Sosyal Medya mı Pamuk Prenses Masalı mı?
4 Eylül 2019 Hayat İnsan

Sosyal Medya mı Pamuk Prenses Masalı mı?


Twitter'da Paylaş
0

Bugün Türkiye'de büyük bir kitle 'maskeler' takarak sosyal medyadaki varlığını sürdürüyor.

Kral olan babasının vefatından sonra üvey annesi Kötü Kalpli Cadı tarafından gençliği ve güzelliği kıskanılan Pamuk Prenses, bu kahırdan kurtulmanın yolunu ormanda uzun gezintiler yapmakta bulur. Kötü Kalpli Cadı ise, konuşarak bilgi verebilen Sihirli Aynası'nın karşısına geçip standartların üzerindeki güzelliğinin dünyadaki yerini öğrenmek için “Ayna ayna söyle bana, var mı benden güzeli?” diye sorar. Ve her seferinde “Sen de güzelsin. Vallaha erkek olsam ilk sana âşık olurdum. Ama ne yaparsın ki doğruyu söylemek benim işim. Dünyanın en güzeli senin evlatlığın Pamuk Prenses” cevabını alır. Ardından bu dayanılmaz acıya son vermenin en etkili yoluna karar verir. Pamuk'un kalbini söksün diye Acımasız Avcı'yı ormana yollar. Kraliyet insan kaynaklarının işe alım sürecindeki karakter analizi hatası nedeniyle bir cellada göre oldukça yumuşak ruhlu olan Avcı, Pamuk Prenses yerine bir ceylanın kalbini Kötü Kalpli Cadı'ya sunar. Siz deyin Charlize Theron, ben diyeyim Angelina Jolie olan Kötü Kalpli Cadı ise zaferinin tadını çıkartmak için “Ayna ayna söyle bana, var mı benden güzeli” sorusuna “dünyada” ekini yapmaktan çekinmez. Ama karşılığında Sihirli Ayna'dan “Kaç kere söyleyeceğiz en güzeli Pamuk Prenses” sözünü duyar. Bu cevabın Sihirli Ayna'nın güncel sürümünün yüklenmemesinden kaynaklı olduğunu düşünerek, avucunda sıktığı Pamuk Prenses'in kalbinden kanlar akarken yanlışlığın bugün yarın düzeleceğini umut eder. Tabii Sihirli Ayna'sına “Var mı benden güzeli dünyada”diye sormaktan vazgeçmez...

200 yıllık bu Alman masalı, ABD'li Disney şirketinin son 70 yılda gerek çizgi gerekse sinema filmi çabalarıyla dünyanın en bilenen hikayelerinden birine dönüştü. Aynı zamanda da masalların sadece çocukları hayal dünyasına dalarak uyutmak gibi yaratıcı bir işlevi olmadığının da resmi kaydı oldu: Nasıl mı? Masaldaki Sihirli Ayna'ya sorulan “Var mı benden güzeli dünyada” sorusu, hikayenin iklimi, kurgusu ve kuramı gereği sadece gerçeğin dile getirilmesinden ibaret. Ormanda avcıya kalbini söktürerek bu dünyadan gönderdiğini sandığı Pamuk Prenses'in hala yaşadığı ve bölgenin en popüler güzeli olduğu cevabını Sihirli Ayna'dan duyduğu anda Kötü Kalpli Cadı kırışık önleyici kremlerini bir tarafa atıp, yarım kalan işini bitirmek için harekete geçmekten çekinmez. Ve ortaya o bilindik 'Zehirli elma' metaforu Lily Collins ayarındaki Pamuk Prenses'in Beyaz Atlı Prens tarafından dudaklarından öpülerek uyandırılıncaya değin kalkamayacağı uykusuna daldığı hikaye ortaya çıkar.

sosyal medya

Masaldakinin, yani gerçek olmayan dünyanın, o gerçekleri söyleyen aynasının aksine elimizdeki kendimize ait Sihirli Ayna'mız akıllı cep telefonları, bize yalan olduğunu bildiğimiz bir yalanı söylüyor: “Dünyanın en güzeli sensin.”

Yalan Söyleyen Ayna

Hiçbir zaman masalların sadece masal olduklarına inanmadım. Söz gelimi “Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde, develer tellal, pireler berber iken” türünden bir masal girişi, adının bu olduğu bilinmediği zamanların 'Gerçeküstücülü' akımına ait. Aynı zamanda konuşabilen hayvanlar, yer altına inerek başka dünyalar keşfeden genç kızlar, aşk içeren öpücük ile uyanılabilen bitkisel hayatlar gibi metaforlarıyla bugünün tüm Hollywood ve dünya sinemasının ilham kaynağı da bu masallar. Ama bugünün konusu, masalların görsel sanatlara katkıları değil. Sosyal medya üzerindeki etkisi. Hiç düşündünüz mü bilmem fakat Kötü Kalpli Cadı'nın Sihirli Ayna'dan cevabını merak ettiği “Benden güzeli var mı dünyada” sorusunu bugün herkes sosyal medyada başta fotoğraf ve video paylaşım sitesi Instagram, Facebook ile Twitter üzerinden sormuyor mu? Hatta milyarlarca insan, henüz adı 'salgın bir hastalık' olarak tıp literatürüne girmese de sosyal medyada saatlerini harcayıp, paylaşımlarının kimler tarafından 'like'lendiğini yani beğenildiğini takip etmiyor; kendi Sihirli Aynası'na “Var mı benden güzeli dünyada” diye sormuyor mu? Masaldakinin, yani gerçek olmayan dünyanın, o gerçekleri söyleyen aynasının aksine elimizdeki kendimize ait Sihirli Ayna'mız akıllı cep telefonları, bize yalan olduğunu bildiğimiz bir yalanı söylüyor: “Dünyanın en güzeli sensin.”

Beğenin Beni

Pek çok bilinmez ve gizem içinde yaşadığımız dünyada yapılacak ilk ve en doğru eylemin 'sormak' olduğu kuşkusuz. Ama birçok insanın da mutluluk kaynağını 'sormadan' yaşamak olduğu da hayatın gerçekleri arasında en popüler olanı. Dostoyevski'ye göre açık zihinli olmak yani sorgulamak ve çevrende olup bitenlerin farkında olmak, mutsuzluğun kaynağı. Petersburglu Usta'nın haklılığını bir yana koyup, sorgulamanın mutluluk ile ilişkisini göz ardı edersek, herkesin 'nasıl göründüğü'ne ilişkin sorma hakkını sonuna değin kullanabileceğini varsayalım. Hatta sanmanın ötesine geçip, bunun gerçek olduğunu kabul edelim. Bugün milyarlarca kullanıcısıyla sosyal medya, yer yüzündeki 7 milyar insanın her birinin “Var mı benden güzeli dünyada” sorularıyla dolu. Kimi Instagram'da dünyanın cennet köşelerinde kıskanılan tatil pozlarını, kimi rüyaların cimrilik ettiği en erotik duruşunu, kimi de etkilemenin en basit yolu yemeğini paylaşarak beğeni almaya çabalıyor. Facebook'ta duyurular yapmak, Twitter'da ise dünyanın en duyarlı insanı olmak sosyal medya kullanıcılığının olmazsa olmazları. Ve beğeni toplamanın altın kuralları arasında...

sosyal medya

İnsan sosyal bir varlık olduğu için, değil bir başkasının kendisinin de beğenileri ruhu, düşünceleri ve hareketleri üzerinde önemli yer tuttuğu için milyarlarca gözün, ruhun ve düşüncenin önüne sosyal medya aracılığıyla beğenilmek için çıkma cesaretini göstermesi hiç de garipsenecek bir şey değil. Ama yolların çatallandığı yer, beğenilmek için gerçekten kendisi olmayan bir kendisi gibi davranmaya çalışmaktan kaynaklanıyor. Hayat çarkları arasında ezerek, kırarak ve bozarak öğretir ki kimsenin yüzüne karşı kusurunu dile getirmek ya da kendi gerçek fikrini ulu orta anlatmak iyi bir fikir değildir. O nedenle de sosyal ilişkilerde, kalıplara sığdırılmış yaşam, kalıplaştırılmış beğeni ve övgüler yine kalıplarda saklanan yergi ve eleştiri medenileşmenin en uyulması gereken kuraları olarak ta küçük yaştan beri alınıp kullanılıyor. Hatta Türkiye toplumunda bir adım daha öteye geçerek 'Söz gümüşse sükut altındır', 'Büyüklerin yanında konuşulmaz' gibi önleyici tedavilerle kişinin görüşünü ifade etmesi yılanın başı daha küçükken ezilir düsturuyla bebeklikten itibaren öğretiliyor. O nedenle de, kendi görüşünü ifade etme konusunda oldukça çekingen toplumlar sıralamasında Türkiye en başlarda yer alıyor. Belki de hiçbir eleştiriye tahammül etmeyen hukuk sistemimizin ağır suçlara bile tanıdığı zamanaşımı kavramını sosyal medyadaki eleştiri ve yorumlara göstermemesinin de etkisiyle beraber, bugün Türkiye'de büyük bir kitle 'maskeler' takarak sosyal medyadaki varlığını sürdürüyor. Bir bakıma beğenilme arzusunu kendisi olarak değil de, olmak istediği ya da olmaktan çekindiği kişinin, karakterin kılığına ismen ve cismen bürünerek yapıyor. Bu türlü bir maskeli balo taktiği İnstagram'da sadece takip amaçlı bir üyelik için işe yarayabilirken, Twitter'de ise takma isimler arkasından kişinin kendi benliği ve düşünceleri, yine beğenilme arzusu ile beyan ediliyor.

sosyal medya pamuk prenses

Bir Sorun Var Gibi

Pamuk Prenses masalının günümüzdeki sosyal medya versiyonunda Sihirli Ayna'ya yani İnstagram,Facebook ve Twitter'a sorulan 'Var mı benden güzeli dünyada' sorusunun sadece bu internet aynalarına sorulan ve masaldaki gerçeğin aksine beğeniye beğeni, takibe takip anlayışının eseri olarak sahte beğeniler ve takipler kazanması sorunu daha da içinden çıkılmaz kılıyor.

– Kişi milyarlarca kullanıcının kilitleri yok sayarak birbirini rahatça görme imkanı olduğu alanlarda “Var mı benden güzeli” diye soruyor ve bunu kendi güzelliği ya da varlığı ile yapmanın ötesine geçerek, beğeni için olmadığı insan kılığına giriyor.

– Kişi bu beğeni için maskeli balodaki gibi bir kişilik belirleyip kılık değiştiriyor ve kendi benliği ile ifade ettiği zaman alacağı olumsuz tepkileri bertaraf ettiği ama giderek kendi kimliğinin önüne geçen bir maske ile sosyal medyada yer alıyor.

Masalda, Pamuk Prenses'in kahraman Yedi Cüceler tarafından misafir edilişi ve kurtarılmaya giden süreçte ilerleyen rollerinin aksine bugün gerçek denilen ama sanalda yaşanan hayatta ise bu beğenilme arzusu ve sosyal maske takmak, iki sonuç doğuruyor.

– Beğenilmeyen bir durum ya da olay karşısında sosyal medya mitingine oturduğun güvenli koltuktan ve sahte bir isim ile katılarak hiçbir görgü, ahlak ve hukuk kuralı tanımadan paylaşımda bulunmak.

– Sosyal linç adı verilen etki-tepki sonrasında ruhsal bir boşalma yaşarak, üzerinde tartıştığın konuyu ışık hızı ile unutmak.

sosyal medya

Sosyal medyanın kendi olmadan beğenilerin ortak zevkine hitap etmek için başkalaşanlar ve sosyal m medyada zaten kendi olmayıp maske takarak ikinci bir benlik yaratanlar, gün içinde karıştıkları birkaç sosyal linç ile rahatlayıp 'zor ama gerçek' yaşamlarına geri dönüyor. Sonuçta, on binlerce paylaşım yapılan acil kan anonsları en bilinenler sırasına yükselmesine rağmen, o kan grubunun muhatapları hastaneye gitmiyor Sadece yaptıkları paylaşımın hastanın damarlarında dolaşabileceklerine inanıyor. Kadın cinayetleri konusunda en beğeni alabilecek paylaşımları yaparak doyuma ulaşan milyonluk takipçiye sahip ünlüler, kadın sığınma evlerinin sayısının artırılması için bir açlık hissetmiyor. Herkes söyleyeceğini söyleyip, gündem olan sorun hakkındaki sorumluluğu bir başkasının üzerine yıkıyor. Müzik bitiyor, herkes attığı mesaj ile rahatladıktan sonra, ekranını kapatıp uyumaya gidiyor...

Doğrusunu Buluncaya Dek

Instagram, Facebook ve Twitter, hepsi güzel hepsi olması gereken mecralar. Ama hayatımıza gireli daha radyo ve televizyon gibi hayli zaman olmadığı için nasıl kullanmamız gerektiğine ilişkin doğru yolu, düşe kalka öğreneceğimiz de kesin. Peki ya öğrenebilecek miyiz? İşte o konu üzerinde en çok tartışılması gerekeni. Evet sosyal medyada beğeni Pamuk Prenses masalındaki Sihirli Ayna bölümünün teknolojiye yansımasından ibaret, ama sonumuzun masaldaki gibi olacağı yani başlayan bu sosyal medya uykusundan sihirli bir öpücükle gerçeklere dönüp dönmeyeceğimiz meçhul. Her şey masaldan ilhamla başladıysa da, bugün boşalmanın fay hatlarını kıran sosyal medyanın bu hızla kirlenmesi, yanlış kullanılması ve insanların birer beğeni budalasına dönüşmesi, dahası gerçek hayatın bu sanal dünya üzerinden okunması tehlikeli. Gerçek ne kadar kötüyse de yine de gerçek. Sosyal medyadaki gerçek ise, o medya sahiplerinin gelirleriyle ve biz kullanıcı yani müşterilerle de doğru orantılı bir sanal gerçeklik. Ve kocaman bir Truman Show stüdyosu...

Elma isteyen var mı? Ya da bir öpücük?


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR