İçinden geçtiğim yol, uzun ve karanlık bir tüneldi ama bu yolculuk bana yaşama teslim olmayı, olanı kabul etmeyi ve ona güvenmeyi öğretti. Korkudan korkmuyorum artık.
Paraşüt olmadan uçaktan atlayabilir misiniz? İntihar değilse elbette hayır. Ancak bir şekilde paraşütün açılacağını, sizi koruyacağını bildiğiniz için ona güvenir, uçaktan atlarsınız. Paraşüt bağımlılığına bir tür koşullu atlama diyelim. Yaşama atlarken neden açılacak, güvenebileceğimiz paraşütler arıyoruz? Korkularımız yüzünden elbette. Korkular, düşüncelerimiz aracılığıyla zihnimize girer, onlara inandığımız andan itibaren de yönetimi ellerine geçirirler. Korktuğumuz şeyler çok mantıklı olabilir ancak çoğu hayal ürünüdür ve yaşamımızı kısıtlar.
Evrene tam olarak güvenseydik nasıl bir yaşam deneyimlerdik? Şüpheye kapılır, yaşamınızın yönetimini korkulara teslim eder miydik yine? Güvensizliklerinizi anlamak için köklere gitmelisiniz. İnsan olmanın koşullanmış hallerinden kaynaklanan gariplikler ilginçtir. Verdiğimiz her kararda, kendinizden şüphe edebilirsiniz. Derinlerde yatan baskın inanç yetersizlik ve güven eksikliğidir. Teslim olmama ve güvenmeme durumları korku ve umutsuzlukla ilişkilidir. Bu durum insanı yalnızlığa, depresyona götürebilir. Bir balık olduğunuzu düşünün, akıntıya teslim olamıyor, direniyorsunuz. En doğal haliniz olan yüzmekten keyif alabilir misiniz? Suyun akış yönünün sizi götüreceği yerden niçin korkuyorsunuz? Olabilecek en kötü şey ne olabilir? Güvensizliği ortadan kaldırmak, korkularımızın farkına varmak, sorgulamak ve korkularımıza meydan okumakla mümkün olabilir.
Pimpirikli, kontrolcü, cesaretsiz, kapalı, koruyucu, şüpheci, savunmacı olmamın nedeni nedir? Neden hayatı olduğu gibi kabul edip ona teslim olmuyor, kendimi akışa bırakamıyorum? Niçin yaşam denen muhteşem hediyeyi yaşamak için paraşüt, can yeleği gibi koruyucu nesneler arıyorum? Güvensizlik duygusu deneyimleyen insanlar risk almak konusunda fazla hevesli olamazlar. Rahatsız edici durumlardan kaçınma eğilimleri yüzünden denemekten kaçabilirler. Denemekten kaçmaları potansiyellerini ortaya çıkarmalarını engeller.
Güvensizliğinizin kaynağını tam olarak belirlediğinizde, yeteneklerinize odaklanabilirsiniz. Risk alarak, zorluklarla cesurca yüzleşerek, kararlı davranarak harekete geçebilirsiniz. Mecazi olarak ifade edersem paraşütsüz atlayabilmek, yaşama koşulsuz bir şeklide güvenebilmek ve ne olursa olsun hiçbir zaman yere çakılmayacağınızın bilincinde olabilmek güvensizliklerinizi dönüştürebilir. Güvensizlikleriniz korku dolu düşüncelerinize körü körüne inanmanız sonucu deneyimlediğiniz zihin durumudur. Bilinçsizce yapıştığınız şüphe, utanç ve korkuya dayalı olumsuz duyguların deneyimidir. Farkındalık, sorgulama ve düşünce dönüştürme yolları aracılığıyla aslında korkulacak bir şey olmadığının farkında varabilirsiniz. Yılan zannettiğimiz, bizi sokacak gibi görünen varlığın aslında bir ip olduğunun farkına varabiliriz. Yaşamımızı keyifli bir deneyime dönüştürüp, neşe, huzur, coşku, heyecan, merak duygularını yaşayabiliriz. Cesur eylemler, bolca kendini sevme yoluyla güvensizlik ve şüpheli düşüncelerin üstesinden gelebilir, mümkün olduğunu düşündüğümüzden daha fazlasını başarabileceğimizi görebiliriz.
Senelerce yaşamdan korktum. Yaşamımın sürücü koltuğuna korkuyu oturtarak yaşadım, korkuya güvendim. Korku bana kim olmamayı ve nasıl yaşamamayı, zihnime gelen seslere inanmamayı öğretti. Uzun seneler boyunca edindiğim deneyimlerin ardından önce korkularımla kucaklaşmayı sonra da onlarla yüzleşmeyi öğrendim. İçinden geçtiğim yol, uzun ve karanlık bir tüneldi ama bu yolculuk bana yaşama teslim olmayı, olanı kabul etmeyi ve ona güvenmeyi öğretti. Korkudan korkmuyorum artık. Korkulu düşünceler deneyimlediğim anlarımı kabul edip onları kucaklıyorum. Korkumu seviyor, kabul ediyor, onu yönetebiliyorum. Teşekkürler korku.






