Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Mayıs 2022

İnsan

Yoluma Çıkan Aynalar

Feza Karakaş

Paylaş

0

1


Kusursuzluk ve mükemmellik arayışındaki insanlar, olup bitende hata görürler.

Oscar ödüllerinin açıklandığı gece Will Smith’in komedyen Chris Rock’a tokat atması medyada gündem haline geldi. Pek çok insan Will Smith’i ya da Chris Rock’u yargıladı. Taraf tuttu, tutmadı, kınadı, haklı haksız diye ayırdı ve hatta suçladı. Oscar elinden alınmalı, yapmamalıydı, üstelik kişisel gelişim kitabı yazmış, aydınlanmış sözde gibi yorumlar yapanlar oldu. Hepimizin ihtiyacı olandı aslında bu olay. Smith’in düşüncelerine inanarak tokat atmaya ihtiyacı vardı. Rock’ın ise tokat yemeye, bizim ise olup bitene tanık olmaya. Pek çok insan tanık olmanın ötesinde yorum yaptı ve konuyla ilgili hikâyeler yazdı. Özümün penceresinden baktığımda olanın içinde bütün insanlık için pek çok hediye ve dönüşüm fırsatı olduğunu keşfettim. Bu iki insanın bütün insanlığa ruhsal büyümeleri, yargılayıcı ve cezalandırıcı zihinlerinden özgürleşebilmeleri için fırsat verdiklerini ve yaşananların bütünün hayrına olduğunu deneyimledim.  Bu olaya karışan iki insan kendilerini bizlerin iyiliği için feda eden iki yüce ruhtu, ruhsal öğretmenlerimizdi. Onları yargılamak bana düşmezdi, haddim değildi. Mutlaka içindeki kızgınlığı tetikleyecek biçimde algıladı, o anda bir düşünceye inanarak tokat attı, şiddete başvurdu diye düşündüm. Anlayış, şefkat ve kabulden geliyorum. Düşüncelerimize körü körüne inandığımız zaman içimizdeki şiddetin tetiklenebileceğini gösterdi bize bu olay. O gece olanları yargılayan, kınayan, hüküm veren ve infaz eden zihnimizin yaşamımızı nasıl yönettiğini ve bizleri özümüzden uzaklaştırdığını gösteren rehberlerimizdi ikisi de. Bize hem kim olmamayı hem de gerçekte kim olduğumuzu gösteren kutsal öğretmenlerimizdi.

Kusursuzluk ve mükemmellik arayışındaki insanlar, olup bitende hata görürler. Yaşama, beklentiler ve hayal kırıklıkları çizgisinde ilerleyen tek boyutlu bir bakış açısından bakarlar. Siyah veya beyaz, iyi, kötü, doğru, yanlış, sevgi var veya yok.  Başıma ne gelirse gelsin, neye tanık olursam olayım, neden oldu, niçin oldu, olmamalıydı, hata oldu, kusurlu, kusursuz diye analiz edip bir karara varmak isteyen; olmamalıydı, keşke olmasaydı diye yargılayan zihnimin sesinin ötesinde yüksek benliğimin bu tip deneyimlere can attığını, hatta dört gözle bekleyip kucak açtığını düşünüyorum.  Hangi rolde gelirse gelsinler yaşamıma gelen insanlar geldiler çünkü onları hayatıma bana bir şey göstermeleri için ben çağırdım. Bana gerçekte kim olduğumdan daha fazlasını öğretmek için evren onları karşıma çıkardı.

Olan her şey ihtiyacımız olandır, her şey bir sebepten dolayı olur. Yaşamımıza girme sebepleri bizimle pek de ilgisi olmayan bir durumda olabilir. Evren mükemmeldir, bazen belirli bir zamanda belirli bir yerde olmamız, belirli bir şeyi söylemek için rol alırız, sahnede o rolü oynarız, çünkü evrende başka birinin ya da birilerinin buna ihtiyacı vardır. Yüksek benliklerimiz deneyimlere ve ilişkilere can atar, onları kucaklar. Başına gelen hiçbir deneyimden pişmanlık, utanç, suçluluk duymaz, korkmaz, yargılamaz ve kaçmaz. Yüksek benlik için evren içeridedir. Dışarıda olan her şey insanı yuvasına, onu iç dünyasına gönderen katalizördür.  Hayat dediğimiz bu yolculuk, uyanmak, özümüze bağlanmak, uzaklaştığımız kaynakla yeniden buluşmak ve istediğimiz her şeyi dışımızda değil, içimizde bulmakla ilgilidir. Bu bakış açısı ve iç dünya yolculuğu bizi suçlamaktan, kusur bulmaktan, mükemmeli dışarıda aramaktan, sanki kurbanmışız gibi korkular içinde güvensiz yaşamaktan, kısacası ıstıraptan koruyacak, yaşamı doyumlu ve huzurlu yaşamamızı sağlayacaktır. Hayat bizim içindir. Adildir, uyanmamız için gereken her türlü olanakla donatılmıştır.

Dış dünyada reddedildiğimizde, eleştiri aldığımızda bunun tek nedeni içimizde kendimizi reddettiğimiz ve eleştirdiğimiz yerler olmasıdır. Kendimizi kabul etmediğimiz sürece bizi olduğumuz gibi kabul etmeyen aynı düşük frekansta insanları yaşamımıza çekmeye devam edeceğiz. Çünkü titreşimlerimize uyan insanları yaşam sahnemize çekeceğiz. Titreşimlerimizi yükseltip frekanslarımızı yükseltemediğimiz sürece aynı dersi, aynı titreşimi taşıyan insanları yaşamımıza davet etmeye devam edeceğiz. Bu gerçeğe uyandığımız zaman sahne ve oyuncular değişecek. Yaşam bize başka alanlarda karanlık yönlerimizi aydınlatma ve uyanma fırsatı verecek. Ruhun istediği de bu. Bunun bilincindeyim. Bu deneyimleri koşulsuz sevgimi, özümün şefkat ve anlayışını kendime, öteki insanlara tam olarak vermekten ve almaktan alıkoyan korkulu düşüncelerimi dönüştürmek için fırsat olarak kullanabilirim. İşte o zaman dönüşüm ve ruhsal büyüme denen çark dönmeye başlar. Yoksa bataklığa saplanmış araba gibi ömür boyu oraya takılı kalır, patinaj yaparak ömrümü geçiririm. Beni orada tutacak zincirlerimin en büyük halkası ben haklıyım inancı olacaktır. Haklıyım düşüncesi egonun en güçlü savunma silahlarından biridir. Haklı olduğuna inanan ego bilincine takılı kalan insan öteki kişiyi haksız yapmakla beslenir ve o kimliğe tutunur. Sonuç olarak kendi yarattığı zihin hapishanesindeki tutsaklığına devam eder. O kişinin hangi zihinde olacağı, nasıl yaşayıp, nasıl düşüneceği onun işidir. Benim işim ise yuvama, sevgiye, şefkate, özüme ve ait olduğum yere dönmektir. Karanlık yönlerimizi farkına vardığımızda ve her deneyimi yaşamak için izin verip dönüşüm için fırsata çevirmeyi seçtiğimizde o alandaki dersimiz tamamlanır, bir daha aynı frekansta deneyim yaşamayız. Zihindeki olumsuz düşünce ve inançlar dönüştüğünde içimizdeki yük çözülür, aynı deneyimleri yaşamlarımıza çekmeyiz. Bu bakış açısından yaşama bakmak sorumluluk ister ve egonun zoruna gidebilir. Acımız, üzüntümüz için başkasını suçlamak ve kurban rolünü oynamak çok daha kolay olsa da yalan üzerine kurulmuş bir yaşam olacağı için mutluluk yaratılamaz. Sonuç olarak başımıza gelen her şey için tam sorumluluk almak çok daha üretken, otantik ve bizi özümüze götüren yoldur. Hayatı bilinçli ve otantik bir şekilde yaşayan insanlar olayların bizim başımıza gelmediğinin, bizim için olduğunun bilincindedir. Olana kusur bulmazlar, gelen her şeyi kendi yararlarına kullanır, kendilerini aydınlatırlar. Kendilerini sevgiden, yakınlıktan, neşeden ve özlerinden uzaklaştıran bütün engellerin farkına varıp onları dönüştürür, ruhlarını besleyip büyütürler.

Bir dahaki sefere başkalarının beklentilerine uymadığınızı, takdir edilmediğinizi, eleştirildiğinizi, size laf sokulduğunu, hüsrana uğradığınızı ya da reddedildiğinizi hissettiğinizde kendinize bir iyilik yapın, onları şifa gereken yaralı yönlerinizi iyileştirmek için fırsat olarak görün. Yaşamın bize sunduğu, daha doğrusu titreşimlerimizle çektiğimiz aynada bize kendimizi gösteren bu insanlar ruhsal rehberlerimizdir aslında. Özümüzden uzak olduğumuz için deneyimleyemediğimiz gerçek sevgiyi, huzuru ve sevinci yaşamamızı engelleyen zihnimizdeki engelleri başka nasıl görebiliriz?

 

YORUMLAR

DİLEK KARAASLAN

Siz onuncu kattaki balkonunuzda otururken altınızdan geçen caddedeki korkunç trafiği manzara izler gibi izlersiniz. Hatta şoförlerin davranışlarıyla ilgili tahminlerde bulunup iddiaya bile girebilirsiniz. Umurunuzda bile olmaz trafik. Ta ki o araçlardan birinin içinde siz oturana dek..

1 Mayıs 2022

Öne Çıkanlar

“Delilik de bizim akıllı seçimimiz ols..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mercan Barışkan

20 Eylül 2025

Alt Kat

Sigara uğruna…Açık bahçe kapısının tam önüne denk gelen, her seferinde lanet okuduğum o eski püskü sandalyede bir bacağımı kıvırıp altıma almış oturuyordum. Sevgi Hanım dün akşam yemek saatinde gizlice üst kata çıkıp gördüğü ilk odaya, yani benim odama girmiş, tüm sigaralarımı çalmıştı. Nasıl..

Devamı..

İstanbul’a 1 Saat Mesafede Kamp Kurula..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024