Dizi Sektöründe Hâkimiyet Edebiyat Uyarlamalarının

Dizi Sektöründe Hâkimiyet Edebiyat Uyarlamalarının


Twitter'da Paylaş
0

Her zevke uygun olabilecek, edebiyattan uyarlanan 5 yeni dizi.
Dexter, Game Of Thrones ve Sherlock, edebiyat uyarlamalarının yalnızca filmlerde değil, dizilerde de ne denli yaratıcı ve muazzam olabileceğini hepimize kanıtlamıştı. Yönetmenler ve yapımcılar kitap madeninin ne denli bereketli olduğunu görmüş olacaklar ki, son dönemin en çok konuşulan dizileri de edebiyatın meyveleri olmaya başladı. Elbette romanlarını okumanın tadı başka, hatta birçok insan hem kitabı okuyup hem de uyarlamasını izlediğinde eserden çok daha fazla keyif aldığını söylüyor. Eğer hem edebiyattan uzaklaşmamak, hem de yeni bir şeyler izlemek istiyorsanız, sizin için her damak tadına uyanacak harika tavsiyelerimiz var. Üstelik kulaklarınız pasını silecek soundtrack derlemeleriyle.

1 Amenican Gods

Fantastik ve bilim kurgu sevenler buraya!

American Gods! Muhteşem bir roman, muhteşem bir görsellik, muhteşem bir karmaşa. Sık sık, “Ne oluyor yahu? Bu da kim?” demeye hazır olun. Çünkü Türkiye’de Amerikan Tanrıları olarak bulabileceğiniz bu kitabı okumadıysanız, ilk bölümde bir şey anlamak pek de mümkün değil. Ama endişelenmeyin, her şey ahenkle yerine oturacak. Bilimkurgunun usta kalemlerinden Neil Gaiman’ın çoksatan aynı isimli romanının alt metni de en az kendisi kadar iddialı. Bir tanrıyı tanrı yapan, yarattıklarının ona tapması değil midir? Peki Amerika –ki yalnızca Amerika değil, bütün insanlık– sizce artık neye tapıyor? İlahı bir güce mi, yoksa paraya, mülke ve dünyevi zevklere mi? Ian McShane’in başı çektiği harika oyunculukları, en az kendileri kadar ilginç karakter isimleri ve mitolojik havasının yanı sıra, American Gods’un soundtrack’i de sizde, sanki Amerika’nın iki yani bozkır bir otobanında üstü açık bir Cadillac’la Virginia’dan Kentucky’e gidiyormuşsunuz duygusu yaratacak. https://www.youtube.com/watch?v=SgPB5fvMR_E

2 Big Little Lies

“Kız kardeşlik kazanacak!”

Liane Moriarty’nin 2014 yılına ait çoksatan romanını, HBO dev bir kadroyla mini-dizi haline getirdi. Dev kadro demişken, Nicole Kidman, Reese Witherspoon ve Shailene Woodley’den söz ediyoruz. Başarılı babalar, güçlü anneler, dünya tatlısı çocuklar ve muhteşem evler. Zaten hep peri masalı gibi görünen hayatlar aslında hiç peri masalı gibi değildir, değil mi? Küçük ama zengin bir kasabada çocuklarla kesişen annelerin ve ailelerin sırlarını, parmak basılması gereken yaralarını izleyeceksiniz. En çok da kadınların söylemekten korktuğu, gizlediği yaralarını. Dizilerde hep güçlü erkek karakterler, “duygusal” ve “hassas” gösterilen “ev kadınları” görmekten sıkılanlar, Monterey kasabası size bambaşka bir şey sunuyor. Bu dizideki kadın dayanışması feminist yüreğinize su serperken, kusursuz oyuncukları ve manzaralarıyla, görsel bir şölen yaşatacak ve “Nerede çekilmiş bu dizi yahu?” dedirtecek. Biz söyleyelim, Kaliforniya. Mini dizi şimdilik 7 bölümlük. Devamının çekilip çekilmeyeceği konusunda henüz net bir bilgi yok. Ancak yazar Moriarty, hikâyeyi devam ettirmek istediğini söylemiş. Merakla bekliyoruz! Micheal Kiwanuka’lı jenerik müziğiyle muazzam bir soundtrack’in sinyallerini veren Big Little Lies’ın bir de Chloe’si var. Kulağından kulaklık, elinden telefon düşmüyor. Bu küçük kızın müzik zevkine güvenin ve Elvis Presley’li, PJ Harvey’li White Rabbit’li, müzik ziyafetine hazır olun. https://www.youtube.com/watch?v=nOubjLM9Cbc

3 The Handmaid's Tale

Distopik bir geleceğe doğru…

Usta yazar Margaret Atwood’un 1985’te yayınlanan feminist distopyası, Hulu önderliğinde harika bir dizi olarak karşımızda. Türkçede Damızlık Kızın Öyküsü adıyla bulabileceğiniz romanın uyarlanacağı haberi ilk duyulduğundan andan veri herkesi meraklandırmıştı. Hatta tanıtım fragmanında sonra roman, Amazon’da çok satanlar listesini kasıp kavurdu. Giderek distopikleşen hayatlarımız nedeniyle, distopyalar artık herkesin dikkatini çekmeye başladı. Ama gündemde olması bir yana, The Handmaid’s Tale en başta bu karanlık geleceğin gerçekçiliği, ufkunuzu genişletmesi, sizi düşünmeye istemesi için izlenmesi gereken bir dizi. Ancak dizinin hikayesi dışında, sinematografisi de övgüyü hak ediyor. Sanki bir kasvet filtresinin ardından izliyorsunuz her şeyi, ama tüm renklerin ve sahne diziliminin bir anlamı var. Üstelik flashback’lerle dolu kurgu, parçaları yerine oturtmanızı sağlarken, bir yandan da sizi heyecanla meraklandıracak. Elisabeth Moss’dan da bahsetmemek olmaz elbette. Mad Men’le yeteneğini kanıtlayan Moss, The Handmaid’s Tale’la artık herkesi kendine hayran bırakacak bir aktris haline gelmiş. Sahnelerin etkisini ikiye katlayan, Simple Mind’lı, Nina Simon’lı, Blondie’li soundtrack ise size eskilerin müziğini neden sevdiğinizi hatırlatacak. https://www.youtube.com/watch?v=vNb-8gLcXLs&list=PLkLimRXN6NKyHX8486j3CuV7pLOqA8-im&index=3

4 13 Reasons Why

Biraz genç-yetişkin, biraz hepimiz.

“Binge watch!” İngilizcede bu tabir, bir dizinin bölümlerini ard arda izleyerek bitirmek anlamına geliyor. Seri-izleme diyebiliriz. İşte Netflix uyarlamasıyla karşınıza çıkan Jay Asher'ın aynı isimli çok-satan romanı 13 Reasons Why, kurgusuyla size bu tabiri yaşatacak. Roman, Türkiye’de de Ölmek İçin On Üç Sebep adıyla raflarda. Biraz genç-yetişkin, biraz hepimiz. Çünkü burada intihar etmiş bir lise öğrencisi var. Endişelenmeyin, spoiler değil. Zaten Hannah dizinin en başında bir kaset kaydından intiharını duyuruyor ve geri kalan her bölümde de buna neden olan 13 sebebi anlatıyor. Amerika’da çok eleştirildi. İntihara özendirebileceği, fazla tartışmalı olduğu söylendi. Ama büyük bir yaraya parmak basıyor: günümüz dejenere gençliğine. Ve en çok da buraya gönderme yapıyor, yozlaşan çocuklara, teknolojinin, popüler kültürün herkesi getirdiği garip yerlere. Gözlerimizin önündekini göremeyişlerimize. 13 Reasons Why da aslında yola mini-dizi olarak başlamıştı. Ama o kadar tuttu ki, ikinci sezonun müjdesi çok geçmeden geldi. Yapımcıları arasında Selena Gomez’in de bulunduğu dizinin romantik soundtrack ise, sizi hayal kırıklığına uğratmayacak. https://www.youtube.com/watch?v=Jg1cQs53NjE

 5 Fi

Duymayan kalmasın!

Listeye bir de Türk yapımı ekleyelim. Malum, yeni moda internet dizileri. Azra Kohen Sarızeybek’in çoksatan üçlemesi Fi, Çi ve Pi’nin ilk bacağı Fi, bir internet dizisi oldu ve çok ses getirdi. Dev bir kadro, başarılı bir tanıtım ve pazarlama. Eğer siz de gündemden geri kalmak istemiyorsanız, Fi hakkında biraz bilginiz olması gerek. Fi, Türkiye’de birçok kesimin özlediği işlerden. Daha ilk bölümden Chopin’le giriş yapıp altın oranla, Edvard Munch’la devam etti. Ama Sarızeybek’in karakterlerinin birçoğunu aslında Hollywood filmlerinden tanıyoruz. Pamuk Prenses bir başrol, zengin, psikopat, takıntılı bir aşık, çirkin Betty bir öğrenci, idealist bir sanatçı ve dahası. Fi şimdilik elindekileri sıkı sıkı tutuyor, bölümlerin arasına uzun aralar koyarak seyircileri heyecanlandırmayı ve tüm ilgiyi üzerine toplamayı başardı. Ama merak etmeyin, bu dizide o 10 dakikalık uzun bakışmalar ve araya giren 20 dakikalık reklamlar yok. Bakalım bu harika Özdemir Erdoğan bestesine capcanlı bir yorum getiren Fi, bizi şaşırtmaya devam edecek mi? https://www.youtube.com/watch?v=s9WnS2utg1Y

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR