Zamanın Ağrısı
15 Şubat 2019 Öykü

Zamanın Ağrısı


Twitter'da Paylaş
0

Ayaklanıp yanına gitsem, yüzüne karşı dursam, nankörsün, desem.

Yapar mıyım? Yapamam. Yıl kadar uzun bir süredir gelmedi Gülben. Onu göremeyince kuzenimin ondan haber getirmesini bekliyorum dört gözle. Her defasında başı önünde, sarı saçları yüzüne dökülmüş çalışırken görüyormuş Gülben’i. Yüzü gülmüyormuş. Dalgın gibiymiş, gözlerini kuzenimden kaçırıyormuş. Senden iyisini mi bulacak, deyip başını eğiyor kuzenim. Başını eğdiğinde burnu uzuyor sanki. Bunlar anlatılıyor da Gülben benden bahsediyor mu? Ne halde olduğumu soruyor mu? Bunlar hiç anlatılmıyor bana. Tam soracağım diyorum, ya Gülben benden bahsetmiyorsa? Cesaretim kırılıyor. Yutkunuyorum. Kelimeler dudaklarımın ucunda ufalanıyor, susuyorum.

Konuşma sırası babama geliyor. Bahçeden döndüğünde yorgun olur babam. Oturduğu yerde dirseğini yastığa gömerek ayaklarını uzatır. Pala bıyıklarının kardığı tok sesi öyle güven veriyor ki Gülben istemese dahi gidip onu benim için alır gibime geliyor. Sana öyle bir düğün yapacağım ki dillere destan olacak, diyor. Tarlayı da senin adına yapacağım, arabayı da, evi de. Bak o zaman hangi kız istemezmiş seni. Yapar mı? Yapar. Cılız bir sıpaya binmiş zengin bir ailenin çocuğunu anımsıyorum o an; dudaklarımın kenarından mutluluk salyaları akıyor.

Gülben’in benim olmasını istiyorum da başka bir şey hayal edemiyorum. Peki, Gülben bunca ayrılıktan sonra benimle evlenmek ister mi? İstemez.  Balolara, konserlere, eğlence yerlerine gitmek ister mi? İster. O günleri düşünüyorum da Gülben’i mesai çıkışı iş yerine yakın bir yerden alırdım. Sonra geceye akardık; ver elini komşu şehirler. Arabayı uçak pilotu gibi kullanıyorsun, der miydi? Derdi. Gülben’in bu memnuniyeti beni mutlu eder miydi? Ederdi. O an gözüm Gülben’den başkasını görmez, yolu da görmez, gidilecek yolun sonuna ışık hızıyla varasım gelirdi.

Yıl kadar uzun bir süredir sigara da içmiyorum. Uzandığım yerde badanası kararmış odanın tavanında şekiller uyduruyorum böylece. Tavanın bir yerinde siyah fırça darbesine benzer bir şekil görüyorum. Sonra fırça darbesi bir asfalt yola dönüşüyor. Türkü bara gitmeye hazır bir güruh insan koyuyorum o yolun kenarına. O insanların başına Gülben’i yerleştiriyorum. Arabayla yaklaşıyorum o insanların yanına. Gülben ilegizli anlaşmamızın gereğiöne yanıma oturmasını istiyorum. Bu gizli anlaşmaya sadık kalmamı istiyor mu? İstiyor. Kendisinden başka kimsenin öne, yanıma oturmasını istiyor mu? İstemiyor. Gülben’in dışında, ötekiler bu gizli anlaşmayı biliyorlar mı? Biliyorlar. Yolda gizli buzlanma olduğunu biliyorlar mı? Bilmiyorlar. Annem biliyor mu? Annemin bunlardan haberi yok.

Annem, babam gibi düşünmüyor. Ailesini araştırmak lazım, diyor. Ya ilerde Gülben seni mutlu etmezse, ben oğluma her kızı almam, diyor. Annem Gülben’le tanıştı mı? Tanıştı. Tarla kuşlarının yuvalarını terk ettikleri bir yaz günü tanıştı. Arkadaşları da Gülben’e katıp yanlarına gittiğimiz bir günde. Tarlanın kenarına varınca çapayı bırakıp yanımıza geldi.Gülben, annemin elini öptü mü? Öptü. Mangal yakmıştık. Annem bostandan biber, domates, soğan koparıp getirmişti.

En çok annem ilgilenir benimle. Üstelik bir dediğimi ikiletmez.  Annemi severim sevmesine de gün içinde üç vakit nefret ederim ondan. Bir ucu bedenimin içine giren idrar torbasını boşalttığında, altıma bağladığı bezi değiştirip popomu ıslak mendil ile sildiğinde, ağabeyimle birlikte omuzlarımın altına girip, tutmayan ayaklarımı yerde sürükleyerek tekerlekli sandalyeye oturttuklarında, bir de saatlerce ağrısı geçmeyecek bacaklarımı defalarca dizlerimden büküp bıraktığında nefret ederim ondan. Tutmayan ellerimle ona engel olamayınca azan ağrılarıma dayanamayıp avazım çıktığı kadar bağırırım her defasında. O bir yandan dizlerimi büküp açmaya devam ederken, bir yandan gözlerinden yaş gelir, başka yöne bakar. Yine de bu dünyada en çok o yanımda olsun isterim.

Bu isteğimi hissediyor mu? Hissediyor. Gündüzün bir vaktinde, sabahın seherinde, akşamın eşref saatinde, sebze bahçesinin çapa saatleri gibi hiç ummadığım anlarda etrafımda dolanıp durur.

Bazen annemin başka işleri olur mu? Olur. Sararmış ekinleri kutsal elleriyle söker topraktan. Öyle zamanlarda büyük teyzemin torunu çıkar gelir. Kaldığım odayı süpürür,çırptığı yastıkları duvarın kenarına boydan boya dizer. Sonra karyolama yanaşır. Battaniyemi pencereden silkeler, katlayıp ayaklarımın ucuna koyar. O bunları yaparken yattığım yerde her defasında gözüm onailişir. Kulaklarının arkasından geçirip ensesinde bağladığı yazması, aşağı doğru salınan altın küpeleri, süt beyazı boynu, ayak bileklerine kadar uzanan eteğiyle çok masum durur büyük teyzemin torunu. Adı Asuman.

Günün birinde Gülben gelir de yanlış anlar diye ilk başlarda hiç konuşmazdım Asuman’la. Sonra gün gün onu Gülben ile karşılaştırır oldum. Bir defasında, Çıktığın var mı, dedim Asuman’a. Bir şey demedi. Öylece sustu. Odayı topladıktan sonra ardına bakmadan çıkıp gitti. Kadınların hepsi aynı, dedim içimden. İlla ki daha çok ilgi bekliyorlar. Sonra haftalar geçti. Asuman gelmedi bir daha. Peki, Gülben’den ayrılabilir miyim? Ayrılabilirim. Peki, Asuman bir daha gelir mi? Gelmez.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR