Pollyanna İyimser Değildi
3 Kasım 2019 Edebiyat İnsan

Pollyanna İyimser Değildi


Twitter'da Paylaş
0

"Her şeyde mutlu olunacak bir yan vardır.
Bize düşen bunu bulmaktır."

Pollyanna’ya dair herkesin bildiği şudur: Birine onun ismini kullanarak hitap etmek iyi bir şey değildir. Bu, birini aşırı iyimser bir şey yapmaktan alıkoymanın etkili bir yoludur. Optimizm sağlık, mutluluk ve başarıya ulaşmak için doğru yol olarak görülmez. Ancak çoğu insan Pollyanna’nın bütün hikâyesini bilmez: Aslında o iyimser değildir.

Pollyanna 1913 yılında yayımlanan ve Eleanor Porter tarafından yazılmış olan romanın kahramanıdır. Pollyanna anne babası öldükten sonra, hayattaki tek akrabası, toplumdan elini ayağını çekmiş, onu istemeyen sert mizaçlı teyzesinin evinde yaşamaya gönderilen genç bir kız. Pollyanna kimle tanışsa ona “sevindiren oyun”u anlatır. Bu oyunu babası üretmiştir ve ölmeden önce kızına öğretmiştir: Ne olursa olsun seni mutlu edecek şeyler her zaman vardır. Diğer bir deyişle, kişi her zaman deneyimlediği kötü şeylerin olumlu yönlerini görmelidir. Oyun Pollyanna’nın hediye olarak bebek istediği ancak bir çift koltuk değneği aldığı Yılbaşı gecesi ortaya çıkmıştır. Oyunu o an kuran babası Pollyanna’ya her şeyde iyilik araması gerektiğini öğretir, yani bu durumda koltuk değneklerinde: “Onları kullanmamıza gerek yok!”

Pollyanna’nın sempatik, içten ve ışıldayan kişiliği bu felsefeyle birleşince teyzesinin evine mutluluk getirir. Pollyanna, teyzesinin keyifsiz insanlarla dolu kasabasını değiştirdiği, yaşanılası bir yere dönüştürdüğü için çok mutludur. Oyun onu teyzesinin sert tutumundan korur. Polly Teyze onu resimsiz, kilim ya da aynasız çirkin bir çatı odasına koyduğunda, buna sevinir. Eğer güzel bir yatak olsaydı, penceresinin önündeki güzel ağaçları fark etmeyecekti. Bir aynası olsaydı yüzündeki çillere bakacaktı. Teyzesi onu akşam yemeğine geç kaldığı için cezalandırdığında mutlu olur, çünkü sadece süt içip ekmek yemesine izin verilir. Pollyanna ekmek ve sütü çok sever, ayrıca mutfakta beraber yemek yemesi gereken hizmetçiyi de. Bu yüzden teyzesine tekrar tekrar teşekkür eder. 

Pollyanna bu oyunu başkalarıyla da oynar. Adamın biri yolda yürürken bacağını kırdığında Pollyanna ona, bacaklarından yalnızca birini kırdığı için mutlu olması gerektiğini hatırlatır. Teyzesi bile sonunda çözülmeye başlar ve oyuna dahil olur. Bu oyuna en uzun süre direnen kişi olsa da.

Ancak nihayetinde Pollyanna’nın sağlam iyimserliği, ona araba çarptığında ve bacakları felç kaldığında sınava tabi tutulur. İlk defa gerçekçi bir tepki verir. Yasa boğulur ve insanlara “İyi tarafından bak,” demenin kolay olduğunun farkına varır. İnsanın başına kötü şeyler gelince kendi kendine tavsiye vermesi kolay değildir. Oyunun gerçekten zor olduğunu ve hiç de eğlenceli olmadığını kabullenir.

Yine de iyi hissetmek için nedenler bulmaya kararlıdır. Yürüyemediği için mutludur çünkü geçirdiği kaza, teyzesinin buz tutmuş kalbini yumuşatmıştır. Roman mutlu sonla biter: Teyze eski âşığı ile evlenir, Pollyanna hastaneye gönderilir ve orada tekrar yürümeyi öğrenir. 

Pollyanna’nın hikâyesi “kör iyimserlik” anlayışını yansıtır. Oynadığı oyun hassasiyetten uzaktır, insanların durumlarını ve duygularını görmezden gelir. Pollyanna’nın iyimserliği düşüncesiz ve saçmadır. Bir şeye çok üzüldüğünüzde size, “Her şey iyi olacak,” denmesi pek fazla anlam ifade etmez. Sevdiğiniz birini veya sizin için değerli bir şeyi kaybettiğinizde, kederlenmek uygun tepkidir. Pollyanna’nın oyunu bu gibi durumlarda insana saf, rahatsız edici ya da saldırgan gelebilir.

İyimserlik insanların dünyaya yaklaşımlarını olumlu etkileyebilir. Karşılaştıkları sorunlara farklı bakış açılarıyla bakmalarını sağlayabilir. İyimserlik fantastik bir yaklaşım değildir, gerçeğe dayanan, hayatımızı iyi ve verimli yaşamamızı sağlayan bir inanç sistemidir. Cevap verme yeteneğimiz, mutluluğumuz, sağlığımız ve başarımızın temelinde yatan bir şeydir.

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Huffpost)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR