Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Şubat 2017

Öykü

Sinan Özdemir • Münzevi

Sinan Özdemir

Paylaş

49

0


İki ya da üç kişi arasında kalmak. Nasıl bir yazgı bu? Oluyor, hem de bal gibi oluyor. Sonunda siz de derin bir sükûnet içinde çırpınıp duruyorsunuz. Ve bir cevap vermek zorundasınız. İncelikli olmak böyle bir şey. Söyleyeceğiniz sözlerin bir etkisi var. Bunun için her iki tarafla da konuşmak bir görev. Biri öfke içindedir. Sizi de kuşatmıştır. Her an o çemberin içine girebilirsiniz. Giderek size yaklaşmaktadır. Öteki savunmadadır. Ama bir zayıflık bulduğu an saldırıya geçebilir. Bense ne gerideyim ne de ileride... Olaydan haberim yoktu. Bir arkadaşım gerekli olduğu için öteki arkadaşıma borç para vermiş. Aradan bir yıla yakın zaman geçmiş. Arkadaşım verdiği borç parayı istediğinde, Ne parası, demiş ötekisi. İkisini de tanıyorum. Kendi aralarında iş çevirip dururlardı. Ve ikisinin de bana yararı vardı. Çıkar değil. Hem arkadaşlık hem de iş. Yakınlığımız o kadar belirgindi ki, bir gün onda kalırdım, bir gün de çocukluk arkadaşımda. Kalbimizle iş yapardık, kalbimizle sohbet ederdik. Çocukluk arkadaşım Metin borç parayı verendi. Epey de yüklü bir miktardı. Elli bin lira falan. Bir akşam ondaydım. İlk önce sakin başlayan sohbet birden gergin bir havaya büründü. Nankörmüş öteki arkadaşım. İlhan yani... Metin’e göre, büyük bir iyilikmiş yaptığı. Ama İlhan dost değil de düşman gibi davranıyormuş. Ne yazık ki parayı almak için Metin araya bazı karanlık adamları sokacakmış. Gizliden anlattı bunu bana. Öyleyimdir ben, pek fazla konuşmayı sevmem. Ama konuştuğum zaman dostlarım beni onaylar, hak verilecek bir durum varsa mutlaka benim söylediğimin doğru olduğuna inanırlardı. O akşam her nedense Metin’e hak verir gibi oldum. Ama ben bu gibi durumların aldatıcı olduğunu düşünürdüm. Gerçeği somutlaştırmak gerekir ama zor iştir. Kanıt olmalıdır. Aslında kanıt da vardı. Metin’de karşılıklı imzalarla hazırlanmış bir kâğıt. Her şeyiyle tastamam ortadaydı Metin. Gene de sesimi çıkarmadım. Dostlarım alışık olduğu için beni fazla zorlamazlardı. Ama anlatacaklarımda ne kadar zorlandığımı göreceksiniz. Metin’in evinden çıktım. Cadde üstündeydi evi. Bir iki kuruyemişçi dışında her yer kapalıydı. İki bira aldım, evin yolunu tuttum. Yürürken bu olay pek fazla meşgul etmiyordu zihnimi. Gülay’ı düşünüyordum. Onu kaybetmek üzereydim. Beraber yaşayacak gücüm de, sorumluluğum da yokmuş. Hiç söylemeseydi bunu keşke. Ben sıradan bir adam değildim. Kaç yıl bekledik, her şey olgunlaşsın, bir anlamı olsun diye. Neymiş, annesine saygısızlık yapmışım. Eşinizin ölmesi, sizi daha bir özgür kadın yapmış dediğimden. Başka bir adamla olsun demedim ki. İşte bundan korkuyordum. Metin’in de, İlhan’ın da beni yanlış anlaması. Sonra bir üçüncü kişinin de. Kanepeye attım kendimi. Soğuk birayı bir dikişte yarıladım. Bir geceliğine herkesi unuttum. Yaz sıcağı vardı. Pencereleri açtım. Klima yoktu evde. Terlemeyi ve duş almayı seviyordum. Ya da terliyken buz gibi bir birayı tüketmeyi. Sonra geceyi anlamlı kılan şarkılar... Müziksiz her şey kuru, kupkuru. İlhan’ın beni çağırması uzun sürmedi. Üç gün sonra ondaydım. Bir kadın dostu varmış. Yeni tanışmış. Kadın, hayatını düzene sokmuş. Artık akıllı bir adamım, diyordu. İşleri çok bozukmuş. Kadın da bu zamanda çıkmış ortaya. Masa kurulmuştu bile. Sanki önceden hazırlığı yapılmış bir akşamın yanındaydım. Kadın oldukça alımlı, afet bir şeydi. Böyle bir kadınla yaşamak adamın moralini bir değil on derece yükseltirdi sanırım. Ama güzellik başka bir şeydir, sevilmek başka. Ben önce gönülden yanaydım. İki parça tavuk pane, üç parça biftek, gayet süslü hazırlanmış bir çoban salatası, bir büyük şişe de rakı. Oturup konuşacaktık. İki restoranı vardı İlhan’ın. Nasıl başardığını bilmiyorum. O kadar yakın olmamıza rağmen hangi işle uğraştıkları aklıma bile gelmezdi. Bir çorba içer, ayrılırdım oradan. Bir yolunu bulup şu para işinden konuşmak istiyordum. Ama fazla kurcalamadan, havadan sudan bahseder gibi. Bir iki kadehten sonra tam her şeyi unutmuşken İlhan, “Metin söyledi mi sana,” diye çıkışıp savcı gibi baktı bana. Konuyu onun açması felaket olmuştu. “Ne yaptınız? Ne konuştunuz Metin’le,” diye biraz daha sıkıştırdı beni. Ne diyeceğimi şaşırmıştım. “Bir şey konuşmadık İlhan,” dedim ama sesim güvensiz, o kadar zayıftı ki. “Para konusunu anlatmıştır sana. Ben ona para falan vermem. Önce o benim paramı versin. Yıllar önce yardım etmiştim Orhan. Geçiştirdi. O zamanlar bu kadar güçlü değildim. Her şeyi ince ince düşünürdüm. Yazık olur diyordum ona.” İçtiğim zaman çenem açılırdı. Ama bu sefer tanımadığım, insanın içini allak bullak eden bir korkunun bütün vücudumu sardığını hissettim. Yanlış işler yaptığımda hep böyle bir hava sarardı ruhumu. Arkadaşlarıma ne olmuştu? Tüm bunlar dostluğa sığmaz şeylerdi. “Benim yanımda mısın,” dedi İlhan. “Ben hepinizin yanındayım,” dedim ortayı bulmak istercesine. “Bir tarafta olmalısın Orhan. Mutlaka bir yolunu bulurum,” deyip akşamı bitirdi İlhan. Çok ısrar ettiğinden o akşam onda kaldım. Sabaha kadar uyuyamadım. Sabah kahvaltıya da kal falan dediler, kabul etmedim. Hiç açık vermedim. Her şeye rağmen İlhan sarıldı bana. “Bu işle senin bir alakan yok. Unut dün akşamı,” dedi. İçime su serpildi biraz. Çok da üzüldüm. Bazen melek bazen de şeytan gibiydiler. Uzaklaşmak, çok uzaklara gitmek istiyordum. “Ben sizin dostunuzum İlhan,” deyip çıktım evden. Eve gidip uzandım. Uyandığımda vakit öğleni geçmişti. İçgüdüsel bir tepkiyle hazırlamışım kendimi. Akşam otobüsüyle Alanya’ya gidecektim. Bir anda otobüste buldum kendimi. Dalgasız bir deniz, bolca kum, yüzmek yorulana kadar... Acente iki reklam metni hazırlamamı istemişti. Hoşlarına giderse uğraşacaklarmış firma için. Bir iki gün onun üstünde çalıştım. Artık insanlar sahici yüzler, sahici hayatlar görmek istiyordu. Her şey zorlaşıyordu. Yani epey kafa patlatmam gerekiyordu. Bir şeyler yazmıştım ve bilgisayarımda düzeltip gönderdim hepsini. Cevabı bir hafta sonra gelecekti. Yüzmek, içmek ve uyumakla geçen günümün akşamında, uzun zamandır kapalı tuttuğum cep telefonumu açtım. Üç mesaj gelmişti. İkisi annemden, ötekisi Didem’den. Üçüncü arkadaşımdı Didem. “İlhan’ı vurmuşlar, cenazesi kaldırılacak,” diye yazmış. Paramparça oldum. Bittim, yıkıldım. Hemen Didem’i aradım. “Allah belanı versin,” dedi bana. Bir aydır münzeviyim.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Dev Roman Gülün Adı’ndan Bilgiye ve Ok..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

22 Ocak 2026

Diyarbakır’da Mutlaka Görülmesi Gereke..

Diyarbakır, binlerce yıllık tarihi ve kendine özgü şehir dokusuyla Güneydoğu Anadolu’nun en etkileyici duraklarından biri. Şehir, surlarla çevrili yapısı, taş mimarisi ve kültürel zenginliğiyle ziyaretçilerine güçlü bir atmosfer sunuyor. Özellikle Van’da..

Devamı..

Behiç Ak: "Kırk yıl önceki düşünceleri..

Saliha Ulusoy

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024