Tarih boyunca güç kimin elindeyse çoğunlukla onların iplikleriyle örüldü dünyanın kaderi. Ve dünyanın tasvirinde dümen hep bu ellerin parmakları arasında çevrildi. Her insanın kendisi olmak için doğduğu bir düzene kaosu taşıdı bu durum. Sadece toplumu yıkan bir felaket olmanın çok ötesinde bireyi yıpratan kasvetli bir akışı getirdi. En çok da kadınları…
Yunan Mitolojisinde Pandora ilk kadındır. Prometheus’un tanrılardan ateşi çalıp insanlara hediye etmesine kızan Zeus’un ondan ve insanoğlundan intikam almak istemesi üzerine, emriyle topraktan yaratılandır. Söylenceye göre ilk kadına Aphrodite güzellik, Apollon müzik, Hermes ikna yeteneği gibi özellikleri hediye etmiştir ki bu yüzden Pandora’nın adı Yunanca ‘bütün tanrıların armağanı’ anlamına gelmektedir. Fakat tüm bu yetilere rağmen kendisi merakına yenik düşüp Zeus’un ona verdiği kutuyu açmış, tüm insanlığın başına türlü kötülükler saçmıştır. O tam bir insanlık katilidir. Yeryüzünün daha önce karşılaşmadığı kötülüklerin sebebidir. Üstelik irinli, enfeksiyonlu iğrençlikleri evrene yaymasına rağmen, kutuyu son anda kapatmış ve kutusunda yalnızca bir şey kalmıştır: Umut. Kötülüğün yayılmamış olması umudu… Bütün evren bir kadının eliyle lanetlenmiştir. Tam bir kontrast örneğidir aslında. Gücü elinde tutan Zeus'un intikam niyetinin kurbanı olmuştur. Ana tanrıça olarak simgeleşen bu kadının otoritesi derinden sarsılmış ve adım adım ötekileştirilmiştir. Aynı şekilde Havva da merakına yenik düşüp elmayı ilk yiyen olmuş ve ataerkil bir cenneti yok etmiştir. Acının ellerini kelepçelerden kurtarıp, dünyanın başına musallat etmiştir. Yüz yıllar boyunca kadın, ataerkil düzen tarafından kötülüğün sorumlusu olarak bilinmiştir. Ne kadar tanıdık hikâyeler? Geçen zamanda ne değişti peki? Pek az şey…
Bugün hala neden mücadeleye ihtiyaç var? Pratikte değişmeyen ne kadar çok şey var. Belki de bu yüzden felsefe ve edebiyat Pandora’nın kutusunda kalan umuttur. Çünkü her ikisi de insana özgü düşünsel becerileri içerirken, cinsiyet sınırlaması barındırmıyorlar içlerinde. Peki benim hikâyemi kim yazacak? Yazarlığı bir yaradan sızan kadını…Bilemiyorum. Ama içimden geleni korkmadan yazdığımda çocukken saati unutacak kadar oyuna kaptırdığım anlardaki dinginliği hissediyorum. Yeşilliklerin arasında yürüyüp maviliklere dokunuyorum. İnsan geriye bıraktıklarıdır bir bakıma. Pandora'nın kutusundaki umut bir kalem bir kâğıttır, yazar bağıra bağıra eşitlik diye.
8 Mart’ın umutlu yarınlar getirmesi dileğiyle!

.jpeg&w=3840&q=75)





