Akademisyen Şeyma Gülümser Önder’in yazdığı Yalanın Antropolojisi, yaşamın her alanında çeşitli suretlerle yer almış, yer alan ve yer alacak olan “yalan” kavramını, göstergebilim perspektifinden analiz ederek konuya yeni bir bakış açısı getirmeyi hedefliyor.
Şeyma Gülümser Önder 1991 yılında Sivas’ta doğmuş. 2012 yılında Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olmuş. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Belegatı bölümünde yüksek lisans ve doktora yapmış. Yine aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 2012 ile 2022 yılları arasında araştırma görevlisi olarak çalışmış. Dilbilim ve göstergebilim alanlarında çalışmalar yaparak, bu bilimlerin barındırdığı teorilerin İslam geleneğindeki dil ilimlerinde bulunan dil-delâlet teorileriyle ilişkilerini araştıran Önder halen İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde Arap Dili ve Belegatı bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Şeyma Gülümser Önder’in, “Peirce’ün Göstergebilim Anlayışı Açısından Kizb (Yalan) Kavramı” adıyla doktora tezi olarak hazırladığı, Ketebe Yayınları etiketiyle yayımlanan Yalanın Antropolojisi, insanlığın varoluşundan beri yaşamın her alanında çeşitli suretlerle yer almış, yer alan ve yer alacak olan “yalan” kavramını, göstergebilim perspektifinden analiz ederek konuya yeni bir tanım getirmeyi amaçlıyor.
“Yalan”ın ontolojik, ahlaki, hukuki, edebi ve sanatsal olarak incelenmesini, semiyotik biçimle ele alan kitaba daha yakından bakmak için öncelikle semiyotiğin tanımını buraya aktarmakta fayda var. Semiyotik, kısaca özetlemek gerekirse; işaret ettiği nesneleri, göstergeleri, yorumlama ve düşünce temelinde ele alarak anlamayı sağlayan bir metoda verilen isim. Kurucusu diye adlandırabileceğimiz isim de Charles Sanders Peirce. Yalanın Antropolojisi de sırtını Peirce’e, dolayısıyla semiyotiğe dayayarak, yalanı bilimsel yönden açıklamaya girişiyor.
Kitap, kendisinden feyz alması sebebiyle öncelikle Charles Sanders Peirce’ün, göstergebilim ya da semiyotik anlayışına ve tanımına değinerek, gösterge teorisinin arka planında yatan felsefi boyut üzerinde göz gezdiriyor. Ardından nesnelerin semiyotik unsurlarla kesiştiği noktalara değiniyor. İkinci bölümde ise “kizb”in yani, yalanın Arapçadaki kullanımından söz edilirken Batı düşüncesinin konuya bakışına da yer veriliyor.
“Soyut kavramları tanımlama işlemine dil dışı göstergelerin dahil edilmesinin, kavramların mahiyetlerine ilişkin bütüncül bir bakışa imkan sağladığı”na dikkat çeken yazar Şeyma Gülümser Önder’in Yalanın Antropolojisi kitabı, göstergebilimin uzun zamandır çoğunlukla kullanıldığı edebiyat ve sanatın dışına çıkarak yalanın soyut kavramlar içinde aldığı yeri, göstergebilimi model alarak anlatıyor ve bu sayede ardılları için de ayrı bir kapı aralamayı başarıyor.






