Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Mart 2021

Öykü

Deprem

İdris Erdoğdu

Paylaş

0

0


Elini uzattı, “Duurr, bırakma!” diye bağırdı. Aşağıya doğru kayıyordu. Karanlığın üzerinde yüzen cılız ışık, sadece yüzünün yarısını ve tırnaklarının beyazını görmeme yardımcı oluyordu. Yarım yüzdeki parlayan tek göz, karanlığın içine düşen kor parçası gibi kızıllığıyla karanlığı yarıyor, kendi kütlesinin işaret fişeği gibi yol alıyordu.

Korkunun kokusu, denizden gelen dalga sesinin üstüne çıkan hayvanların bağırışlarıyla birbirine ulaşıyor; yanıp sönen elektrik lambası, karanlığın dibini görmek isteyenlerin merakını kamçılıyordu. Bir dakika öncesine kadar müdür, işveren, öğretmen, doktor, fabrikatör, öğrenci, genç, güzel, yaşlı, yakışıklı olanlar çırılçıplak insan halleriyle karanlığın kenarında ellerini, kollarını, dizlerini, gözlerini, nefeslerini birbirine dokundurarak bütün kalmaya çalışıyorlardı. Eğer hâlâ çıplak olamayan varsa, birden parçalanıyor, kendini karanlığın kenarından aşağıya bırakıp dipteki seslere, nefeslere, uzuvlara çarpıyordu.

Eli hâlâ elimde, yarım yüzüyle gözlerime kilitlenmiş, “Bırakma!” diye inledi. Uzun boyuna ve kilosuna rağmen bu kadar hafif olacağını düşünmemiştim. Acaba parçalanmıştı da sadece eli ve yarım yüzü mü kalmıştı? Yanıp sönen lamba yeniden parladı. Karanlık dalgası geriye çekilince, elimde tuttuğumun kocaman bir kalp olduğunu gördüm. Kimi zaman yüz, kimi zaman el, kimi zaman ses olup parmaklarıma, elime, yukarı doğru bileğime tutunuyordu.

Birden karanlık, çığlık atmaya başladı. Bilenler, “Bekleyin. Bu, doğum çığlığıdır,” dediler. Karnı şişen karanlık arka arkaya çığlıklar atarak kendi ortasından bir ada çıkardı. Karanlık yorulmuştu. Bilenler, “Önce soğuk terler, sonra uyur,” dediler. Karanlığın sesi kesilince az önce parçalanarak karanlığın içine düşenler, bitkin ve çırılçıplak şekilde adaya çıkmaya başladılar. Çıkanlardan hiçbiri diğerini görmüyor, hepsi sadece kendisine göre bir nokta bulup orada sessizce bekliyordu. Lamba yeniden ışıldadı. Hiç birinin yüzü yoktu, elleri küt küt, birbirlerine tutunacak hiçbir parçaları bulunmuyordu.

Karanlığı uyandırmamak için kolumu silkeledi. “Tutunacağım sen varsın, bedenim parçalansa da ben hala hayattayım. Eğer o çukura düşersem, yok olurum.”

“Neden yok olasın? Baksana adaya çıkıyor.”

“Evet,” dedi. “Asıl mesele zaten bu. Ben düşmek istemiyorum, düştükten sonra mutlaka bir yere çıkarsın; ama sen, artık sen değilsindir. Bak adadakilere. Yüzün seni terk ediyorsa, ellerin tutunmaktan vazgeçmiş, gözlerin kapanmış, kulakların erimişse, çıktığın yer sadece bir noktadır. Hâlbuki insan, bir evrendir, çok boyutludur. Konuşmasını bitirirken bileğimi öyle bir sıktı ki parmaklarının yerinden kan akmaya başladı. Acıyla daha sıkı sarıldığımı hissettim.

“Belki kendi içlerine dönmüş, kendi seslerini duymaya, kendi içlerini görmeye çalışıyorlardır. Her düşüşten sonra bir çıkış varsa; sorgulamak, sorgulanmak gerekmez mi?” dedim. Bu arada kolumdan akan kanın tek bir damlasının boşa akmadan, onun içine doğru yol aldığını gördüm.

“Hayır!” diye çıkıştı. ”İnsan, kendini insanda tanır,” diye bilgece bir söz etti.

Karanlığın iniltileri tekrar homurtuya dönüşmeye başlamıştı. Bilenler, “O, sözünü bir şekilde söyleyecektir, bekleyin,” dediler. Bir an tekrar sessizlik oldu. Soluğunun ve ritminin benimkiyle aynı olduğunu, suskunluk anında fark etmiştim.

Yorgunluğun ve korkunun susamışlığıyla birden tamamen dudak olup yalandı. Çatlak çatlak olmuştu, çatlaklardan kan süzülüyordu. Tuzlu kanı yaladıktan sonra devam etti.

“Kendi yüzümüz diye her sabah baktığımız; aslında hissettiğimiz, yaşadığımız, anlamaya çalıştığımız yaşamın bize görünen yüzüdür. Gözlerimiz görüneni, görmek istediğimiz gibi ve görmek istediğimiz kadar görür. Dikkat et; herkes aynı yere bakar, ama aynı şeyi görmez. Hâlbuki karşıdan bakınca herkeste iki göz var sanırsın. Gözler, dünyayı insana göstermez, insanın içinin dünyaya açılan pencereleridir. İnsanı dünyaya gösterir.

Duymak istediğimiz şeyler sadece kuşun, böceğin, akan suyun, müziğin, çalışan motorun,  bal toplayan arının, kıyıya vuran dalganın sesi olsaydı, belki iki kulağa ihtiyacımız olmazdı. Oysaki kulak, açlığın, yıkımın, savaşın, yurtsuzluğun sesini duymak için de vardır.

Kendi içine yüzünü dönen, insanlığa yüz çevirmez. İnsanoğlunun içindeki karanlığı gördüğü için, hep ışık, aydınlık arar. Işığı görmek için ateşe, güneşe ihtiyacımız yoktur. Nice gördüğünü söyleyen göz vardır ki ateşin, güneşin, yıldızın gösterdiği ışığa kör bakar. O yüzden çoğu kendi gölgesini dahi göremez.”

Soluk alış verişi git gide sıklaştı; kolumla eli, bileğimle parmakları, damarlarımla damarları birleşti. Karanlığın homurtusu birden fırtınaya dönüştü. Etrafında olan biten ne varsa savurdu. Adanın ortasındakiler kendi noktalarında beklemeye devam ediyorlardı. Karanlık, fırtınasının bizi savurduğu ılgın ağacının dalında asılı dururken, “Söylediklerin, herkesin bildiği şeyler. Başkalarını suçlamanın kolay yolu,” dedim.

Gülümsedi. “Sen zannediyor musun ki bunları sadece ben bildiğim için söylüyorum? Elbette bunlar, herkesin bildiği şeyler; ama bak bakalım, kaç kişi bildiğinin yükünü omuzlama cesaretini gösteriyor? Bu karanlık, bu fırtına, bu homurtu yeryüzünün değil, insanın kendi depremidir.” Biraz da küçümseyerek, “Sen bile görmüyorsun. Ben senin, korkuyla yerinden fırlayan kalbinim. On beş saniyelik deprem seni öyle korkuttu ki olup biteni anlayamadın. Hâlbuki insanoğlu on beş bin yıldır bu depremi her gün yaşıyor,” diyerek bir anda kayboldu.

Boşlukta bir ses, “Haydi git, zırhlarını giyin, çıplak kalmak zordur,” diye çınladı.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Nisan Ayının 7 KitabıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

2 Temmuz 2025

Ankara'da Hafta Sonu Kaçamağı: Nereye ..

Ankara’dan çok da uzaklaşmadan hafta sonuna eğlence, keyif ve dinlendirici bir tatil deneyimi eklemek ister misiniz? Başta Ankara Kızılcahamam termal otel seçeneği olmak üzere Ankara’ya yakınlığıyla bilinen en konforlu ve uygun maliyetli seçenekleri sizi..

Devamı..

Kafkaesk Bir Film: Birdman

Yalçın Yokuş

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024