuyan her tür dönüştürücü tasarıyı ustalıkla bertaraf eden güçlerin olduğu bir dönemde yaşıyoruz. O yüzden önce bu acı gerçeği sindirmemiz gerekiyor.

“Bir platform nasıl kurulur,” türevinden basit sorularla işe koyulmaksa en makul yol çünkü yoktan var edilen bu tarz yapılanmalar, tarih boyunca saplantılı siyasi aktivistler ya da konunun teknik uzmanları tarafından değil, sıradan işlerde çalışan sıradan insanlar tarafından kuruldu.

Marcus Barnett, 2019 seçimlerinden sonra Tribune’e yazdığı yazıda Britanya solunun anlamlı bir toplumsal güç haline gelebilmesi için öncelikle “bu konuya karşı ilgisiz ya da kayıtsız kalan arkadaşlara, iş arkadaşlarına ve komşulara hareketin ciddiyetini göstermek” gerektiğini ve bunun da ancak, “sosyalist barlar, kulüpler, dernekler, müzik grupları ya da spor tesisleri gibi yerlerin inşasını mümkün kılan eski bir geleneğe dönülerek başarılabileceğini,” yazdı. Görüldüğü kadarıyla parlamentodaki etkisi en azından yakın bir gelecekte sınırlı olan sosyalistler için şimdiden ileride görmek istediğimiz kurumları tasarlamak ve sosyal yapılan üzerine düşünmek verimli olacaktır – işe yeni teknolojileri kullanan işletmelerden başlamaksa hiç kötü fikir değil.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Sinema Tarihindeki Kötü Rüyadan Uyanma..Denis Gürcü
Öne Çıkanlar

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

K. Fitzpatrickis

2 Nisan 2025

Kendinizi Değil Toplumu Değiştirin

Arendt, herhangi bir yasayı çiğneme eyleminin sivil itaatsizlik kabul edilebilmesi için bunun açık ve aleni bir biçimde icra edilmesi gerektiğini savunur.Mahalle kavgaları sık sık dünya tarihine geçen meseleler değildir ama Henry David Thoreau, ödemesi gereken bir v..

Devamı..

40 Yaşındaki Kelime Dağarcığınız Gençl..

Alice Sullivan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024