Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Mart 2021

Öykü

Bayık Çaylar ve Paklanacak Balıklar Çeşmesi

Ezgi Yılmaz

Paylaş

3

0


Çekyatları kamyonetine yükledi, kasa brandaların iplerini sıkı sıkı bağladı. Sabaha karşı torunları, karısı ve köpeğiyle yola çıkacaktı. Her yıl olduğu gibi o yıl da otomobille üç saat süren yolu, o kamyonetiyle sekiz saatte alacaktı. Kır ağaç kavunu satan bir tezgâh görünce aniden duracak, ani fren yüzünden kamyonetin arkasında çekyatta yatan torunlarıyla köpeğini perişan edecekti.

Çorlu Kavşağı’ndaki dinlenme tesisinde de Tekirdağ’da da çay molası verecekti. Her çeşmede duracak, kamyonette bidon bulamayınca, “uh anacığını kakavanlar, alsaydınız ya evden o cumbulları! Bak çeşme boşa akıyo şarıl şarıl ” diye söylenecekti. Çeşmeleri ve çeşmelerden aldığı suların hangi “cumbullara” doldurduğunu hem kamyoneti sürerken hem de sonrasında tekrar edecekti unutmamak için. Saroz’daki köy evine varınca çay konusunda karısına direktifler verecekti. “ Şşşt bana bak, hööy! Beyköyü’ndeki çeşmenin suyuyla yapın o çayı” diye buyuracaktı. Çayı bayık/tatlı su testine tabi tutacaktı. Uzaklara bakıp höpürdeterek, kimi zaman ohhlar çekerek, birbiri ardına içtiği bardakların ardından “içtik ama bayık” diye yorumlayacaktı çayları. En güzel çayı içmek için civardaki çeşmeleri turlamaya devam edecekti.

En talihsiz günlerden birinde bayık/tatlı su testi uğruna köpeğinden bile olmuştu. Daha önce su aldığı ve çay testine tabi tuttuğu bir çeşmenin önünde, dursa mı yoksa devam mı etse diye düşünürken olanlar oldu. O sırada yavaşlamış olacak ki kamyonetin arkasındaki köpeği kasadan atlamıştı. Günler boyunca civarı turlamasına rağmen kara kızını bir daha göremedi. Hem çocukları hem de torunlarının üzüntüsünü gördükçe bir de kara kızını özledikçe kendini günlerce suçladı.

Kara kızının yası çok da sürmedi, o yaz bayık/tatlı su testleri olanca hızıyla devam etti. Bacağından iki kere ameliyat olan torunu bol bol denize girsin diye her yaz geldi Saroz’a. O şirin köyün civarında su araştırmaları da her yaz devam etti.  Sabah 10:00 gibi kahvaltı ve çay faslı biter, karnı doyan torunlarını ve komşu çocuklarını topluca kamyonete bindirirdi. Köyün içinden usul usul sürerken, arada kornaya basarak “kardeş denizeyse bizimle gelin” diyerek köylüleri kamyonete davet ederdi. Eğer kamyonette çok insan varsa çeşmelerde durmaya utanır, az insan varsa yine su molası vermekten çekinmezdi. Sanki yemeklerden, sahilde klarnet çalmaktan ya da çay içmekten başka önemsediği bir şey yokmuş gibi gözüken bu adam konu kendine emanet edilen küçüklere gelince evhamlı bir babaya dönüşürdü. Denize giderken kamyonet kasasının ucuna oturan, kasadan sarkan biri olursa aniden kenara kırardı. O kişiyi ikaz etmekle bile uğraşmaz, sürücü koltuğunun yanındaki koltuğa oturmasını şart koşardı.

Gel zaman git zaman civardaki tüm çeşmelerin suyunu bayık/tatlı su testine soktu. Bu sularla yapılan pek çok çayı “bayık” buldu. Çeşmelerden köyün dışına doğru olanı bir çınarın altındaydı. Etrafında banklar da vardı. O çınarlı çeşme de su testini geçemedi elbet. Buna rağmen sık sık küçük torununu yanına katıp, hususi olarak o çeşmeden su almak için uğrardı. Gitmişken de banklarda uzun uzun otururlardı. O zamanlar belki banklarla çınar var diye ya da sadece somurtkan torununa farklılık olsun diye o çeşmeye bir torpil geçmiş olacaktı.

Tam ylirmi beş yıl sonra, Korona’dan ve İstanbul’dan kaçıp Saroz’un o şirin köyüne sığındı küçük torun. Köyün nüfusunun yazın üç katına çıkmasına, böyle zamanlarda evlerin çeşmesinden suların ip gibi akmasına hem şaşırdı hem isyan etti. En talihli günlerden birinde, karşısına dedesinden torpilli çınar ve çeşme çıktı. Bayık/tatlı su testleri hem dedesi öldüğünden hem de küçük torun çaycı değil de züppe bi’ kahveci olduğundan zorunlu olarak durmuştu. Çeşme de aka aka yorulmuş olacak ki yaz turistlerini umursayacak hali kalmamıştı. Sadece kışları akıyordu. Artık çeşmenin de bazı kuralları vardı üstelik.  Önündeki levhada şöyle yazıyordu: “Balık paklamak, halı yıkamak ve araba yıkamak yasaktır.”

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Julio Cortázar: “Hayat bana kimsesiz b..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cevher Özcanlı

23 Şubat 2025

Saime Yadigâr: “Öykü tanrı misafiri ol..

Cevher Özcanlı: Saime Hanım, uzun yıllar boyunca resim sanatıyla uğraştınız. Birçok kişisel ve karma sergi, resim öğretmenliği derken ilk kitabınız yayımlandı. Resmin o büyüleyici dünyasından, yazınsal kurgunun b..

Devamı..

Çiğdem Sezer: "Hayat, düz bir çizgide ..

Ayşe Yazar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024