Yere Düşen Adam
24 Şubat 2019 Öykü

Yere Düşen Adam


Twitter'da Paylaş
0

Yattığı tarafa bakıyorum. Mırıldanıyor. Rüyalar âleminde. Bedeni usulca yükselip alçalıyor. Geçen gecenin hırçın kadını yok şimdi. Ağzımı açamadım. Bana fırsat vermedi. Bağırıp çağırdı. En sonunda konuşmaktan vazgeçtim. Küstü. Aklı sıra susarak cezalandırıyor. Tahammül edemem sanıyor ama böylesi daha kolay. Yorganın altında büzülmüş. Sırtını döndü. Uzaklaştı iyice. Değişti. Tanıyamıyorum. Oysa neşesiydi beni cezbeden. Kısa bir duş alıp mutfağa geçiyorum. İştahsızım. Kahvaltı niyetine yediğim elma bile fazla. Dişlerimi fırçalıyorum. Öğlen için bir sandviç hazırlıyor, çantama yerleştiriyorum. Giyinirken, Sabah mı oldu, diyor karım. Doğrulmuş, gözlerini ovuşturuyor. Saçları dağınık, çatallı sesi küçük bir çocuk sanki. Hayır, diyorum. Uyu sen. Daha erken. Yüzünü yastığına gömüyor. Sözlerimi işitti mi. Belli değil. Hafifçe çekiyorum kapıyı. 

Her gün diğerlerinin kopyası, basit ayrıntıları kötü bir öykü gibi yineleniyor. Kahveci kız karanlıkta yola düşmeye alıştı. Esneyip durmuyor. Efendim, diyorum. Dalmışım. Anlayamadım. Hal hatır sormuş. Utandım. Dergileri kurcalamayı bırakıyorum. Çok sevimli. Ilık bahar havasına emsal bir mutluluk vücudumu sardı. Saçma sapan sırıtıyorum. İyi işler olsun, çıkıyor ağzımdan. Bardağımı uzatıyor. Garip, yabancı bir dil bu. Yadırgıyorum. Rıhtım caddesi tenha. Martılar vapurlara eşlik ediyor. Köpek çetesinden korkmuyorum. Önce havlıyorlar burnumun dibinde, sonra da taksileri kovalıyorlar. Bir görünüp bir kaybolan iki öğrenci el ele. Eğreti topluluğumuza tekrar katılmışlar. Kayalıklarda çay içiyorlar. Yarım yamalak sevişmelerinin tutkusu bakışlarına yapışık. Galiba okulu kırmışlar. Öpüşüyorlar. Evrak dosyalı sinsi herif vaziyete uyanmadığımı sanıyor. Artık hesabım tam. Kanepemi kaptırmayacağım. Öbür yol arkadaşlarım hareketsiz dikiliyor. Genç bir kadın neredeyse cep telefonunu fırlatacak. Sinirli. Boşta kalan elini sağa sola sallıyor. İskeledeyim, diyor. Dün geceyi unutalım, tamam mı. Yaşanmadı işte. O kadar. Çantasını karıştırdı, sigara paketini çıkardı, bir tane yaktı. Kahve bardağımı buruşturup çöpe attım. Kartımı okuttum, hızla ittim turnikeyi.

Duvar boyunca dizili bankları doldurmuşlar. Salonda küme küme bekleyenleri aralıyor, açtığım koridorda yürüyorum. En öndeyim. Deniz kıpır kıpır, aradığım ıssızlığı sunuyor. Bir yelkovankuşu var gücüyle uçuyor. Koyu yeşil yüzeyde parlıyor uzun siyah çizgisi, çabucak dağılıyor. Milim sapmıyor suyla arasındaki mesafe. Gayretine imreniyorum. Kusursuz bir makineye benziyor. Annesi zehirlemiştir kesin. Takmayın kafanıza, diyen ben miydim. Kandırıldığımı hissediyorum. Sır küpü. Doktor ne demiş olabilir. Saklıyor. Zorlayamazsın beni, dediğimde başladı kavgaya. Umursamaz tavırlarımdan kurtulacakmışım. Evliliğimiz ancak böyle tamamlanabilirmiş. Gazete meraklıları sayfalarla cebelleşiyor. Bir tanesi katlaya katlaya istediği boya getirmeyi beceremedi. Hışırtıları kulağımı tırmalıyor. Emekli memur kılıklı bir ihtiyar yanına ilişti. Endişeyle haberleri süzüyor. Çaktırmıyor sözde. Tedirginliği bulaşıcı. Beriki gazeteyi ânında tortop etti. Ceketinin cebine sokuşturdu. 

Vapurun beyaz gövdesi karşımda, yavaş yavaş büyüyor. Elimi parlak ışıklara siper ediyorum. Güneş gözlüğümü unutmuşum. Biri, Lodos yok, diyor ortaya. Bazıları sessiz kalamaz. Gerekmese de lafları hazır. Sebebi belirsiz. Lüzumsuz gevezelikler. Asla susmazlar. Her şeye maydanoz bunlar. Uluorta sallarlar. Dün gece, Yorgunum, deyip yatağa gitmesi tepemi attırdı. Gene de sineye çektim. Canım sıkılıyor. Yargısız infaz, denir tavrına. Etraflıca tartışmadan hükümlere varıyor. İlişkimize asıl engel karmakarışık, hastalıklı arzuları. 

Küçük bir kız mızıldanıyor. Annesi bezgin, yaramazlıklarını kanıksamış. Elbisesinin eteğini sündürüyor. Geniş, diyorum içimden. Gamsız. Haddini bildirsene. Kapasın çenesini. Bana göre değil işte. Devamlı söylüyorum karıma. Abartıyormuşum. Tepkilerim aşırıymış. Bir an görüyorum onu. Yığılıverdi. Tutunmaya falan çalışmadı. Öylece bıraktı vücudunu. Cesaret bu. Yadırgayamıyorum. Direnmeden kendini koyvermek. Bir anda konuşmayı kesmek kadar basit. Ne kavga ne başka bir şey. Sadece eylem. İkiyüzlü değil en azından. Kıskanıyorum. Şımarık velet, Anne, diyor. Adam düştü. Bütün yolcular istemsiz o yöne dönüyor. Hepsi yardımcı. Öyle tanınmak istiyorlar. Saçmalık. Olduğum yerde kıpırtısız bu minik felaketi izliyorum. Bir kadın duraksamadı, tereddütsüz diğerlerinden ayrıldı. Diz çöktü, adamın kravatını gevşetti. Sakinliği abartılı, asabımı bozuyor. Hayır, öfkemi dizginleyeceğim. Bunaltır biliyorum, nefesimi keser. Ama vazgeçmeyeceğim. Ayaklarını uzattı, altına çantasını sıkıştırdı. Dikkatimiz üzerinde. Soğukkanlı. Belki ilkyardım eğitimi almıştır. Bizim şirket beni de göndermişti. Fırsatı kaçırmıyor. Sorumluluk sahibi. Ahlaklı, işinin ehli. Hayranlıkla seyrediyorlar. Elbette yanlış bir şey yapmaz. Güvenliğe, diyor. Bildirir misiniz. Ambulans çağırsınlar. Adım adım ilerliyor. Yüzü ifadesiz. İhtiyatlı davranıyor. Bu kargaşa için tecrübeli. Boğuluyorum olanları izlerken.

Kadın, Beyefendi iyi misiniz, diyor. Beni duyuyor musunuz. Omzunu hafifçe sarsıyor. Cansız mırıltılarla kımıldanıyor. Ağzını şapırdattı, gözkapakları seğirdi. Sayıklıyor. Bir rahatsızlığı yok sanki. Gülümsüyor. Kısacık, tertemiz bir gündüz rüyası. Dilini, diyorlar. Yutmasın sakın. Konforuna özeniyorum. Vah vahlar kopuyor ardından. Gelişigüzel sesleri tavanda yankılanıyor. Kadın, Lütfen açılın biraz, diyor. Soluklansın. Nezaketi sahte. Ezbere tedavisinden memnun. Fısıltılar, ahkâm kesmeler. Çoğalıyor, hepimizi sarmalıyor. Kulaklarım uğulduyor. Güvenlik şefi kollarını sıvadı, elinde telsiziyle eğildi. Ambulans geliyor, dedi. Detaylarla biz ilgileniriz. Telaşlanmayın. Önce ağırlaştı zaman, sonra akışı hızlandı. Bir filmin hızlı çekim kareleri âdeta. Desteğinize teşekkürler hanımefendi. Kadın kıymetli hikâyesini sağda solda anlatır durur artık.

Drama cazibesini yitiriyor. Sarsılıyoruz. Vapurun bordası eskimiş lastiklere çarptı, kabardı deniz. Havada uçuşan serpintiler zemini ıslattı. Çımacılar mahrem dünyalarında. Küçük krizimizi önemsemiyorlar. Aldırışsız şakalaşıyorlar. Düğümlerini atıp kapıları açtılar. Sımsıkı bağladıkları halatlar kopacakmış gibi geriliyor, gıcırdıyor. Neden kendimizi esaret altına alalım. Gizlediği her neyse içten içe bunu sürdürmesini diliyorum. Tuhaf mı bu. Kısıtlanmak istemiyorum. Öğreneceklerim korkutuyor. Yere düşen adam hâlâ gülümsüyor mu. Göremiyorum. Kalabalık üzerime abanıyor, sürükleniyorum. Sıyrılamıyorum insan öbeğinden. Olay mahalli gittikçe uzaklaşıyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR