Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Nisan 2020

Öykü

Cüneyt'in Babaannesi

Ersin Kurt

Paylaş

12

0


Babaannemin ahretliğiydi Cüneyt'in babaannesi. Şeker gibi bir kadındı, iki ev ötemizde otururlardı. Cüneyt'ten öğrendiğim kadarıyla kocası öldüğünden beri, Cüneyt'in babası olan ortanca oğlunun yanına sığınmıştı Münise teyze. Cüneytlere yük olmamak için de emekli aylığını mutfak masraflarına katkıda bulunmak baabında her ay düzenli olarak Cüneyt'in babasına verirmiş. Öyle söylerdi Cüneyt.

Şehrin beton lobisine karşı direnen bir yapısı vardı Cüneytlerin evinin. Kapladığı küçücük alanla güzel ve şirin bir evdi. Üstelik o küçüklüğüne rağmen bahçelerinde de meyvenin her çeşidi vardı. Yaz olunca meyveye doyardık. Öyle ki aç gözlülük yapan mahalle veletleri poşet poşet meyve toplardı da, Münise teyzenin gıkı çıkmazdı. Bir kez olsun kalp kırdığını görmedim.

Bazen Cüneyt'le gizli gizli ağladığına tanıklık ederdik Münise teyzenin. ''Babaennem aklına dedem düşünce dayanamaz, ağlar,'' derdi Cüneyt. Seksen sekiz yaşında bir kadının ağladığını görünce dayanamaz, ben de ağlardım. Sonra da tabii Cüneyt...

Durağan bir ilk yaz sabahı kahvaltı ederken acı bir ambulans sireni duyuldu mahallede. Fırladım kalktım sandalyeden. Ambulansın Cüneytlerin evinin önünde durduğunu görünce kapıyı çarptığım gibi çıktım evden. Sağlık görevlilerinin Münise teyzeyi sedyeyle evden çıkarttıkları ana denk gelince bir ok saplandı kalbime. Cüneyt ağlıyordu. Yanına koşup, ''Ne oldu Cüneyt, nesi var Münise teyze'nin?'' diye sordum. ''Bilmiyorum, sabah kalktığımızda yataktan düşmüş. Halının üstünde hareketsiz yatarken bulduk,'' dedi, Cüneyt.

Sağlıkçılar Münise teyzeyi ambulansa koyduktan sonra ambulans şoförü kulağımın dibinde uzun uzun siren çaldı ve aracı hareket ettirdi. O esnada şoföre küfrettim. Çünkü bomboş sokakta siren çalmak işgüzarlıktan başka bir şey değildi. Cüneyt de ambulansla gittiğinden bir süre öylece kalakaldım sokakta. Cüneyt'in babası da arabasıyla peşlerinden gitti ama bir şey diyemedim.

Cüneyt akşama doğru geldi eve. ''Babaannem kısmi felç olmuş. Konuşamıyor, yürüyemiyor ve yemek yiyemiyor,'' dedi. İlkin bu kadar çok olumsuzluğu bir arada idrak etmekte zorlandım. Sonra içime kaçan bir sesle, ''Şimdi ne olacak?'' diyebildim sadece. ''Hastanede kontrol altında tutacaklar, biz de amcam ve halamlarla birlikte sırayla refakatçı kalacağız,'' dedi.

Münise teyze altı gün yattı hastanede. Yedi dedirtmedi doktorlar. ''Neden bu kadar az yatırdılar ki?'' soruma, ''Gerek görseler yatırırlardı,'' diye cevap verdi Cüneyt. Ona da babası öyle söylemiş. Benim babaannem de felç olduğundan yürümekte zorlandığı için Münise teyzeden haber almak adına her gün beni yolladı Cüneytlere. Babaannemle ahretliği arasında posta güvercini vazifesini gördüm bir vakit. Münise teyze hiç konuşamasa da babaannem her gün benden selam yollardı ona.

Evde de dokuz gün yatabildi Münise teyze. Daha uzun süreli istirahate ömrü vefa etmedi. Bu defa akşam geldi ambulans. Balkonda çay içiyordum. Ambulansın yine Cüneytlerin evinin önünde durduğunu görünce koşarak çıktım evden. Yine dışarıda beklemeye koyuldum. Bu kez içeride çok kısa kaldı sağlıkçılar. Evden çıkarlarken yanlarına gitmek üzere hareketlendiğim sırada, ''Başınız sağ olsun,'' dedi sarışın sağlık görevlisi. En büyük kayıp için sarf edilen bu aptalca avuntu cümlesini duyduğumda ilk kez bir sarışından nefret eder gibi oldum. En çok da babaanneme ne diyeceğimi düşündüm. Ayaklarımın bağı çözüldü.

Yaşından olsa gerek Münise teyzenin ölüm haberini metanetle karşıladı babaannem. Hatta, ''Üç aylarda teslim etti canını. Ne mutlu Müniseciğime. Allah herkese böyle güzel ölüm nasip etsin inşallah,'' diye de dua etti. Seksen dört yaşın olgunluğu otuz yedi yaşın çiğliğini silkeleyip attı adeta. Babaannem farkında olmasa da ölüm karşısında ne kadar metanetli olunması gerektiğini öğretti o anda bana. Ama ne olursa olsun yüreğim dayanmadı ve usul usul ağladım yine. 

Ertesi gün ikindi namazına müteakiben uğurladık Münise teyzeyi. Bahçesindeki meyveleri yememize ses etmeyen, bayramlarda bize bol bol harçlık veren, başımızı okşayan Münise teyzenin üzerine ilk toprağı atanlar Cüneyt'le bendim. Kendimi hain gibi hissetsem de arkamdaki kalabalık bir kürek daha fazla toprak atmam için sürekli teşvik etti beni. Seksen sekiz yıllık bir hayatı on dakikada toprağın altına gömdük. Mezarlıktan ayrılırken hiç kimsecikler bilmiyordu Münise teyzenin neler yaşadığını, yaşamak istediğini, yaşayamadığını. Cüneyt de bilmiyordu. Ve hatta Cüneyt'in babası bile. İki otobüs dolusu insan on dakika içerisinde yaşanmış, yaşanmamış ve bir daha asla yaşanamayacak bir yığın hikâyeyi arkamızda bırakarak uzaklaştık mezarlıktan.  

Ağlamaklı bir hâlde geldim eve ve, ''Münise teyzeyi gözü aç toprağa defnettik babaanne,'' dedim. Benim isyankâr açıdan yaklaştığım olaya babaannem tecrübesiyle koydu son noktayı: ''Dünya telaşesi bitti Müniseciğimin! Allah, yerinde dinlendirsin inşallah.'' 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

İstanbullu Sanatseverler Fişekhane’de ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çağnam Erkmen

12 Temmuz 2025

Polisiye Roman Yazmak Halat Örmeye Ben..

“Klasik roman dilinin diyalog mirası, polisiye romana devredilmiş gibi görünüyor.Elçin Poyrazlar diyalog yazma üstadı. Romandaki karakterlerinin her birinin kendine özgü dili, küfrü, cümle kuruş tarzlarındaki ayrım profesyonelce”Halat nasıl yapılır?Uzunluğu..

Devamı..

Yaz Mevsimi Kalın Bir Kitap Okumak İçi..

James Folta

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024