"Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm
‘Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi:
Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.’’
26 senelik hayatımı düşünüyordum da kendime dair yaptığım benlik tanımlarında hep bir ‘Ben’ler silsilesi kol geziyor. Her biri birbirinden farklı gibi görünse de aslında hepsi topyekûn aynı kişi. Keşfettiğim Ben’lerimde kendimi ararken son günlerde, Ben, Kirke ile yollarımız kesişti. Yaşadığım bu devinimde değişmeyen en özel şeylerden birisi mitolojinin eşsiz dünyasına olan tutkum şüphesiz. İçinde bulunduğum zamanın tüm kasvetinden arınmak istediğim de tıpkı Kirke gibi mitolojinin büyülü dünyasında kendime yer edinmek isterim, genelde. İnsanı alıp götüren, farklı duyguların sarmalına alan, hayallere daldıran dünyalarda, ararım benliğimi. Bunun yalnızca bana özgü bir eğilim olmadığını kirke sayesinde anladım, bu yüzden pek sevdiğim bu cadıyı paylaşmak istedim.
Aslında Kirke yepyeni bir dünyanın kurucusu. Tanrıların dünyasında kurulan hikâye de Aiaie Cadısı olarak karşımıza çıkıyor. Bu hikâyede aşk, entrika, rekabet gibi birçok döngüyle savaşmak zorunda kalıyor. Kirke küçüklüğünde sevilmeyen, sessiz ve dışlanan masum bir çocuk. İlk büyüsünü aşkından yapan, bir kadın bazen. Tek bir karakter değil, kimi zaman bir tanrıça kimi zaman bir cadı. Yolculuğu boyunca hafızamızı zorlayan mitolojik karakterlerle çevrili kesitler sunuyor. Bu durum eseri sadece onun hikâyesi olmaktan çok öteye taşıyor. Örneğin Odysseus’un ziyaretin’den onun maceralarını ve Troya savaşı ile ilgili ayrıntıları öğreniyoruz. İşte bu eser yeni dünya arayışı ve mitolojik karakterleri sayesinde ayracı kitabın arasına koydurmadan, soluksuz okutuyor kendini.
Yazarımız Miller’ı da es geçmek olmaz şüphesiz. Yazdığı eserle mitolojideki ustalığını gözler önüne sermesinin yanı sıra sağlam bir feminist olduğu da aşikâr. Zira eseriyle bana “Eğer kadınsan, tanrıça bile olsan, kaybeden taraftasın” olgusunu düşündürdü. Ayrıca bunu bambaşka bir kurguyla fantastik bir romana dönüştürmesi takdire şayan.
Görünmez bağlara olan tutsaklığıyla, yeteneklerini keşfetmesiyle ve tanrılara kafa tutuşuyla kendine hayran bırakan bir karakter. Zira bir cadıyı bu kadar seveceğim aklıma gelmezdi! Belki de birçoğumuzun ortaya çıkacak parlak yetenekleri var, tıpkı Kirke gibi. Sonunda bir adaya sürgün edilecek olsak bile cesaretimizi toplayıp, kendimize fetihler yapmamız gereken noktalar veyahut da! Belki de kabuklarımızdan sıyrılıp kendimize yepyeni dünyalar kurmamız gereken zamanlardır… Yaşam sürekli bir kaçınma hali değil mi zaten? İçimizde yarattığımız ütopyalar bir çeşit var kalım sığınakları. Varlıklarımızı, güzel yapabilmek elimizde kendimizi yontmak da öyle.Tüm bunları anlamlandırabilmek için içimizden biri olan Kirke ile tanışmalısınız.
Keyifli okumalar!
Ben, Kirke, Madeline Miller, Çeviren: Seda Çıngay Mellor, İthaki Yayınları






