Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Ekim 2022

Kitap

Shyamalan üçlemesinde Kahramanın Beklenmeyen Dönüşümü

Gamze Haklı Geray

Paylaş

2

0


Shyamalan, sinemanın bütün öğelerinden yararlanır ama basit gerçeklerden yola çıkarak fantastik olmayan inandırıcı bir dünya kurar. Hitchcock'un yaptığı gibi kamerayı sahnede hareket ettirdiğini ve eski tarz hikâye anlatımını seçtiğini söyler.

Hindistan’da doğan Amerikalı yönetmen, film yapımcısı, senarist M. Night Shyamalan, sürprizli sonlara, bazen şok etkisi yaratan beklenmedik olay örgülerine sahip gerilim filmleriyle tanınır.  Bir filmi Shyamalan filmi yapan belirgin özellikleri zamanla farkedebiliriz. Hitchcock hayranlığı mutlaka sinemacılığını etkilemiştir ama filmlerinde ışığı, metaforları kullanışıyla, oyuncuları doğaçlamaya yönlendiren, onları özgür bırakan tarzıyla ilgili önemli ayrıntılar öne çıkar. Ders verdiğim sınıftaki genç öğrencilere edebiyat ve sinemada sevdikleri tarzı sorduğumda çoğunlukla psikolojik gerilim ve korku yanıtını alıyorum. Gerilim türünün elbette izleyiciyi germesinin, tedirgin ederek eğlendirmesinin yanında, bildiğimizin ötesinde derin bir anlamı, albenisi olmalı.

Kahraman ve anti kahraman

Dünya kültürlerinde kahramanın öyküsü, onun mucizevi ya da başka bir şekilde olağandışı doğumuyla başlar, deneyimlediği yolculukta Jung’u haklı çıkaran imgelerle erginleşir. Kahramanın ölüler diyarına inişi, gelişiminde önemli bir adımı temsil eder. Spivack’a göre, "yeraltı dünyasına iniş, bilinçaltının karanlık dünyasına iniş” olarak yorumlanabilir. Otto Rank ve Joseph Campbell gibi yazarlar kahraman modelinin ana noktalarını derinlikli açıklarlar. Shyamalan’ın The Unbreakable üçlemesi çekimi yirmi yıllık zaman dilimine yayılmış bir seri. Unbreakable, Split ve Glass fimlerinden oluşur. Bu üçlemede karakterlerin dönüşümünü not etmek gerekir. Her üç hikâyenin de ortak özelliği süper kahraman kavramını alıştığımızın dışında işlemesidir. Üçlemedeki diyaloglar birbirinden farklı karakterler yaratarak başlar. Aralarında gerilim potansiyelini barındırır. Karakterler her an diğerleriyle çatışabilecek şekilde konumlandırılmıştır. Aristoteles karakterin sadece alışılmış bir eylem olduğunu belirtir. Karakter eylemdir.

Yıkılan şablonlar

Shyamalan’ın üçlemesinde evrensel kahraman şablonları birer birer yıkılır. Hikâyeler ve karakterler birbirine bağlanırlar. Kahramanları anti kahramanlardır. Gergin seyirciye tırnaklarını kemirtir, koltuğu tırmalatır. Kötü adamları kötü yapan motivasyonun nerede gizlendiği sorusunu bize sordurur. Anti kahramanın geçmişine nasıl inebilir, ondan tam nefret etmeye başlamışken en berbat huylarına nasıl empati gösterebiliriz? İlk film Unbreakable, geleneksel bir kahraman filmi değildir. Karakter odaklı ve çizgi romanlardaki süper kahraman türünü bozan bir hikâye anlatır. Aslında süper kahramanın çıkış formülünü kullanarak, onun kimliğiyle, dünyadaki yerini arayışıyla ilgilenir. Başka kahramanlar yaratan, hayattaki amacını netleştirmek için kendi karakterinin tam tersinin peşinde koşan ve dahi beyne sahip olduğunu düşünen birinin serüvenidir bu. Özenle hazırlanmış incelikler ve semboller (pencere, kapı, ışık, farklı bakış açıları vb.) mikro ayrıntılar olarak her üç filmin atmosferine serpiştirilmiştir.

İlk filmde Elijah Price kendi fiziksel durumunun (kemikleri kolaylıkla kırılmaktadır) spektrumun diğer ucunda "kırılamayacak" bir karakterin özelliğiyle eşleşmesi gerektiğini düşünmektedir. Tez ve antitez birleşecek, belki de kendi muhteşem sentezini oluşturacaktır. Split filmindeki Kevin karakteri yirmi dört farklı kişilik sergileyen dissosiyatif kimlik bozukluğuna sahip bir kişidir. Canavar denen yirmi dördüncü kişiliği, bedensel gücü, hızı ve çevikliğiyle insanüstü yeteneklere sahip grotesk bir sosyopattır. İzleyeni sarsar, ürkütür, ürpertir, aynı zamanda da düşündürür. Karakterin kökenine inmekte gecikmez seyirci. Çocukluğunda istismara uğrayan ve terk edilen Kevin çoklu kimliklere bölünmüştür ve geçmişteki yaraların izlerini taşımaktadır. Kevin bir roman karakteri olsaydı, okur ona sempati duyabilir miydi?

Son film Glass’da ise ilk filmdeki David Dunn karakteri, sahip olduğu özel yetenekleriyle canavarla tam bir çatışma noktasında buluşur. Hesaplaşmaları, onları kritik sırlara sahip gizemli Elijah Price ile yüzleşmeye götürür. Bir anda fantastik çizgi roman karakterlerini, Süperman’i, Batman’i ve benzerlerini anımsatırlar bize. İyinin kötüyü mutlak suretle yere serdiği klasik durumları. Ama iyi veya kötü nedir? Nasıl tanımlanır?

Split ve Glass filmlerinde psikolog ve psikiyatrist kimlikleri de dikkat çeker. Split’de Kevin’in terapistiyle seansları ilgi çekicidir. Kevin’i canlandıran oyuncunun farklı ruh durumları arasında hızlı geçiş yapabilme ve çoklu kişiliklere bürünebilme becerisi adeta test edilir. Glass’da ise Dr. Ellie Staple, süper kahramanların büyüklük yanılsamasını araştıran gizli bir topluluğun parçasıdır. Beyinlerinin özellikleri üzerinde çalışmaktadır.

Diyaloglar

Her üç filmdeki diyaloglar karakterleri besleyen özellikleri yansıtır. Unbreakable’daki “çizgi romanların, tarihi aktarmanın klasik yoluyla son bağlantımız olduğuna inanıyorum” cümlesi üçlemenin özü gibidir. “Korkmakta sorun yok, çünkü bu bölüm bir çizgi roman gibi olmayacak. Gerçek hayat onun için çizilmiş küçük kutulara sığmaz” gibi ifadelerle devam eder diyaloglar. Üçleme çeşitli semboller ve filmler arası bağlantılarla, zeki ayrıntılarla örülmüştür. Karakterlerin zayıf noktaları güçlü noktalarına dönüşür. Shyamalan varoluşsal bir amaç arayışıyla yeni süper kahramanlık dönemini kurgular. İyiyle kötü, safla kirli, kahramanla kötü adam arasındaki çatışma farklı boyutlarda anlatılır. Seyirci üçlemede destansı doruk noktalarına rastlamaz. Epik filmler değildir bu filmler. Karakterlerin kişisel farkındalık anlarıyla sırlarının ortaya dökülüşü düğümlerin çözüldüğü anlara denk düşer. Belki de metinlerde karakterlerin aralarındaki diyaloğu ya da karakterin monoloğunu başka açılardan yeniden kaleme aldığımızda onların dönüşümünü daha önce hiç düşünemediğimiz açılardan anlatabiliriz.

Shyamalan, sinemanın bütün öğelerinden yararlanır ama basit gerçeklerden yola çıkarak fantastik olmayan inandırıcı bir dünya kurar. Hitchcock'un yaptığı gibi kamerayı sahnede hareket ettirdiğini ve eski tarz hikâye anlatımını seçtiğini söyler. Filmlerdeki süper kahramanlar Amerikan rüyasının temellerini kurarken, Shyamalan üçlemesi karakterlerinin yolculuğu vasıtasıyla bu rüyayı yerle bir eder. Yönettiği filmlerin senaryolarını da kaleme alır. Ana hatlarıyla taslaklar oluşturduğunu, seyircilere başlangıç noktası verdikten sonra gitmeleri gereken yere doğru gitmelerine olanak tanıdığını anlatır. Karaktere güvenilmesi gerektiğini belirtir.

Karakterlerin en başlarda hep kendisi gibi ses çıkardığını eklemeyi ihmal etmez.  Kulağımıza belki de küpe olsun diye genç yazarların ya da yeni yazarların yaptığı en büyük hatanın bu olduğunu söyler.

 

Kaynaklar

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Jorge Luis Borges’in Kütüphaneniz İçin..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Semih Gümüş

24 Kasım 2025

İmralı Tartışması, Dem Parti, CHP ve M..

Süreçte iktidar tarafından bugüne dek somut bir adım atılmamış oluşunu hatırlatanlara karşı, “Onun da zamanı gelecek” demek süreci toplumsallaştırma ve açıklık çizgisinin dışına çıkmaktır. Adeta ortalığa bir ateştopu yuvarlandı ve onun gidip CHP’..

Devamı..

Frankenstein’dan Drakula’ya Ölümün ve ..

M. R. Granatino

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024