Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Kasım 2024

Edebiyat

Shakespeare ve Alternatif Kurgular

Betsy Golden Kellem

Paylaş

0

0


Shakespeare’in eserlerini hani neredeyse dokunulmaz addeden bir okur kitlesinin varlığına rağmen pek az insan hoşuna gitmeyen bir Shakespeare uyarlamasıyla karşılaşmıştır. 

Söz konusu Shakespeare olduğunda insanların çoğu illa bir fikre sahiptir ve bu durum hani neredeyse Elizabeth döneminden beri hiç değişmemiştir: eleştirmenler ve okurlar onun yazarlığından özgünlüğüne, oyunlarının en iyi nasıl sahneleneceğinden o kadar da olağanüstü olup olmadığına kadar pek çok konuda tartışıp dururlar. Fakat Shakespeare hakkındaki en çetrefil sorulardan biri muhtemelen onun yüksek kültür simgesi mi yoksa alt kültür simgesi mi olduğudur. “Her ikisi de doğru,” şeklinde bir yanıt can sıkıcı olabilirken hiç umulmayan bir kurgu türü belki bu muammayı çözmemize yardımcı olabilir: hayranlarca yazılan alternatif kurgular (fanfiction).  

Siyaset ve edebiyat uzmanı David Haven Blake’e göre modern “hayranlık” anlayışı ünlü isimlerle takipçileri arasında kurulan bir alış veriş ilişkisi olmasının yanı sıra aynı zamanda hayranların aktif roller üstlendiği “işbirliğine dayalı bir kimlik” modeli. Hayranlarca yazılan alternatif kurgularsa (kurmaca eserlerden alınan favori karakterlerle oluşturulan yeni kurmacalar) bu alışverişi görünür kılmanın başka bir yolu. Üstelik www.fanfiction.net ve AO3 gibi milyonlarca kullanıcıya sahip veri havuzlarıyla günümüzde oldukça popüler.

İngiliz dili profesörü Maria Lindgren Leavenworth’e göre hayranlarca oluşturulan alternatif kurgular popüler kültürün tercihleriyle kaynak metni bir araya getirmenin yeni bir yöntemi.

“Alternatif kurgu yazarları kanonu yorumlayıp dönüştürüyor ve değiştirilmiş anlatı perspektifleri, değiştirilmiş karakter kombinasyonları, görünürlüğü az bir karakterin ön plana çıkarılması, kimi sahnelerin genişletilmesi ya da prequel ve sequellerle zamansal sınırların kaldırılması yoluyla metne dahil oluyorlar.” 

Her ne kadar Leavenworth’unki gibi tanımlar modern çağda hayranlığı karakterize eden çevrimiçi ortama dayansa da, hayranların eserlere karşı gösterdiği bu yoğun ilgi dijital çağla sınırlı değil. Yaratıcıyla onun takipçileri (izleyici ve okurlar) arasındaki işbirliğine dayalı alışverişle karakterize davranış biçimi sadece dijital medyaya değil, “ünlü” kavramının kendisinden bile önceye dayanıyor. 

Müzik tarihçisi Daniel Cavicci’ye göre, alelade insanlarla hoşlandıkları şeyler arasındaki para-sosyal ilişki tarih boyunca karşımıza çıkabilecek doğal bir durum. 

Fakat her ne kadar hayranlığın yüzlerce yıllık bir geçmişi olsa da, eleştirmenler hayran kültürünü her zaman alt kültüre özgü bir durum olarak gördüler. Amelia Bitely, hayranlık olgusunun önde gelen savunucularından Henry Jenkins’e atıfla, hayranlığı mental bozukluğa dayalı saplantılarla bir tutan yaygın görüşü irdeliyor: nihayetinde hayranlar da tıpkı araştırmacılar gibi ellerindeki materyali dikkatle okuyor, inceliyor ve tartışıyorlar. Peki bu davranış biçimi Star Trek yerine Shakespeare’i hedef alsaydı yine “aşırı” olarak görülür müydü? 

Tuhaf ya da uygusuz durumlara yol açan para-sosyal ilişkilerin tarihsel bir temelinin olduğu aşikâr. Sanatsal yaratım eylemi, doğası gereği duygusaldır ve yaratıcı –sanatsal, ruhani, siyasi ya da başka maksatlarla – ne denli tutkulu bir eser ortaya koyarsa okur da bunu o denli kişiselleştirebilir. Okur ve izleyici, eleştirmen ya da trend belirleyici bir figür olmaksızın içeriği alımladığında hayranlığın toplumsal, hatta yarı-dinsel hale geldiğinden bahsetmiyorum bile. 

Fakat böylesi hayranlıklar kişinin mahremiyetine ve toplumun adab-ı muaşeret kaygılarına ters düşebilir. Mesela David Haven Blake, şair Henry Wadsworth Longfellow’un durumunu şu şekilde anlatıyor: “Binlerce kadın ve erkek için öyle bir ilham kaynağıydı ki,  bu insanlar şairin şöhretinin kendilerine bir tür erişim kazandırdığına inandırlar.” Longfellow yaşamı süresince altı binden fazla hayran mektubu almasının yanı sıra bütün eşyalarını toplayıp kapısına dayanan ve ona aslında karısı olduğunu, dolayısıyla birlikte yaşamaları gerektiğini söyleyen bir kadını da geri çevirmek zorunda kaldı. Blake’in aktardığına göre Walt Whitman ise, ondan çocuk sahibi olmak isteyen bir kadından sık sık şımarık hayran mektupları alıyordu. 

Konu Shakespeare olduğundaysa hayranlık hem tarihsel hem de çağdaş olarak bir arada ilerler. Öyle ki, Shakespeare’in kendisinin de aslında başka eserlerin alternatif kurgularını yaptığına dair güçlü argümanlar var. Zira kendi eserlerindeki anlatıların özü, Ovid’den İncil’e ve Decameron’a kadar pek çok klasik ya da popüler kaynağa dayanır. Hayranlarca yaratılan alternatif kurgular üzerine araştırma yapan akademisyenler Kavita Mudan Finn ve Jessica McCall, Shakespeare oyunlarıyla Grinin Elli Tonu’nu bir araya getirebilecek tek bir kategoriden bahsetmenin zor olduğunu, alternatif kurgularınsa buna imkân verdiğini söylüyor.  

Blake’in belirttiği gibi, nasıl ki “On dokuzuncu yüzyılda çoğu Amerikalı, geçmişte seçkin kimliğin sığınağı olarak algılanan edebiyatı artık popüler kültürün bir parçası olarak görüyordu,” Shakespeare de kendi dönemindeki eğlence anlayışının bir parçasıydı. Hayranlarca yaratılan alternatif kurgular işbirliğinin esas olduğu, çok yönlü bir yazma evrenine,  paylaşmaya ve karşılıklı tanıtıma dayalı olmakla birlikte Finn ve McCall, Orta Çağ’daki erken modern patronaj sisteminin de benzer şekilde işlediğini ve bu sistem içinde kalan yazarların, neredeyse her zaman belli kişiler ya da belli kitleler için yazmak zorunda olduğunu söylüyorlar.  

İletişim ve medya uzmanı Bronwen Thomas ise Shakespeare’inki gibi aşina olduğumuz kaynak materyallerden yapılan uyarlamaların bizlerdeki “statik ve yalıtılmış metin algısını kırdığını,” bunun yerine bizlere, “hikâyelerin sürekli değişim geçirebilen sosyal ve kültürel ortamlarda üretilip deneyimlendiğini,” anımsattığını belirtiyor.    

Kaynak materyalle sürekli etkileşimde olmak ve onu uyarlamak, “yazar-tanrı” mitini ortadan kaldırarak ve marjinalleştirilmiş perspektiflerin doğmasına imkân tanıyarak onun daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Üstelik Shakespeare’in eserlerini hani neredeyse dokunulmaz addeden bir okur kitlesinin varlığına rağmen pek az insan hoşuna gitmeyen bir Shakespeare uyarlamasıyla karşılaşmıştır. En basitinden geçtiğimiz yüzyılda öyle çok uyarlama yapıldı ki, Shakespeare popüler kültür üreticilerinden bu denli saygı gören az sayıdaki yazardan biriydi: Tom Stoppard’ın Rosencrantz & Guildenstern Are Dead’inden, Kurosawa’nın Ran’ınına ve Ten Things I Hate About You’ya kadar onlarca film Shakespeare oyunlarını izleyicilere yeniden anlattı.  

Kaynak materyali yeni olanla birleştirmeyi hedef alan “alternatif kurgular” hayran toplulukları içinde yaygınlığını korumaya devam ediyor. Ve kimi yazarlara göre bu, Shakespeare’e tam anlamıyla sadık bir durum. Zira Finn ve McCall’un da yazdığı üzere, Iago’nun planını keşfeden Emilia’nın Desdemona’nın hayatını kurtardığı bir Othello versiyonu ya da Keşiş Laurence’ın mektubunun kaybolmadığı bir Romeo ve Juliet alternatif kurgular olarak nitelendirilebilir ve aslında Othello’nun bu versiyonunu yazanın Shakespeare’den başkası olmadığı, palyaçoları iki katına çıkarıp bir de ayı ekledikten sonra adını Kış Masalı olarak değiştirdiği iddia edilebilir. 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Sinemada ilk edebiyat uyarlamasıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

7 Nisan 2025

Simyacılık

Her zaman olduğu gibi, yazdıklarına hayran olduğum için o kitapların yazarını da, Vüs’at O. Bener’i de çok merak etmiştim.Romanları değerlendirirken kullandığım öznel bir ölçütüm var. Sevdiğim romanların çoğu bende bir cümle ya da paragraf bırakır. İstemsizce o cümleyi ezberlerim, bazen iç..

Devamı..

Biri Bizi Gördüğünde Ne Görür?

Adalet Çavdar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024