"Thomas Bernhard ile şimdiye dek hiç karşılaşmamış olanlar için muhtemelen garip ve anlamsız görünecek bir röportaj bu. Ancak tutup da Bernhard'ı burada anlatacak değilim, bunu daha önce denedim; bir yere varabildik mi, işte ondan emin değilim.
Sanırım Bernhard ile bağ kurabilmek için evren karşısında yapayalnız ve terk edilmiş hissetmek gerekiyor. Diş bilemek ve kendinden başka, kendi içinde olup bitenlerden başka herhangi bir şeyi "hakikat" namına kayda değer görmemek gerekiyor. Açıkçası, tam olarak böyle olmayabilir de, ancak muhakkak ki bir bakıma geri kalan herkesten haklı veya haksız bir biçimde uzak kalmak, büyük bir öfkeyle ve fakat gülerek, başta kendin olmak üzere, sırayla her şeyi devirmek gerekiyor. Doğrusunu isterseniz, tam olarak böyle de olmayabilir. Bernhard'ı -ve onun gibi yazarları- sevebilmek için en azından hayatın bir döneminde Bernhard -ve onun gibi yazarlardan biri- olmuş olmak gerekiyor olabilir. Hep olduğu gibi, burada da kendimden yola çıkıyorum ve vardığım yerde çok az kişiyi bulabiliyorum bu yüzden de. Dolayısıyla, bir kez daha tekrar ediyorum: Tam olarak böyle de olmayabilir.
Neden tutup da Bernhard'ı anlatmaya çalışmadığımı (bu, anlatmamış halim), bunu daha önce de denediğimi (sadece denediğimi, fakat başaramadığımı) ve bir yere varıp varmadığımızdan emin olmadığımı (eminim aslında, yani, en azından, varamadığımızdan) görüyorsunuzdur.
İşte benim bir türlü anlatamadığım Bernhard, kendi uğraşıyla, neredeyse didinerek hayat verdiği çiftliğinde bir televizyoncunun röportaj isteğiyle karşılaşıyor. Bir şeyler anlatması gerekiyor, birtakım sorular var karşısında cevaplanacak. Bernhard, gülümseyerek, tersleyerek, sorulara cevaplar vermeyerek, şakalaşarak, kaçarak, kaçırtarak elinden geleni ardına koymuyor.
Hiçbir şeyi protesto etmediğini söylüyor, hiçbir şeye karşı değilim, her şeye razı geliyorum, mutluyum diyor. Bernhard'ı tanıyanlar için kocaman bir gülümsemenin surata yerleştiği an oluyor bu. Aslına bakılırsa, Bernhard hem doğru söylüyor burada, hem de yalan. Her şeye karşı olmak ve her şeyi kabullenmek; öfkeyle dolup taşmak ama mutlu olmak bir bakıma, küçücük bir bakıma, mümkün.
Daha önce de Thomas Bernhard ile ilgili pek çok çeviri yayınladım kanalda. Ancak bu çevirilerin hayata geçmesinin asıl mimarı hep Matthias Kyska oldu. Sadece ilk videonun çevirisini ben yapmıştım yıllar evvel, ondan sonra hep Matthias Kyska elini taşın altına koydu ve Bernhard videoları buldukça çevirdi ve kanalda yayınlamamı istedi. Ben de her zaman sevinçle karşıladım bunu.
Bugün de yine kendisinden bu güzellikte bir haber geldi: "Oldukça eğlenceli, pek bilinmeyen bir Bernhard röportajı buldum." dedi: "Yayınlamak istersen çevireyim." dedi. Durur muyum hiç, "Tabii ki," dedim: "Seve seve." Ve şunu sordum: "Çeviriyi ne zaman yapacaksın?" Ancak işin de güzelliği bu ya, Matthias zaten çevirmiş bile bunu, "Yolluyorum hemen." dedi.
İşte karşınızda gördüğünüz videonun kısa hikâyesi bu. Hemen alta daha önceki Thomas Bernhard videolarını da koyuyorum, gözden kaçırmış olanlar bakabilir."
Thomas Bernhard Buydu! (1994) https://www.youtube.com/watch?v=DV_7i...
Thomas Bernhard: Sebep Kendimim! (1986) https://www.youtube.com/watch?v=ri9Ta...
Thomas Bernhard: Bir Meydan Okuma, Mallorca Monologları (1981) https://www.youtube.com/watch?v=qnpeo...
Thomas Bernhard: Drei Tage (1970) https://www.youtube.com/watch?v=kFyDb...
Çeviri: Matthias Kyska Twitter: https://twitter.com/mkyska
acebook: https://www.facebook.com/matthias.kyska
Düzenleme: Ümid Gurbanov
Patreon: https://patreon.com/umidgurbanov
Twitter: http://twitter.com/umidgurbanov
Blog: http://birnevidipnot.blogspot.com
Facebook: https://www.facebook.com/birnevidipnot
Vimeo: https://vimeo.com/umidgurbanov






