Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Ağustos 2020

Felsefe

Geleceğe Dönüş

Peter Adamson

Paylaş

1

0


Politik kargaşa ve hastalıkların hüküm sürdüğü bu belirsiz zamanlarda alıştığımız geçmişin elimizden kayıp gidişini ve bilinmez geleceği düşünürüz. Böyle zamanlarda gelecek aslında geçmiş, geçmiş ise aslında gelecekmiş gibi hissedebiliriz ve bu bizi bazen bir nebze rahatlatır. Tüm bu kaos daha önce de yaşandı deriz ve tekrar tekrar yaşanıyor. Hatta daha önce bu hayatta olduğumuzu hissettiğimiz ve acaba tekrar tekrar dünyaya mı geldiğimizi sorguladığımız anlar olur. Öyledir ki, sanki yeni hiç bir şey olamayacaktır. Her acı ve sevinç, her düşünce ve iç çekiş, büyüklü küçüklü yaşanan her şey aynı sırasıyla tekrar tekrar yaşanmış ve yaşanacak gibidir.

Belki sonsuz sayıda değil, ama en azından bir defa bu düşünceler “bengi dönüş” adı altında Friedrich Nietzsche (1844-1900) tarafından Şen Bilim (341) kitabında kağıda döküldü. Nietzsche’nin, bu görüşü kozmolojik bir argüman olarak ciddi bir şekilde ele alıp almadığı araştırmacılar için tartışma konusuyken Nietzsche yazılarında determinizmi desteklemek dışında gözle görülür bir argüman sunmuyor. Determinizm ise sonsuz bir şekilde tüm olayların tekrar tekrar yaşandığını değil, bize sadece geleceğin geçmiş tarafından zorunlu kılındığını ve belirlendiğini aktarıyor. Nietzsche bengi dönüşü tüm olası bilimsel hipotezlerin en bilimseli olarak tanımlasa da (Güç İstenci 55) görüşün kozmolojik boyutundansa psikolojik boyutlarına daha çok değiniyor.

Kendisinin de dediği gibi aslında bu kavramın keşfi ona ait değil. Stoalılar üzerine yaptığı araştırmalar onu Sokrates-öncesi filozof Heraklitus’a (MÖ 534-475) götürüyor. Hem Heraklitus hem Stoalılar ateşten bir doğaya sahip kâinatın kutsal bir güç tarafından yönlendirildiğine inanıyordu. Stoalılar dünyanın bir zamanlar büyük bir yangın yeri olduğunu ve Tanrı’nın tek başına bu sıcak yerde hüküm sürdüğünü düşünüyorlardı. Daha sonra soğuyan Tanrı bizim gördüğümüz kâinata dönüşüyor ve tüm fiziksel yapıya nüfuz ediyordu. Ruhumuz kutsal ateşin saf parçalarıydı. Zaman sona erdiğinde kâinat ateşler içinde fizikselliğini kaybedecek ve tekrar Tanrı olacaktı. Sonrasındaysa aynı olaylar yinelenecekti ve zaman tekrar tekrar başlayacaktı.

Aynı olayların yinelenmesinin sebebi neydi? Stoalılar deterministti ve başlangıç noktası aynı olan olayların sonlarının her zaman aynı olacağının kanaatindeydiler. Tanrı’ları bahşediciydi ve varlığı dünyanın olabilecek en iyi şekilde gelişmesini, biz arkasındaki planı göremesek de, garantiliyordu.

Stoialılar farkında olmasa da çağdaşları başka bir antik uygarlık onlarınkine çok benzer fikirler geliştiriyordu. Hindistan’da yıldızların konumlarından yola çıkarak astronomik ve astrolojik teoriler üretiliyor ve Dünya’daki olayların tahmini yapılıyordu. Hintli gök bilimciler Dünya'nın bir döngüsünü 4.32 milyar yıl—kutsal Brahmā’nın yaşantısında bir gün—olarak hesaplamıştı. Bu bir günün sonunda kâinat yok olacaktı. Stolalıların aksine Hintliler Brahmā’nın doğal bir ömrü olduğuna inanıyordu. Her şey onun uzun yaşamında her gün tekrarlanacaktı, ama nihayetinde bitecekti.

Bu tarz geniş çaplı kâinat görüşleri insanlığın yaşadığı sıkıntıların ne kadar önemsiz, küçük ve anlamsız olduğu hissi uyandırabiliyor. Yine de Nietzsche’nin elinde bengi dönüş öğretisi tam tersi etkiye sahip olacak şekilde kullanıldı. Dönüştürücü ve dramatik etkilere sahip olduğunu düşündüğü bu öğreti hakkında Şen Bilim’deki bir pasajda şöyle diyor: “Seni dönüştürmeli, parçalara ayırmalı.”

Özet olarak, Nietszche yaşadığımız bu hayatı tekrar tekrar yaşamak isteyip istemeyeceğimizi enine boyuna düşünmemiz gerektiğini söylüyor. Sonsuz kez aynı hayatı yaşama düşüncesinin verdiği his koca bir “Evet!” ise endişelenmemiz gereken bir şey yok. Nietzsche’nin bengisel döngü öğretisini yayan kurgusal peygamberi Zerdüşt’ün izlediği yol bu. Dünyayı ve ne bir amaç güden ne de bir yol izleyen tarihini tüm anlamsızlığıyla ve içinde tekrarlanan hayatlarla göğüslememiz gerekiyor. Zerdüşt’ün müjdelediği öğreti Düşüş ve Diriliş merkezindeki hikaye örgüsüne sahip Hristiyan tarih fikriyle tam bir çelişki halinde. Nietzsche’nin dünyası ne bir düşüş ne bir kurtuluş sunuyor, sadece acılarla sarmalanmış hazlarla örülmüş bir dünya var o kadar. Böyle Buyurdu Zerdüşt 4.19’da şöyle yazıyor: “Tek bir sevince bile Evet dediysen, tüm acılara Evet demişsindir.”

Çeviren: Alper Güngör

(Philosophy Now)

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Blaise Cendrars ile Kurmaca Sanatı Üst..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

10 Mart 2025

Amerikan Rüyası

Sylvia Plath bir gençlik hastalığı, ancak genç yaşta sevilebilecek, belli tipte genç kızların sevdiği bir şair olarak kodlanmış nedense…Bu yaz bir iş dolayısıyla, Amerika’nın iç kesimlerinde, oldukça muhazafakâr bir kısmında kendimle yaşıt Cumhuriyetçi Parti taraftarı bir grup insanla..

Devamı..

Venüs Retrosu

Bengi Kaya

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024