Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Kasım 2020

Öykü

Çiçekler Tuhaf Kaldı

Yeşim E. Uşkun

Paylaş

1

0


Bahar, akşam yemeğinde kullandığı servis tabağını suyun altından geçiriyor. Musluğun ucundaki kireçler yüzünden etrafa sıçrayan su tişörtünün önünü ıslattı. Soğuk suyu teninde hissetti. Yaş giysilerden hiç hoşlanmaz. Tabağı Hakan’ın getirip lavaboya yığdığı diğer kirli tabakların üstüne bırakınca her şey devrildi. Dudaklarını sıktı, çeşmeyi kapattı. Tişörtünün ıslak ucunu kaldırdı elini teni ile soğuk giysi arasında tutuyor. Mutfaktan çıkarken masada bilgisayarı ile meşgul Hakan’a döndü. “Usta çağırmamız gerekir, balkon musluğu da akıtıyor, sımsıkı kapattım.”  Hakan başını hafifçe ekrandan ayırdı. “Tabii tabii çağır yarın.”

Bahar mutfağın ortasında oluşan gereksiz boşluğa bakıyor. Kırmızı desensiz halı beyaz karoların çoğunu örtüyor. Siyah uzatma kablosu halının üstünde dağınıklık yapıyor. Büyük cam vazoda kurdele ile süslenmiş kasımpatılar iki kişilik masanın üstünde komik duruyor. Hakan Bahar’ın bakışını fark etti. Beyaz kasımpatıların içinden uzanan okaliptüs dalına dokundu. Keskin kokuyu avucunun içinden burnuna çekti. “Buketi hazırlayan kadın dedi ki, bu dala dokundukça etrafa güzel koku savrulacakmış.” Bahar önemli bir konuyu dinler gibi baktı. Sonra yanına yaklaştı Hakan’ın kulaklarını eliyle yumuşacık kapattı. “Dışın değil içinin sesini dinlediğinde beni anlarsın belki.” Avuçlarından teninin kremsi kokusu Hakan’ın yanağına geçti. Bahar’ın neden böyle bir şey söylediğini düşünmeyecek, sormayacak. Eğer tekrarlarsa neden olmasın ama şimdi günün bu saatinde biraz dinlenmeye ihtiyacı var. Bu kadar hırs onu bile yoruyor. Daha çok para kazanması gerekli.

Bahar çalışmıyor, çektiği fotoğraflardan gelir elde etmeyi denemedi bunu istemiyor, Hakan’ın önerisine rağmen internet sitesi kurmayacak. Sadece fotoğraf çekmek istiyor, daha önce olmayan o fotoğrafı arıyor, nerede olduğunu bilmiyor ama varlığından emin ve kendisini beklediğini düşünüyor. Çoğu zaman yaşananlar gereksiz geçici geliyor. Her an, her eşya, her sohbet, her insan, her düşünce başka bir gün için. Bunlar kopya günler. Ne görünen ne olan ne de farkına vardığı bir şey, hiçbir şey onu tamamen tatmin etmiyor. Her an aklı ışıkta, renklerde, şekillerde.

Şehrin varoşlarında yaşayan insanları çekmek istiyor. Onların öfkeli bakışlarına gömülü suskunluğu, küskünlük ve kırgınlığı, isyana dönen cesareti yakalamak istiyor. Hakan’a geçen sene tam bu günde evliliklerinin ikinci yıl dönümünde yani “Bilmediğim şehirlerin otel odalarında uyanmalıyım, mutlaka balkonları olmalı ve ben oradan objektifimle bakmalıyım,” dedi. Hakan heyecanla “Bu sene tatil planımızı daha güzel yapalım sevgilim,” dediğinde, Bahar ilk defa onları saran fanusun içinde oksijenin bittiğini nefes alamadığını hissetti. Yatak odasında ıslak tişörtünü değiştiriyor, uyumanın zamanı ve günü olmamasına rağmen pijamalarını giydi. Bir kutlama istemediklerine birlikte karar verdiler yine de Hakan çiçek aldı, Bahar Hakan’ın sevdiği mücveri ve favayı ana yemeğin yanına ilave etti, ikisi de eksilen şeyin görünür olmasından tedirgin.

Bahar dar koridordan tek kişilik odaya geçti. İki tür aydınlatmadan en kısık olanı seçti, beyaz ışığa gece hiç tahammül edemez. Son zamanlarda insanlarla uzun süre konuşamıyor. Küçük odanın köşesini kaplayan L kanepeye ayaklarını uzatarak oturdu. Kadınları kadınlara, erkekleri erkeklere, çocukları çocuklara, yaşlıları yaşlılara benzetiyor. Aynı soruları farklı zamanlarda soruyorlar tek fark bu diye aklından geçirirken üşüdüğünü hissetti. Ayakucunda duran battaniyeyi dizlerine örttü. Hakan’a gidip “Biraz yorgunum erken uyuyacağım,” dese çok kabalık olacak, ama şu an tek istediği bu. Perde ile pencere arasından sızan ışığın battaniyenin katlanma yerinde yok olmasına hayretle bakıyor. Evden çıkmaya ihtiyacı var, dışarda bir plan yapmadıklarına belli belirsiz pişmanlık duydu, birlikte bir şeyler yapma isteği bayır aşağı bırakılmış taş gibi kendiliğinden hızla azalıyor.  

Hakan lavabonun içinde bekleyen tabaklara baktı. Sabaha kadar duracaklar herhalde diye düşündü. Bu kış sıkı çalışırsa bir ihtimal ev alma planları yapmaya başlayabilirler, sonra daha sonra belki bir çocuk. Bugünden itibaren geceleri evden çalışmaya başlayacak, biraz dinlenince oluyor, yemekten sonra yapacak hiçbir iş yok. Artık kendisini tamamen işine vermeli, hatta ikinci işe. Gençliğinde çok çalışmalı insan.  Ne kadar çok çalışırsa o kadar çok rahat edecek. Böylesi düşünceler Hakan’ı her geçen gün daha çok ele geçiriyor, üç sene önceki keşfetmeye meraklı genç ölüyor. Bahar birden mutfağa girdi, hırkasının düğmelerini ilikliyor, saçları uyumuş uyanmış dağınıklığında, beyaz yuvarlak yüzünde pembe yanakları gençliğine masumluk katıyor. Endişeyle Hakan’a baktı.

“Ya bir gün kendimizi teselli edecek noktayı aşarsak ne olacak?”

Hakan köşeye sıkışmış gibi zoraki gülümsedi. Cevapları bilen birisi olmayı istedi, en azından bir kereliğine. Soruların dünyada dolaşıp durduğundan cevapların ise onlara yetecek sayıda olmadığından habersiz.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kürtçe ‘Öykü Avcısı’Selda Manduz
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

17 Ocak 2026

Adana'da Denemeniz Gereken Lezzetler

Adana, yemek kültürü denince Türkiye’de akla gelen ilk şehirlerden biri. Buraya yapılan seyahatlerin büyük bir bölümü, yalnızca gezmek için değil, sofraya oturmak için planlanıyor. Şehrin mutfağı; et, baharat ve ateş üçlüsünü ustalıkla bir araya getiriyor. Adana’d..

Devamı..

İnsan Bedeninin Sınırlarına Meydan Oku..

Olivia Campbell

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024