Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Ağustos 2020

Öykü

Don

Evren Karaahmet

Paylaş

3

1


Dün gecenin soğuğu bahçeyi vurdu.  Meyveye durmuş ağaçların çiçekleri bir gecede sararıp soldu. Geceliğimin koluyla camın buğusunu silip baktım. Daha düne kadar ayvalar, kirazlar, elmalar, onların rengârenk kostümleriyle birer nedime gibi çevrelerini kuşattığı erikler, kartopundan yapılmış gelinlikleriyle topyekun baharın geldiğini müjdeliyorlardı. Birdenbire düğün bozuldu, bahçenin neşesi kayboldu.

Oysa böyle midir bu bahçe? Kapının önündeki çardağın bir tarafında bembeyaz yaseminlerin, diğer tarafında ışıldayan hanımelilerin kokusu daha ilk adımınızda cenneti müjdeler gibi içinize dolar. Önünden geçen yolun kıyısı boyunca uzanan darabayı örten nefti yeşil sarmaşıklara, sarmaşıkların arasından boy gösteren mor salkımlara bakarken büyülenir insan. Evin dört bir yanı, bahar geldi mi kireçle boyanan taş duvarların dipleri, meyve ağaçların çevreleri dedemin kış gelmeden tohumlarını toplayıp her yıl yeniden ektiği hercai menekşelerle, saraypatılarıyla, kadife çiçekleriyle, bir yarayı pansuman eden doktor özeni gibi nezaketle aşıladığı envaiçeşit güllerle bezelidir. Bahçenin ortasına doğru ferah, ışıklı bir çimenlik uzanır.

Sabah oldu mu, dedemin antika radyosunun solmuş hasır gövdesinden içime işleyen nağmelerle gözlerimi açarım. Çatı katındaki küçük odamın penceresinden bahçenin büyülü dünyasını her seferinde yeni bir şaşkınlıkla seyrederim. İçim yaşama sevinciyle dolar.

Seksenini aşmış dedemi sabahın ilk ışıklarıyla uyandıran da aynı sevinçtir işte. Hepimiz uykudayken onu usulca yatağından kaldırıp eskilerden derlediği bahçe kıyafetlerini giydiren, işbilir bir köstebek gibi toprağın altını üstüne getirten, daha yapraklarındaki çiğ damlaları kaybolmadan çiçekleri sulatan, boyaları pul pul dökülen mavi bisikletiyle kasabanın bir ucundaki kır kahvesine sabah kahvesini içmeye çağıran, kudretten çatık kaşlarına rağmen yüzünü çocuk neşesiyle ışıtan bu sihirli duygu bana ondan geçmiştir.

Kar gibi ak saçları dışında emsallerine hiç benzemeyen bu dinç ve çalışkan adama hürmet göstermeyen bir Allah’ın kulunu bulamazsınız. Kasabanın derdi tasası onundur. Küsleri barıştıran, sevenleri kavuşturan, düğünden cenazeye herkeste hakkı olan bir adamcağız. Hayattaki tek hilesi asla göstermediği yaşıdır. Genç adamlar gibi sağlam omuzları, dimdik sırtı, yüzüne kudretli bir mana katan atmaca gagası gibi keskin burnu ve alnındaki çizgilere doğru birer yay gibi uzanan dolgun, çatık kaşları ona nobran bir adam görüntüsü verir. Buna rağmen lacivert mi mavi mi olduğunu hiçbir zaman anlayamadığım, parıltılı gözlerindeki o yaramaz çocuk ifadesi, onunla ilk kez karşılaşan herkesin aklını karıştırır.

Dedemi en çok mutlu eden şey ise her yaz sonunda, eriklerin, kirazların baldan çatladığı, dalların al al elmaları taşımaz olduğu, gökyüzünün maviden beyaza, yeryüzünün yeşilden sarıya döndüğü günlerde bütün çocuklarını ve torunlarını bahçeye topladığı o anlardır. Artık hepimizde ezber haline gelen eylül ayının ilk hafta sonu, uzak olsun yakın olsun bütün ailenin bir araya toplandığı, iki eli kanda olanın bile bu cümbüşü kaçırmamak için bırakıp geldiği müstesna zamanlardır.

Telaş günler öncesinden başlar, annemin kendini imtihan edercesine kapıldığı hünerlerini gösterme arzusu, o mükellef sofrayı çorbalarla,  çeşit çeşit etlilerle, zeytinyağlılarla, tel tel dökülen baklavalarla, nar gibi kızarmış böreklerle donatır, lezzetli kokular mutfaktan taşıp çatıya kadar çıkar.

O gün geldi mi heyecanımız iyice artar, bahçenin köşesindeki eski ahşap samanlığın dibinde, birbirine geçirilmiş şekilde, sadece bu günü bekleyen plastik masalar, sandalyeler bahçeye çıkarılır, çimenliğe sıralanır, uzun ince bir ziyafet sofrası kurulur. Masaların üzeri kar gibi beyaz örtülerle kaplanır, sandalyeler masaların kenarlarına özenle yerleştirilir. Ağaçtan ağaca çekilen kablolardan sarkan rengârenk ampullerle hazırlıklar sürer gider.

Akşam vakti yaklaşırken beklenenler birer birer gelmeye başlar, bahçenin yol kapısının önüne arabalar peş peşe dizilir, gürültülü karşılama merasimleri yapılır. Çocuklar arabadan fırlarcasına bahçeye koşar, büyükler valizleri neşeyle indirirken şakalar, takılmalar peş peşe gelir. Cennet bahçemiz daha da şenlenir, çimenlerin üzerinde yuvarlanan, salıncakta sallanan küçüklerin sesleri kuş seslerini bastırır. İşte bu mutluluk anlarında dedem usulca kaybolur, gelenlere hissettirmeden evin arka tarafına dolanır, gözlerinden süzülen mutluluk damlalarını vakurca siler. 

İki gün boyunca gecesi gündüzü neşeyle, kahkahayla, sevinçle ve hızlıca geçen şenlikler, hüzünlü veda törenleriyle biter. Konuklar birer birer uğurlanır. Arkalarından maşrapalarla sular dökülür. Son arabanın da toza karışıp gözden kaybolmasıyla üstümüze derin bir hüzün çöker. Epeyce bir zaman kimsenin ağzını bıçak açmaz.

Şimdi bütün bunları, odamın penceresinden bahçeye, çiçekleri bir gecede sararan meyve ağaçlarına bakarken hatırladım. Sanırım bu yaz elma ağaçlarının meyve dolu dalları çimenlere kadar sarkmayacak. Kütür kütür can erikleri, kan kırmızısı kirazlar da bu yıl olmaz herhalde. Bizimkiler geldiklerinde şaşırırlar. Hem bu yıl gelirler mi, onu da bilmem? Çünkü artık dedem de bizimle olmayacak. Bu yıl kış çok çetin geçti.

YORUMLAR

Namık Süleyman Yurdakul

Kaleminize sağlık, anlatım güzel olmuş.

16 Ağustos 2020

Öne Çıkanlar

Nisan Ayının 7 KitabıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

2 Temmuz 2025

Ankara'da Hafta Sonu Kaçamağı: Nereye ..

Ankara’dan çok da uzaklaşmadan hafta sonuna eğlence, keyif ve dinlendirici bir tatil deneyimi eklemek ister misiniz? Başta Ankara Kızılcahamam termal otel seçeneği olmak üzere Ankara’ya yakınlığıyla bilinen en konforlu ve uygun maliyetli seçenekleri sizi..

Devamı..

Kafkaesk Bir Film: Birdman

Yalçın Yokuş

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024