Al Duvak
12 Şubat 2020 Öykü

Al Duvak


Twitter'da Paylaş
0

Pencere önünde çalan davul evde yer döşemelerini sarsıyor, büfe içindeki kristal bardakları dahi titretiyordu. Pazar sabahı civardaki herkesi merakla yataklarından cam önlerine sürükleyen bu sese apartman önüne toplanmış kalabalık bir grup kıvançla tempo tutuyor, hiç durmadan yağan karın biriktirdiği oyuklardan yayılan soğuğun üşüttüğü kadınlar mantolarına daha sıkı sarınıp, damadın gelini almasını sabırsızlıkla bekliyordu. Salonda, etekleri yere uzanan dantelli beyaz gelinliğiyle büfe önünde nadide bir biblo gibi duran gelin elindeki mendille uzun kirpiklerinden dökülen göz yaşlarını silerken kıpırtısız. Topuz yapılmış, parıltılı bir taçla süslenen siyah gür saçları duvaksız. Çevresi kalabalık. Abisi, elindeki kırmızı kurdeleyi gelinin beline dolarken, Halası, "Üç kez," diyor, "üç kez, bağlar gibi dola, çek, üçüncüde bağla." Abi deneni yaparken elleri titriyor. Herkes ona bakıyor. Kırmızı kuşağını taktığı kardeşine bir daha göremeyecekmiş gibi sarılıyor. Elinde tuttuğu al duvağı gelinin başına yerleştiren bir kadın, "Kapıyı kapatın da biraz beklesinle," diyor. Bir diğer kadın tasdik ediyor: "Tabii, beklesinler azcık, kızımızı öyle hemen almak kolay mı." Salonda dışarıda çalan davulun sesi yankılanırken, elini öpen kızını kucaklayan baba göz yaşlarını gizleyemiyor, yine elini öpüp sarıldığı annesiyle gelinin sesli ağlamasına çevredekiler, "Tamam, tamam, hadi..." diye müdahale ediyor. Bir genç kız, beyaz bir mantoyu ve şalı, al duvaklı gelinin sırtına koyarken, Haâlâ, "Hadi açalım artık kapıyı, babası da koluna girsin kızının, çıkarsın evinden," diyor. Açılan kapının hemen önünde bekleyen damat tüm yüzüne yayılan aydınlık gülümsemesiyle sıcacık bakıyor geline. Yanına yaklaşıyor, sevgiyle elini tutuyor. Apartmanın önünde alkış sesleri davulun sesini bastırırken, al duvaklı gelin baba evinden ayrılmanın hüznünü ve sevdiğine kavuşmanın sevincini aynı anda yaşıyor. Hem ağlıyor, hem gidiyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR