Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

11 Haziran 2020

Televizyon

Türk Sinemasına Bir Bakış

Mustafa Kaan Gençer

Paylaş

0

0


Türk sinemasında erotik film furyası ile günümüze kadar uzanan yerli komedi filmlerin hegemonyasını aynı çatı altında toplamak bir çok okuyucu açısından garip karşılanabilir, ancak ortaya çıkış nedenleri insanları sadece ilkel ihtiyaçlarına karşılık vermeleri, tekdüzelikleri, çok hızlı şekilde çoğalarak kendi ekonomilerini ve mağdurlarını yaratmaları açısından aralarında çokça benzerlik bulunabilir.

1895 yılında Fransa'nın Lyon kentinde aynı anne babaya sahip iki kişi bir sene evvel Thomas Edison'un prototip halindeki projesini geliştirerek saniyede on altı adet fotoğraf  karesini gösterebilen makineleriyle hareketli görüntüyü yakalamayı başardı. Evet, o güne kadar cansız şekilde duran fotoğraflar karanlık bir ortamda ışık marifetiyle kesintisiz şekilde perdeye yansıtılabiliyordu.

Hareketli görüntü insanlar tarafından ilk başta korkuyla karşılandı, mübalağa etmiyorum. Trenin Gara Gelişi adlı kısa filmlerinin galasında seyircilerin bir kısmı perdede yer alan aracın üstlerine doğru geldiğini zannettiler ve salon çığlıklara boğuldu.

Tabii ki sinemanın cazibesinden sadece seçkin zümreler faydalanmadı, zamanla salonların yaygınlaşmasıyla gösterim sayısı ve film çeşitliliği arttı. Önceleri salt kameranın etrafında gerçekleşen hadiselerin kaydedilmesi ve tekrar tekrar gösterilmesi olarak başlayan bu heves kurmaca kavramının eklenmesiyle kabuk değiştirdi, başlı başına bir hikâye, anlatım mecrasına dönüştü. Bünyesine yeni katılan bu özelliği sinemanın manipülatif tarafının gün yüzüne çıkmasını kaçınılmaz hale getiriyordu. Oluşturulan öykü yapısı vasıtasıyla izleyicilere çeşitli mesajlar aktarabiliyor,  onların gösterdiği tepkiye göre geleceğe yönelik revizyonlar yapılabiliyordu.

Şu ana dek bahsini ettiğim husus, sinemanın doğuşu ve ilk dönemlerinde kendisine biçilen rol üzerineydi, ancak bugün kaleme aldığım metin, dünya sineması içerinde küçük bir yer kaplayan Türk sinemasının onar yıllık epizodlarıyla ilgili olacak. 70'li yıllarda başlayıp 12 Eylül 1980 askeri müdahalesiyle son bulan erotik Türk filmleri furyası ve 2008 yılında ulaşılan gişe rekorundan kazandığı ivme ile günümüze dek devam eden yerli komedi filmleri dönemi.

Erotik filmlerin ülkemizdeki macerası İtayla menşeli kaba komedi tarzında çekilen ilk örneklerin merdivenaltı salonlarda gösterilmesiyle başladı. Televizyonun yaygınlaşmaya başlaması, ekonomik sıkıntılar ve günbegün artan sokak olaylarının şiddeti ailecek gidilen, çekirdek ve gazoz eşliğinde film izlenerek eğlenilen dönemi sekteye uğrattı. Türk sinemasının ticaret erbabı yapımcıları buna binaen dönemin kemik izleyicisi konumunda olan yalnız erkek seyirciye yönelik planlarını devreye soktu.

Talebe yönelik olarak, yerli erotik yapımlar salonlardaki yerlerini almaya başladı. İtalyan versiyonlarının şablonlarına bağlı kalarak kaba komedi, erotizmle homojenize edilerek izleyiye sunuldu. Hadi Çaman, Ali Poyrazoğlu, Bülent Kayabaş gibi tiyatro kökenli isimler, Turgay Toksöz gibi Yeşilçam'ın siyah beyaz dönemlerinden beri tanınan oyuncularda furyada yerini aldı. Yakın dönem komedi filmlerinde de  rol alan Aydemir Akbaş o zamanlar erotizmle ününe ün katmıştı. Kadın oyuncular arasında Arzu Okay, Zerrin Egeliler, Feri Cansel başta olmak üzere bu film türü kendi yıldızlarını doğurdu.

Yaklaşık on yıl devam eden sürecin son zamanlarında komedi olgusu etkisini yitirmiş, erotizmden pornografiye doğru keskin bir geçiş yapılmıştı. Bununla birlikte Yeşilçam'ın figürasyon kadrosu başrole kadar yükselmiş, bir daha esamesi dahi okunmayacak amatör kadın oyuncular furyadan nasibini almıştı. Talebin yoğunluğunu ifade etmek bakımından basit bir misal yeterli olabilir. Dönem içerisinde sinema salonları ve seyircilerden gelen istekler doğrultusunda daha evvel çekilmiş ve kullanılmamış sahneler yeni birer filmmişçesine kurgulanıp gösterilmişti. Ancak 12 Eylül'de askerlerin postal sesleri, kadın oyuncuların rol gereği attıkları sahte orgam çığlıklarını susturdu.

Bazı amatör girişimcilerin ücretli olarak yetişkin içerikleri yayınlayan hizmet sağlıyıcıları için çektikleri +16 yaş sınırlı soft erotik filmleri göz ardı edersek bir daha erotik Türk filmi çekilmedi diyebiliriz. 2015 yılında Türk sinemasının yüzüncü yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen organizasyonlarda on yıllık erotik film furyası üstüne yığınla toprak atılmış bir mefta gibi tarihe gömülmüştü. Haklılardı, Türk sinemasının hakiki yıldızları asla bu tip prodüksyonlarda rol almadı, Yeşilçam’dan kazandıkları parayı sermaye yaparak kimisi taksi plakaları alıp işletmiş kimisiyse turistik tekne turları düzenleyerek hayatını devam ettirmişti. Anlaşılmayan kısım, kendini finanse edemeyecek durumda olan sinema emekçilerinin, bilet karşılığında sinema salonlarında gösterilmesi dışında sinemayla uzaktan yakından bağlantısı olmayan bu video parçalarında görev alarak evine ekmek götürme çabasıydı.

Kadın oyuncular tarihten silindiler: İntihar eden , sevgilisi tarafından katledilen, ülkeyi terkeden, gözden uzak yaşam sürdürenler oldu. Erkek oyuncular daha şanslıydı, kısa bir hor görülmeden sonra yaşamlarına kaldıkları yerden devam ettiler.

2008 yılına gelecek olursak Türk sinemasının yapısal değişikliğne uğradığını söylemek zor olmaz, Yeşilçam'ın yerinde yeller esiyordu. Gişe rakamları belirleyici konumdaydı izleyic sayısı X bilet fiyatı + Tv ayın geliri + DVD satış rakamı belirleyici unsur haline gelmişti. Her geçen gün gişe rakamlarını arttırmak maksadıyla binbir türlü farklı hikâye. Farklı oyuncu gruplarınca kamera önünde oynanıyordu lakin işin içinden bir türlü çıkılamıyordu. Seyirci değişken tavrıyla yapımcıları şaşırtıyor, yapılan başarısız denemeler can sıkıcı hale geliyordu.

İşte tam bu sırada üzerinden nurlar saçan kurtarıcımız ortaya çıktı: Şahan Gökbakar. Kariyerine televizyonda komedi programları yaparak başlayan genç adam önce şaka programı sonrasındaysa skeç komedi ve talk show'la devam eden meşhurluğunu sinema filmiyle zirveye taşıyacaktı. Aslında yakın zaman komedi filmlerinin başlangıç noktası olarak Kahpe Bizans, Hababam Sınıfı'nın son versiyonları ya da Cem Yılmaz'ın Gora'sını da alabilirdim ama bütün bu filmler kalabalık oyuncu kadroları, kostüm-dekor ve yeniden üretiminin zorluğu göz önünde bulundurulduğunda her yapımcının altından kalkabileceği bütçelerde filmler değildi.

İlk Recep İvedik filmi Güngören'de yalnız başına yaşayan, kaba görünüşlü ve nereye iat olduğu belli olmayan şiveye sahip (ikinci filmde Karslı olduğunu söylüyor). Obez bir adamın yolda bulduğu cüzdanın sahibi oteller kralı olunca bedava tatil yapma imkânı bulması üzerine kuruluydu. Recep cüzdanı sahibine ulaştırmak için meşagatli bir yolculuk sonrası otele varmış ve kendisine ödül olarak verilen tatil fırsatını redetmişti, ama tam macera bitecekken çocukluk aşkını gördü ve macera kaldığı yerden devam etti. Filmin geri kalanı otel içerisinde Şahan Gökbakar'ın etrafındaki figürasyondan aldığı pasları tek kişilik komedi performansı aracılığıyla kotarılıyordu.

Kimsenin beklemediği şekilde Türk sinema tarihinin en çok hasılat yapan filmi Recep İvedik oluyordu böylece sinemamızda düşük bütçeli, basit senaryolu, bol kazançlı komedi filmleri ivme kazanıyordu.

(En çok izlenen Yerli Fim verisi Box Office Türkiye verilerine dayanılarak kullanılmaktadır. 1989'dan beri filmlerin izlenme sayıları ölümlenmektedir. Kayıt dışı filmler arasında en çok izlenen filmin Ferdi Tayfur'un Derbeder adlı filmi olduğu söylenmektedir.)

Tam bu bir tesadüf diyecek olanlar çıktı ki Gökbakar Recep İvedik 2 ile rekorunu geliştirdi. Artık pasta büyümüştü ve irili ufaklı tüm sinemacılar payına düşeni istiyordu. Kremasından kırıntılarına kadar tüketilmeliydi komedi pandispanyası.

2009 yılında kılıçlar çekilmeye başladı, Okan Bayülgen Kanal-i-zasyon, Şafak Sezer Kadri'nin Götürdüğü Yere Git ve Kolpaçino filmleriyle yarışa katıldı. Aynı yıl Peker Açıkalın, Önder Açıbaş, Erdem Akakçe, Ruhi Sarı'yı barındıran komedi filmi Türkler Çıldırmış Olmalı adlı filmiyle vizyona girmişti.

Savaş daha yeni başlıyordu, Ata Demirer 2010'da Eyvah Eyvah serisinin ilk filmini çekerek ben de varım dedi, keza Yılmaz Erdoğan'ın öğrencileri de boş durmuyordu BKM Mutfak ekibi televizyonda yakaldığı başarıyı sinemaya taşımak istedi ve Çok Film Hareketler Bunlar'ı çekerek sürüden geri kalmadı.

Cem Yılmaz GORA isimli yapımıyla Recep İvedik öncesinde komedinin keşfini yapmış olsa da (GORA'da bir dönem tarihin en çok izlenen yerli filmi unvanını ele geçirmişti). AROG ile Recep İvedik 2'ye Yahşi Batı'yla Recep İvedik 3'e meydan okuyordu. Çok yüksek hasılatlara ulaşsa da deviremiyordu çünkü insanlar sokakta açık yüreklilikle itiraf etmese de Recep bilinç altımızdaki bizi temsil ediyordu.

Şafak Sezer Kutsal Damacana 2 kartını oynadı, Sermiyan Midyat'ın yönettiği Ay Lav Yu gerilerden Çakallarla Dans bir milyon izlenme barajını aşarak devam filmini garanti altına alıyordu.

Bütün bu olanların arasında 2010 yılında en çok izlenen film komedi türünde bir film olmadı. Mahsun Kırmızıgül'ün melodramı ciğerimize kadar hisettirdiği New York'ta Beş Minare'si Recep İvedik 3'ü geçmeyi başardı. Belki de İvedik biraz dinlenmeliydi üç filmlik maraton hem onu hem de gülmekten yarılan seyircileri yormuştu.

2011 senesinden söz etmem gerekirse komedi açısından kesat bir elli iki hafta olduğunu söylemekte beis görmüyorum. Gişe mücadelesinin iki favorisi Cem Yılmaz ve Şahan Gökbakar yılı suskun geçirdi. Eyvah Eyvah 2 herhangi bir rekor kırmadan yılı lider bitirmiş, Kolpaçino: Bomba ile Şafak Sezer'in ekibi verimli bir netice almıştı.

2012' de Maya takvimine göre kıyamet kopacağı vadedilse de böyle bir şey olmadı. Bu söylentilerden sinemada aynı adlı bir film çeviren Hollywood ve turizm geliri tavan yapan Şirince köyü faydalandı. Türk sinemasında ise rekor kırılan bir yıl olarak tarihe geçti.

Yüksek bütçeli prodüksyonuyla ön plana çıkarılan Fetih 1453 başrolünde yıldız oyuncular oynamaması ve özgün bir senaryosu olmamasına rağmen komedi filmlerinin rekorunu darmadağın etti, çıta artık çok yükselmişti, tam olarak 6.572.618 kişi tarafından izlendi. Ama herşeyin ilacı olan zaman bize bunun sadece geçici bir heves olduğunu göstermekte gecikmedi.

Eş zamanlı olarak komedide neydanı boş bırakmayan Ata Demirer Berlin Kaplanı'yla yüksek izleyici sayısına ulaşıyor, biraz gecikmeli olsa da Tolga Çevik Sen Kimsin? adlı filmi ile pastadan bir dilim tadıyordu. Yılın komedi sürprizini Sümelanın Şifresi: Temel bir milyon barajını aşarak yapıyor bu performansıyla devam filmi olacağını bize müjdeliyordu.

2013 asıl bombanın patladığı sene oldu artık nurtopu gibi komedi türünde bir rekortmenimiz vardı. 2011'de ilk denemeleri gişede çakılan Ahmet Kural ve Murat Cemcir. Televizyon dizisinde yakaladıkları rüzgar ile sinema gemilerinin yelkenlerini doldurmuş rekoru kırmışlardı. Bu başarıda bir başka önemli pay sahibi sivaslı yönetmen ve senarist Selçuk Aydemir'di. Sivas'ta geçen bir düğün organizasyonunu anlattığı senaryosu o kadar başarılıydı ki devam filminde Aydemir yine Sivas'ta gerçekleşen bir düğün konu ediliyordu ama bu sefer müthiş bir ters köşe vardı, bu düğün sünnet düğünüydü.

Düğün Dernek'in rekoru kırmasının yanında gündeme oturmasının bir başka nedeni aynı dönemde Cem Yılmaz'ın takdire şayan ticari girişimiyle tek kişilik gösterisi FUNDEMENTAL'ı sinemaya taşıması ve bilet keserek izleyicilere daha önce sahnede oynadığı bir oyunun tekrarını makul fiyattan izlettirmesi esasına dayanan fikrini geçmiş olması ve Şahan Gökbakar'ın Celal ve Ceren'ine nal toplatmasıydı. Sermiyan Midyat Hükümet Kadın filmiyle seneyi boş geçmedi plaseler arasında yerini aldı.

2014 Türk komedisinin ülke sınırlarını aştığı bir yıl oldu. İzlenme ve etkileme açısından dünyaya açılamasak da rekor kıran film Recep İvedik 4 çekimleri yurtdışında çekilen bir filmdi ve bu durum bizim sınırları aşmamız için kafi gelirdi. Mahalle aralarında top oynanırken topun sahibi olan çocuğa duyulan zoraki saygı ve onu her maçta banko kadroya alma esasına dayanan gelenek tezahür etmişti. Recep İvedik dördüncü filmiyle geri döndü. Bu işi ben başlattım, sınırlarını ben koydum der gibiydi. Televizyon tarihimizin en yüksek izlenme oranına sahip programı Survivor'un atmosferini barındıran, yurt dışında tropikal bir adada çekilen film rekoru geri almayı başardı.

Yıl içerisinde Eyvah Eyvah 3, Pek Yakında, Deliha, Çakallarla Dans, Patron Mutlu Son İstiyor, Hadi İnşallah, Mandra Filozofu gibi milyon barajını aşan filmler başarılı gibi görünse de Recep'in kutlu yürüyüşünde ona eşlik eden ve ondan kalan arta kalan sınırlı seyircilerle çarkını çeviren alternatifler olmaktan öteye geçemediler.

2015'te Düğün Dernek 2 ipi önde göğüsledi yılın en çok izlenen filmi oldu, Kocan Kadar Konuş çok satan kitaptan uyarlanan komedi filmi fırsatçılığının ilk temsilcisi değildi ama Cem Yılmaz'ın geniş kadrolu ve prodüksyon masraflı epeyce olan filmi Ali Baba ve 7 Cüceler'ini geçerek adından söz ettirdi. Burak Aksak Leyla ile Mecnun dizisiyle genişlettiğ hayran kitlesinden Bana Masal Anlatma filmiyle sinemada da iyi bir netice aldı. Ben Bilmem Eşim Bilir ile adından söz ettiren İlker Ayrık Yapışık Kardeşler'le psikolojik bir eşik olan bir milyon izleyiciyi geçti. Ata Demirer ise Niyazi Gülle Dörtnala gitmesine rağmen en kötü şahsi gişe rakamına ulaştı.

2016 tıpkı 2012 gibi komedi açısından durgundu Güldür Güldür ekibinin Yılmaz Erdoğan'ın hikâyesinden yola çıkarak çekttiği Dedemin Fişi Dağ 2 ve Kardeşim Benim'in ardından üçüncü oldu. Şahan Gökbakar Osman Pazarlama'sıyla Celal ile Ceren'de olduğu gibi yılı dördüncü bitirerek yetmez ama evetçi tavrını korudu. BKM yapımı Görümce beşinci olurken Kolpaçino, Kocan Kadar Konuş, Çakallarla Dans devam filmleriyle milyon barajını aştı.

2017'de Recep İvedik kendisiyle yarış içinde olduğunun bir göstergesi gibiydi, kimsenin rekoru kıramayağına inanan Şahan Gökbakar Recep İvedik 5 ile kendi rekorunu kırdı. Bu kez hayali bir gençlik olimpiyatına katılan Recep Rusu, Yunanı, Romeni önüne kim gelirse tüm spor dallarında yenerek madalyaları ülkemize getirdi. Azeri boksörü de nakavt etti lakin fragmanlara gelen olumsuz tepki nedeniyle montajda çıkardı, filmde göstemedi. Filmin son bölümünde ülkemiz adına bütünleştirici konuşmaları Recep'in topluma uzak bir insan olmadığı ama bu yönüyle gündeme gelmek istemediğine dair ipuçları verdi.

Dünya uzun zamandır revaçta olan gerçek hikâyeden yola çıkılarak kurmaca film çekme akımı belki de ülkemizde ilk kez bu kadar yankı buldu. Kore Gazisi'nin savş mağduru küçük koreli kızı sahiplenme çabasının anlatıldığı AYLA yılı ikincilikle tamamladı. Üçüncülükteyse Gülse Birsel'in televizyondan aşina olduğumuz AB izleyici kitlesine hitap eden soft, suya sabuna dokunmayan, komedi filmi Aile Arasında Engin Günaydın ve Demet Evgar’l'ı kadrosuyla kendine yer buldu.

Türk sinemasında erotik film furyası ile günümüze kadar uzanan yerli komedi filmlerin hegemonyasını aynı çatı altında toplamak bir çok okuyucu açısından garip karşılanabilir, ancak ortaya çıkış nedenleri insanları sadece ilkel ihtiyaçlarına karşılık vermeleri, tekdüzelikleri, çok hızlı şekilde çoğalarak kendi ekonomilerini ve kendi mağdurlarını yaratmaları açısından çokça benzerlik bulunabilir. Ama onları en diğer dönemlerden ayıran en büyük özellik zamanla izleyenlerin, oynayanların, sürecin içerisinde yer alan herkesin pişmanlık duyacak olmasıdır.  

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Takip Etmeniz Gereken 10 Çağdaş Heykel..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

2 Nisan 2026

Yabancı Hisse Senedi Alımı İçin En İyi..

Apple, Tesla, NVIDIA veya Microsoft gibi küresel devlerin büyüme hikayesine ortak olmak günümüzde her zamankinden daha kolay. Ancak yatırım yolculuğunuzda kârınızı maksimize etmenin en önemli adımı, doğru aracı kurumu seçmekti..

Devamı..

Yarayı Taşımak, Haritasını Çıkarmak: Y..

Feride Şenol

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024