Kalpsiz bir insanın yaşama fikri ne kadar fantastikse bu romanın sonu da o kadar fantastik.
Kerilynn Wilson’un hem yazıp hem çizdiği, ismiyle ve konusuyla ilgi çekici çizgi romanı Kalpsizler Genç Timaş etiketiyle yayımlandı. Sadece akılla yönetilen bir dünya tezahürü üzerine kurulmuş bu çizgi roman insana akılcı bir dünyada her şeyin yolunda gideceğini düşündürtüyor. Keza üzüntü, öfke, kalp kırıklıklarımız olmasaydı hayat daha kolay olmaz mıydı diye de?
Kalpsizler’in merak uyandıran bir başlangıcı var. Tabilarium’dan biz okurların bilmediği bir şey çalınıyor, bir kutu ve anlaşılan o ki bu ilk hırsızlık değil. Çok geçmeden neyin çalındığını öğreniyoruz ama asıl anlatı June üzerinden ilerliyor. June’un çizimlerle dolu bir odası ve sıradan görünen bir hayatı var ama ailesinin durumunu görünce June’un aslında ne kadar renkli bir hayatı olduğu anlaşılıyor. June kalbine sahip çıkan tek kişi.
Bir gün bir doktor, Bilgin, kalplerin çıkarılabileceğini ve kalbi çıkarılan insanların artık acı çekmeyeceğini söyler. İnsanlar yavaş yavaş kalplerinin bir çözelticiye konmasını, kalplerinden kurtulmayı tercih ederler. Artık kalbi olmayan insanlar, işlerine odaklanabilecekler ama en önemlisi artık üzülmeyeceklerdir. Kitaptaki flashback’lerle çok geçmeden tüm insanların yaşadıkları duygudan kaçmak için nasıl can attıklarını görüyoruz. Duyguları taşımak zor geliyor olmalı ki artık çok az insan kalbini sahipleniyor, bu durum monoton, renksiz, sıkıcı bir toplum oluşturuyor. İnsanlar arasındaki sözsüz anlaşmalarda her şey akılcılıkla ilerliyor, bu aslında kulağa hoş gelse de kalpsizlerin duygudan yoksun hali işleri diğerleri için zorlaştırıyor. En ufak bir duyguya yer yok, neşe, mutluluk, heyecana bile.
“Bilgin, kalbin çıkarılması ve hissizleştirici bir çözeltiye yatırılması durumunda her türlü derdin, kaygının ve öfkenin ortadan kalkacağını keşfetti. Ancak sadece olumsuz duyguları ortadan kaldırmadı. İyi duygular da yok oldu.”
June’un annesi ve babasından sonra kendi serası olan farklı farklı bitkiler yetiştiren June’un ablası Maya da kalbini çıkarıyor. Okulda da durum farklı değil, öğretmenler ve öğrenciler de kalplerini çıkarmışlar. June’un en çok sevdiği derslerden biri, sanat dersi de kaldırılıyor.
June okulda da evde de çok yalnız. Burada çizimlerin bu yalnızlığı yansıtış biçimini çok sevdim. Herkesin robot gibi hissiz olduğu bir dünyada acı çeken bir gencin hâli, haliyle karamsar ve kaotik görünüyor. Zaten genel olarak yazarın kurduğu sahneleri, onları betimlemeleri hoşuma gitti. Zaman zaman sahneler metnin önüne çıkmış, birbirinden güzel çizimler yetmiş. Kurguya geri dönersek, June’a acı veren durumlardan biri de ablasıyla olan ilişkisinin de bu operasyondan sonra bozulmuş olması, Maya’nın da diğer kalpsizler gibi en ufak bir yakın ilişkiye tahammülü yok, bu çaba anlamsız geliyor hatta. Bir süre sonra okuldan gelen bir şikâyet üzerine, aile, June’un da kalbini aldırmasına karar veriyor.
Kerilynn Wilson’un duygular ve düşünceler üzerindeki dengeyi ifade ediş şeklini sevdim açıkçası, okuyanı düşünmeye de yöneltiyor. Muntazam bir dünyada yaşıyorlar ama bir sorun, büyük bir eksiklik var. Kalplerimiz sadece duygularımızın kaynağı değil aynı zamanda bizi daha insan, daha merhametli yapan, daha iletişime açık, birbirimize duyarlı hale getiren bir merkez gibi düşünülmüş. Tabii bu merkezin yokluğu karşısında insanlar tekdüze bir yaşama mahkûm oluyorlar fakat bu mahkumiyetin farkında bile değiller.
Bir süre sonra June sokakta kavanoz içinde bir kalp buluyor, Tabularium’dan çalındığını düşündüğü bu kalp onu maceralı bir yola sokuyor. June bu kalple ablası Maya’yı eski günlerine döndürebileceğine inanıyor. Araştırma yaparken tanıştığı Max ise ona yardımcı oluyor. Max’in farklı bir özelliği var, o da bir kalpsiz ama diğer kalpsizlerden farklı olarak hissedebilmeye başlamış. Romanın bu kısmında heyecan artıyor, June kalpsiz yaşamaya devam edebilecek mi, ablasını kurtaracak mı ve diğer insanlar da kalpsiz olsalar da hissedebiliyor mu soruları yeni sorunları doğuruyor.
Bir ilk kitap için oldukça başarılı bir roman Kalpsizler. Kalpsiz bir insanın yaşama fikri ne kadar fantastikse bu romanın sonu da o kadar fantastik. Sadece Bilgin’in ardındaki gizemin çözülmesi, Bilgin’in keşfi arkasındaki motivasyonu romanın başta bende uyandırdığı etkinin biraz altında kaldı. Fakat Kalpsizler, Kerilynn Wilson’un ilk çizgi romanı ve yazar hem çizimleriyle hem de konu itibariyle orijinal bir iş yapmış. Her ne kadar grafik romanlarda okur da çizime daha çok odaklansa da metnin önemini hafife alamayız, burada çevirmenin işi biraz zorlaşabilir diye düşünüyorum, bu güzel romanın çevirmeni Barış Purput. Kalpsizler, okuyan herkese dünyanın duygularla da döndüğünü hatırlatacak, hatta yaşadığımız zor duygulardan kaçınmamızı düşündürecek bir kitap.






