Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

26 Eylül 2020

Hayat

Dünya Nereye Evriliyor?

Didem Erdiman

Paylaş

1

0


Nasıl bir kısırdöngünün içerisindeyiz ki koca galakside dönüp duran küçücük bir gezegenin içinde insan gibi yaşamayı başaramıyoruz.

Bir tarih sahnesinin içindeki oyuncular gibiyiz. Farklı zaman dilimlerinde perde açılıyor, kostümler ve dekor değişiyor ama mevzu değişmiyor. Belli ki savaşlar, sömürgecilik, kölelik dün vardı, bugün var, yarın da olacak.  

Dünyanın dört bir yanı birbirinden çok farklı bir düzen içinde. Bir yanda kapitalist rejimin dengesiz gelir dağılımı içinde yaşayanlar, diğer yanda adeta Açlık Oyunları’na maruz kalanlar, iç savaş mağduru olanlar, kendi içine kapananlar, bu arada birbirine yaranmaya çalışanlar, arada kalıp nasibini alanalar ve tüm dünyada oynanan Game Of Thrones senaryoları içinde yaşananlar.

Yeni yerler keşfetme, göç etme, toprak edinme, yerleşik düzene geçme insan olmanın içgüdüsünde var. Azla yetinmeme, hep daha fazlasını isteme, iktidar ve otorite peşinde koşma ise egosunda olan özellikler. Sorun yaratıp, çözüm arayan insanoğlu medeniyetleri kurup, yüceltip, yok edebilme vasfına sahip.

İspanyollar 1490’larda Amerika’yı fethetmemiş olsalardı bugün tarih nasıl yazılırdı? İngilizler bu kıtada zamanla başrol oynamasaydı tarım, ticaret, değerli maden arayışı ve sömürgecilik nasıl bir yön alırdı? Yerli halkı asimile etme, kolonileşme, kölelik, siyasal düzen, sanayileşme derken dünya nereye doğru evrildi?

Örneğin Roma İmparatorluğu çökmeseydi, İslam bir din ve siyasal güç olarak ortaya çıkıp Avrupa’ya doğru yayılmasaydı feodal toplum tipi doğar mıydı? Ortaçağ boyunca Avrupa’da uzun süreli yavaş büyüme ve sömürücü bir toplum oluşması nelere sebep oldu? Peki ya Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmeseydi ya da Fransız İhtilali olmasaydı tarih nasıl değişirdi?

Sorular ve cevaplar bizi bilinmeze götürüyor gibi görünse de aslında cevap hep aynı yere çıkıyor. Dünyanın yuvarlak oluşu gibi başladığımız noktaya geri geliyoruz.

Tarih sahnesinde yazılan senaryolar, çizilen haritalar ve plan kuran insanlar yüzünden sürekli bir huzursuzluk, savaş ve arayış var. Bugün dünyamızın içinde bulunduğu kaos, yakıcı ve yıkıcı değişimler, salgın hastalıklar bir düzenin de yeniden değişim habercisi adeta.

Ulusların farklı coğrafyalardan yükselişi ve sesini tüm dünyaya duyuruşu hiçbir zaman baki kalmamış. Geçmişe baktığımızda dünya genelinde söz sahibi olan birçok büyük ulus ses getiren bir çöküşle tarih sahnesinden çekilmek zorunda bırakılmış. Para, iktidar, doğal kaynak arayışları değişimlere ayak uyduramayanları silip atmış. Mısır İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu gibi.

Okuduğumuz, kitaplar, seyrettiğimiz filmler, izlediğimiz programlar ve şahit olduğumuz gidişat bize geleceğimiz hakkında çok şey anlatmakta. Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’un yazdığı Ulusların Düşüşü bu kitaplardan biri. Neden bazı ülkeler zenginken bazı ülkeler fakirdir, ekonomik ve politik gelişmeler arasında neden büyük farklılıklar ortaya çıkar? Sanayi Devrimi neden Moldovya’da değil de İngiltere de başladı? Kara Ölüm denilen Veba kralları, lordları, serfleri nasıl etkiledi? Toplumların elitleri ile en alttakiler arasında değişen ve değişmeyen ilişki biçimleri hangileridir?

Dünyaya bakışımızı, kavrayışımızı ve hatta günümüzü ve bizi bekleyen geleceği anlamamıza yardımcı olacak bu kitap güç, yoksulluk ve zenginliğin kökenlerine iniyor. Belki de hiçbir şey kader değildir.

Tarih boyunca Doğu’dan yükselen güneş zamanla yüzünü batıya dönmüş, elindekileri parlatmış, edebiyatla, sanatla, filmle ve müzikle bir rüya yaratmış bunu da tüm dünyaya pazarlamıştır. Ancak egosu yüksek insanoğlu yaptığı hamlelerle doğayı içten içe sömürmeye, insanları farklı bir kölelik sistemine sokmaya başlayınca tükenen hammadde ve değerler yeni arayışları da beraber getirmeye başladı. Günümüz yüzyılında zamanla yarışan, azla yetinmeyen, sürekli tüketen, mükemmel bir beden isteyen, kapitalizme kölelik yapan bir insan modeli oluştu. Doğadan ve doğaldan uzak, metropol yaşantısını tercih eden, hazır gıdayla beslenen, vitamin hapları tüketen, marka seven, para için her şeyi yaparım diyen yeni bir uygarlık tipi ortaya çıktı.  Kazanan kesim ve ötekileştirilen diğer kesim olarak toplumlar kendi aralarında ayrışmaya başladı.

İnsanlar tüketip, borçlandırıldıkça akıl sağlıkları da bozulmaya başladı. İçten içe bilenenler birer V For Vendetta olma yolunda. Ancak sistem değişimi buna bile izin vermiyor nerdeyse. Salgın hastalıklar tüm dünyayı evlerin içine hapsediyor.

Bu sefer güneş yeniden Doğu’dan yükselmek için karanlık bulutların arasından kendine yeni yerler aramaya başladı. Bedeni değil, ruhu beslemenin önemi fark edildi. Ruhsal arayışlar, felsefe, kendine dönüş önemli olmaya başladı. Büyük resmin bize anlatmak istediği gerçekler için ise biraz daha beklemeye ihtiyaç var anlaşılan. Bakalım dünyamızı neler bekliyor. Hangi ulusların çöküşüne ve hangi yeni ulusların yükselişine şahit olacağız. İnsan nasıl bir şekle ve görünüme bürünecek.

Nasıl bir kısırdöngünün içerisindeyiz ki koca galakside dönüp duran küçücük bir gezegenin içinde insan gibi yaşamayı başaramıyoruz. Bedenimiz ruhumuzu beslemeye, paramız cebimizi doldurmaya, dünya nimetleri egomuzu doyurmaya yetmiyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Contemporary Istanbul Vakfı ve Borusan..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. G. Kellem

30 Ağustos 2025

Deep Blue’dan Önce: Otomaton Satranç O..

Macar mühendis Johann Nepomuk Maelzel’in otomaton satranç oyuncusu, IBM’in satranç programı Deep Blue’yu mekanik olarak geride bırakalı yıllar oldu – şah mat.1820’li ve 1830’lu yıllarda Macar mühendis Johann Nepomuk Maelzel, “Türk” adını verdiği otomaton ..

Devamı..

Çevirinin Konukseverliği Üzerine Bir O..

Adalet Çavdar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024