Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

26 Aralık 2022

Öykü

Asa

Seçil Duyan

Paylaş

6

2


Çocuk, cılız elleriyle topladığı meyveleri heybesinden çıkarıp sopalı adama uzattı. Adam, ayağa kalkmadan çocuğa diz çökmesini emretti. Çocuk sopalı adamın lafını ikiletmeden dediğini yaptı. Nefesini tutmuş, başını öne eğmişti; alnında tomurcuk tomurcuk biriken terler toprağa dökülüyordu.

Sopalı adam, uzattığı meyveleri alıp ağzına attı. Dişleri keskin ve sivriydi. Şapırdatarak, ağzında gezdire gezdire yedi. Çocuk başını kaldırmadan bekliyordu. Bacakları tir tir titriyordu. Açtı. Günde bir öğün yerdi. O da sopalı adamdan ne kaldıysa. Bu sabah adamın canı meyve çekmişti. Çocuk cangılın kıyısından topladığı meyveleri özenle seçmişti. Sonunda meyveleri bitiren adam cebinden çıkardığı bıçağı ile çocuğun çenesini dürttü. “Ağzını aç!” diye emretti. Çocuk yine lafını ikiletmeden avazı çıktığı kadar bağırıyormuş gibi ağzını açtı. Adam bıçağıyla ağzının içini kontrol etti, dişlerinin arasına soktu ucunu. Çocuğun canı yanmıştı ama ses etmedi. Adamın binlerce yıldır yıkanmayan elleri kabuk tutmuştu, kan kokusu burnuna geldi. Gözlerini yumdu çocuk tiksintiyle. “Aferin,” dedi adam. Çocuğun topladığı meyveleri yemediğine emin olmuştu. Hırsızlığı sevmezdi çünkü. En kötü suçlardan birisi derdi. “Hırsızlık, yalan ve itaatsizlik.”

Adam ağır adımlarla taştan yaptırdığı tahta doğru gitti. Arkasını dönmeden, “Çok yorgunum, sen uyurken ben bütün gece canavarlarla savaştım. Bana daha iyi bakmalısın, bir de bu asaya,” dedi. Sopasıyla gurur duyardı. “Bu asa sayesinde canavarlarla mücadele edebiliyorum, bana ait o yüzden başkasının elinde hiçbir işe yaramaz,” demişti.

Çocuk başını öne eğdi. Nefes alıp vermeleri sıklaşmış, titremeye başlamıştı. Gece açlıktan uyuyamamış, sopalı adamın horlaması sabaha kadar rahatsız etmişti onu. “Akşam için hazırlan, güzel bir tavşan eti istiyor canım.” Çocuk uysalca söyleneni yaptı, kurdukları kapanları kontrol etmek için cangılın içine daldı. Sopalı adamın yalan söylemesi tedirgin etmişti onu. Adam kendi koyduğu kurallara uymamıştı. Şişman ve yaşlıydı. Zor yürüyorken canavarlarla savaşmasına şaşırıyor asanın kerameti olduğunu sanıyordu. Demek yalandı hepsi. Düşünceli bir şekilde kapana kısılan tavşanın boynunu kırıp heybesine sokuşturdu. Dalgın ve gücenmiş, çalı çırpı topladı ateş için. Klana döndüğünde sopalı adam uyanmıştı. Tavşanı önüne bıraktı. Konuşmadan ateşi yakmaya koyuldu. Adam cebinden çıkardığı bıçakla tavşanın derisini yüzüp içini temizledi ustaca. Bütün gün boyunca yaptığı tek işti bu. Bıçağı çocuğa vermezdi hiç, akıllıydı çünkü.

Ateşte pişen tavşanı tek başına yiyip bitirdikten sonra kemikleri çocuğa doğru fırlattı. Çocuk toprağa bulanan kemikleri eliyle temizleyip taşla kırdı. Üstünde et namına bir şey kalmamıştı. Çocuk kemiklerin içindekini tüm gücüyle emdi. Su istedi adam. Çocuk tas ile suyunu götürdü. Adam tavşanı hazmetmeye çalışıyordu. Nefes almakta güçlük çekiyor gibiydi. Sonra çocuğun bakışlarını gördü. Rahatsız oldu. “Git uyu,” dedi çocuğa. “Ben cangılın derinliklerine gidip düşmanlarımızla savaşacağım.” Çocuk ayağa kalktı ama yerinden kıpırdamadı. “Duymadın mı? Git yat dedim,” diye bağırdı bu sefer.

Çocuğun mutlak güce karşı sorgusuz sualsiz olan inancı sarsılmıştı. Gücenmişti çocuk. Elinden geldiğince daha dik durmaya çalıştı.

Sopalı adam sinirlenmişti bu duruma; ilk defa sözünü dinlememiş, başkaldırmıştı ona.

Geldi sert bir tokat patlattı suratına. Çocuk acıyla dişlerini sıktı. Sonra bir tane daha. Çocuk yere düştü. Hızını alamayan adam tekmeler savurmaya başladı bu sefer. Yorulunca sopasıyla vuruyordu. Sonunda nefes nefese kalmıştı. Kayalıkların üstüne çöktü. Derin derin nefes aldı. Nihayet kafasına kan gidince yerde yatan çocuğu sopasıyla dürttü.

“Neden?” diye sordu. “Neden itaat etmedin?”

Çocuğun yüzü ıslanmıştı kan ve gözyaşından, toz toprak yapışmıştı yüzüne.

“Açım,” dedi çocuk. “Gün doğumundan yıldızlı geceye kadar hizmet ettim sana. Seni doyurdum, buz gibi sularda kürkünü yıkadım, ateşi yaktım, kayaları kırdım, taşları topladım. Sana taht yaptım, soğuktan korunman için ev.” Ağlayarak konuşuyordu çocuk.

“Yeter! Seni nankör. Ben olmasam kim koruyacaktı seni. Geceleri ayılarla boğuştuğumu, canavarları alt ettiğimi kaç defa anlattım sana. Öyle olmasaydı beni beslemeseydin, güçsüz düşerdim; diğer klanlar yakardı, yıkardı bizi.”

“Yalan…” diye fısıldadı çocuk. “Geceleri horul horul uyuduğunu duyuyorum. Kuşlar dahi ürküyor horultundan. Tüm gün çalışmaktan ve açlığımı su ile gidermeye çalışmaktan, halim yoktu soru sormaya.” Elleriyle bedenini işaret etti. “Böyle cılız kalayım, zihnim bulanık olsun diye aç bıraktın beni ama bu sayede anladım yalan söylediğini. Sense semirdin. Yabani domuzlar gibi. Şimdi kaçıp gitsem bile peşimden koşamazsın. Ben sensiz başımın çaresine bakarım ama sen bensiz bir şey yapamazsın. Bunca zamandır cangılda ve ardında düşmanlarımız olduğuna inandırdın beni inanmıyorum artık canavarlarla savaştığına ve ayılarla boğuştuğuna.” Ağzındaki kanı tükürdü. “Klanların hepsinin kötü olduğuna da inanmıyorum artık. Vardır elbet senin gibisi ama…” Ama der demez soluğunu bıraktı. Nefes almadan konuşunca başı dönmüştü. “Ama benim gibileri de vardır elbet.”

Konuştukça farkında olduğu ama üstünde durmadığı gerçekler dile gelmişti.

Yavaşça ayağa kalktı. Sopalı adam da ayağa kalktı. Sopasını havaya kaldırdı. Sivri dişleriyle bir kurda benziyordu o anda. Çocuk tüm gücünü toplayıp sopayı tuttu. Hızla kendine çekti. Açtı ama düşünüyordu. Bedeni cılızdı ama zihni alev alev yanıyordu artık. Adam beklemediği hareket karşısında tökezledi, yere düştü.

Çocuk tüm gücüyle sopayı uzağa fırlattı. “Bu sopaya ihtiyaç yoktu,” dedi. Ateşin yanından heybesini aldı. Canavardan uzaklaşıp cangılın derinliklerine girdi.

YORUMLAR

Mehmet Emin Duyan

emeğine sağlık

27 Aralık 2022

Abdulbasıt Aslan

Muhteşem bir yazı elinize sağlık öğretmenim. Zihinlerimizin aslında var olmayan düşmanlarla savaşını ve bu savaşa gerçekliğin tokadı indiğinde ne kadar sarsıcı olduğunu çok güzel kaleme almışsınız.Farkındalığın cesaretini yansıtmışsınız. Ben payıma düşeni aldım yazıdan.

29 Aralık 2022

Öne Çıkanlar

Nisan Ayının 7 KitabıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

2 Temmuz 2025

Ankara'da Hafta Sonu Kaçamağı: Nereye ..

Ankara’dan çok da uzaklaşmadan hafta sonuna eğlence, keyif ve dinlendirici bir tatil deneyimi eklemek ister misiniz? Başta Ankara Kızılcahamam termal otel seçeneği olmak üzere Ankara’ya yakınlığıyla bilinen en konforlu ve uygun maliyetli seçenekleri sizi..

Devamı..

Kafkaesk Bir Film: Birdman

Yalçın Yokuş

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024