Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Mart 2020

Öykü

Benim Artık Daha Büyük Sorunlarım Var

Ersin Kurt

Paylaş

25

0


Üç kuruşluk hırtların bir şeyleri ispat etmek istercesine modifiyeli arabalarıyla burnumuzun dibine kadar gelmelerine ve Müge'yi evine üç adım kala arabalarından indirmelerine ayar oluyordum. Bu durumdan duyduğum rahatsızlığı bir keresinde Mürsel'e de anlatmıştım ama Mürsel, ''Boş ver birader, bize ne elin zillisinden,'' deyip konuyla hiç ilgilenmemişti. O günden sonra ben de Mürsel'le karı-kız konularına hiç girmedim.

Bir kış akşamı balkonda çay sigara keyfi yaparken, yine bir arabadan indi Müge. "Sen mahallede namuslu takıl, elin tüysüz sübyanları ile gününü gün et bakalım adi," diye söylendim. Bunu bilinçsizce yapmıştım. Sinirimi bozmuştu kaltak.

Sigarayı çay bardağının içine atıp sinirle üzerimi değiştirmeye odama gittim. Canım ucuz bir birahanede paramın yettiği kadarıyla bira içmek istiyordu. Hayatın gündelik dertlerine Müge'nin kahpeliği de eklenince kafam kazan gibi olmuştu. Neyse ki birahanenin kendine özgü, havasız ortamına girince hemen rahatladım. Tez vakitte ikinci biramı da bitirip  doğruca lavaboya gittim. Adettendir. Bira, işetir!  

Tekrar masama döndüğümde, masamda aristokrat tarzlı bir ihtiyarın oturduğunu gördüm. Üçüncü sınıf bir birahaneye on gömlek fazla bir adamdı masamdaki ihtiyar. ''Afiyet olsun. Ben masamı mı şaşırdım acaba?'' diyerek, haince zarf attım ihtiyara. İhtiyar davudi ses tonuyla: ''Hayır. Bilakis masasını şaşıran benim. Daha doğrusu sizin masanıza misafir olmak isteyen benim,'' dedi. Başka bir masaya oturmanın hiçbir etik kuralda mazur görülmeyeceğini çok iyi bildiğimden bir bira daha sipariş edip lavaboya gitmezden önce benim, şimdiyse ihtiyarla bizim olan masamıza yeniden oturdum.

Adamcağız samimiyetle bir şeyler anlatmaya çalışsa da canım sıkkın olduğundan ihtiyarın söylediklerinin çoğunu duymuyordum. Nezaketen, bir ara âşkla ilgili metaforlarına kulak verdim, bir ara da ilginç paradokslarına, hepsi bu. Belki ihtiyarla keyfimin yerinde olduğu bir akşamda karşılaşsaydık yalnızca aşk konusunda bile saatlerce hasbihal edebilirdik. İhtiyarda o potansiyel vardı. Ama ihtiyar da yanlış zaman, yanlış mekân kavramına yenik düşenlerdendi. Mukadderat. Zamanın doğruluğu kavramı buradan geliyor işte.    

Yedinci biramı bitirdikten sonra ihtiyara bakıp, ''Sana iyi geceler dayıcığım. Umarım tekrar görüşürüz,'' dedikten sonra sandalyede asılı olan kabanımı giymek için ayaklandım. İhtiyar yılların verdiği tecrübeye dayanarak bir daha asla görüşemeyeceğimizi çok iyi bildiğinden, ''İki dakika otur. Sana çok kısa bir şey söyleyeceğim. Sonra nereye istersen oraya git,'' dedi. Aynı patates tabağına çatal batırdığımızdan ihtiyarın ricasını geri çevirmedim.

''Sen doğduğunda, ben doğduğumda ya da ne bileyim işte şu garson doğduğunda hayat hiç durmadı biliyor musun? Akmaya devam etti. Maç varsa oynandı, savaş varsa yapıldı, sevmeye layık kadın varsa sevildi. Akış hiç bozulmadı. Sanıyor musun ki sen öldüğünde bozulacak? Hayır, asla bozulmayacak! Seni sevdiğini iddia edenler iki gün ağladıktan sonra yine işlerine güçlerine bakacaklar, ekmeğe yine zam gelecek, sahil kenarındaki sevgililer öpüşmekten vazgeçmeyecekler. Onun için hayatını yaşamana bak. Üç günlük dünya için üzülmeye değmez!''

İhtiyarın akıl kokan cümlelerinin kokusu birahanenin kendine özgü kokusunu bastırdığında ihtiyarın felsefe olayını finale sakladığını anlamam çok zamanımı almadı. İhtiyarın tartışmasız, tamamıyla doğru sözleri karşısında darmadağın oldum. Müge, doğum, ölüm, savaş, zam falan derken iyice arapsaçına döndüm. İhtiyara tekrar iyi geceler dileklerimi diledikten sonra ayrıldım birahaneden. Buzlu yolda paten yapıyormuşçasına giderken ihtiyara veriştirmeyi de ihmal etmedim: "Derdim birdi, bin ettin ihtiyar. Sözde kafa dağıtmaya gelmiştim birahaneye, senin yüzünden allak bullak oldum. Haydi sağ ol! Beni bir güzel dağıttığın için."

Sabah olduğunda omuzlarımdaki yükten dolayı yataktan kalkamadım. Yine bir egzoz sesi ortalığı ayağa kaldırdı ama ben oralı bile olmadım. ''Allahından bul Müge,'' dedim, yattığım yerden. Ve ekledim: ''Benim artık daha büyük sorunlarım var. Onlara kafa yormam lazım.''

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Albrecht Dürer’in Yahudi Düşmanlığı Ta..T. Erbarıştıran
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Elisabeth Braw

31 Ağustos 2025

Rusya Svalbard'a Dönüyor

Svalbard’ı yirmi beş yıl önce terk eden Ruslar, Sovyet Döneminin ihtişamını geri getirebilmek için Norveç takımadalarına döndüler.  Neil Armstrong Ay’a ayak bastığında yaptığı ilk şey Amerikan bayrağını dikmekti. Ülkeler bir arazinin kendilerine ait olduğunu belirtmek için o ..

Devamı..

Yaz Sıcağıyla Baş Edebilmek İçin Orta ..

James Clark

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024