Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Mart 2023

Edebiyat

Hayalet mi, Gerçek mi? Abbas Dayı Hadisesi

Damla Karakuş

Paylaş

0

0


Korku çemberinde gerilen bir gençlik hikâyesi okuyoruz ve bir yandan da öykü bize sıcacık ve muzip bir arkadaşlık da sunuyor.

Zaman malum; insan bir satır okumaya bile takat bulamıyor böyle anlarda. Bir yandan da okumanın iyileştirici gücüne inanıyorum, uzak kalmak da olmaz. Aldım elime bir gençlik romanı. Beni alsın, dünyasında biraz gezdirsin, yarım kalmış aklımı biraz oyalasın istedim. Bir oturuşta bitireyim, tadı damağımda kalsın. Ve kendimi bir korku macerasının içinde işte böyle buldum…

Kitabı ilk şöyle bir karıştırdığımda, çocukken babamın kütüphanesinden aldığım Pinokyo kitabını anımsadım. Siyah beyaz çizimleriyle çekti beni içine. Çizgilerde bir yerde Pinokyo’yu aradım. Buldum da. İnsan arayınca buluyor elbet.

Gelelim hikâyemize… Romanımız Abbas Dayı Hadisesi, bir pastanede açılıyor. Sabri ve çırağı Servet’in konuşmalarıyla. Genelde karakterleri tanıtan birkaç şey söylerim ama olaydan söz edince çokça ipucu yakalayacağınız için bu kısmı bari kitabı okuma zevkinize bırakıyorum. Ama mahalleden söz etmek istiyorum. Esnafın erkenden dükkânlarını açıp uzun bir günün hazırlığına başladıklarını söylemeden geçmek istemiyorum. Rutinin değerini bunca öğrendiğimiz ve anladığımız zamanda, “Bakkal Hüseyin’in kepengi aşina gürültüsüyle açılmış, Balıkçı Ramazan, tiz sesiyle denizci türküleri şakımaya koyulmuştu. İki sokak aşağıda çarşaf gibi ufka uzanan deniz suları, insanın içini hoş eden iyot kokuları yayıyordu sokaklara. Martı çığlıkları bulutları dalgalandırıyor, kargalar ağaçları teftişten geçiriyor, yaşlısıyla genciyle bütün bir mahalle güzel bir kış gününe selam duruyordu,” demek istiyorum. (s. 14) Bu sıcaklığı hissetmeye hepimizin ihtiyacı var, biliyorum.

“Oysa bazı günlerin sıra dışı özellikleri vardır. Uzaklardan gelen bir mektup, uzun zamandır görmediğiniz bir dost ya da beklenmedik bir olay ile değişir her şey. Bazen de kara bir haber düşer ortaya. O zaman seyredin siz yaygarayı!” (s. 15)

abbas dayı hadisesiAbbas Dayı Hadisesi bir gençlik romanı; her gün mutlaka zaman ayırarak bir kulübede buluşup korku hikâyeleri okumaya bayılan bir grup arkadaş ile hâlâ varlığını sürdüren mahalle kültürünün yansıyan hikâyesinden bir macerayı anlatıyor. Serdar Uslu’nun eğlenceli üslubuyla hayat bulan bu “yürek hoplatan hikâye” korku hikâyelerine meraklı gençlerin oyununa dönüşüyor. Her şey olağan halinde sürerken bir gün mahallede kimseyle konuşmayan, kendi halinde meczup bir hayat süren Abbas Dayı vefat ediyor. Bu arada bu adı da mahalleli takmış ona. Zira ismini bile söylemeyecek kadar derin bir sessizlik onunki. Ölümü birden herkesi sarsıyor. Mahalleli, ailesi ya da bir yakını olmayan, hep yalnız gördükleri bu adamın cenazesini kaldırmak, ona hakkını helal etmek, e tabii belki biraz da merakını giderecek bir şeyler bulmak istiyor ancak, bir fırtına tutuyor herkesi ve insanlar nereye kaçacağını şaşırıyor. Cenaze de mezarlıkta öylece ortada kalıyor. Ertesi gün hava yolunu bulduğunda cenazeyi bıraktıkları yerde bulamıyorlar ve macera da işte tam bu anda başlıyor…

“Ne olacak şimdi?” diye iç çekiyordu, “Her gece hayalet öyküsü okumasaydık başımıza bu işler gelmezdi. Bir lafı kırk kere söylersen gerçek olur derler.”

“İyice saçmaladın artık,” dedi Korkuluk, “Utanmasan Gülşah’ın sana yüz vermemesini de yeterince aşk romanı okumamış olmamıza bağlayacaksın.” (s. 34)

Ortada bir cenaze var ama bir anda yok oluyor işte. Mahalleli kendini öyle kötü hissediyor ki, her kötü hissedilen konu karşısında yapılanı yapıyorlar: Susuyorlar. Bir daha bu konuyu konuşmamaya karar veriyorlar. Ama işte bir akşam tıpkı Abbas Dayı gibi kalın kara paltolu, fötr şapkalı bir siluet görüyorlar. Ve ertesi gün başlıyorlar hayalet avına. Bu konu o kadar önemli bir hal alıyor ki mahallede, Servet ve arkadaşları da korku hikâyelerine ara verip Abbas Dayı muammasının peşine düşüyorlar. Sonra Abbasların sayısı artmasın mı? Bir, iki derken tam dört farklı Abbas görünüyor. Bu gizemi ise nihayetinde yine gençler çözüyor.

Korku çemberinde gerilen bir gençlik hikâyesi okuyoruz ve bir yandan da öykü bize sıcacık ve muzip bir arkadaşlık da sunuyor. Efsaneler, gizemli hayaletler, korku duygusu her şey okuru hikâyenin içinde tutuyor. İnsan, kendini Scooby-Doo’nun bir bölümünün içinde hissediyor. Yetişkinler için de keyifli bir yolculuk oluyor böylece.

“Hem belli mi olurdu; belki bir gün beşinci bir Abbas gerçek bir hayalet olarak çıkıp gelirdi mahalleye. Hayalet, umut değil miydi? Geceleri pencere camlarını döven ağaç dallarında, sokak aralarında uğuldayan tekinsiz rüzgârlarda ya da güz yapraklarının ürkünç hışırtılarında ismi çağrı- lan bir umut... Çocukların ihtiyacı, yalnızca bir umuttu. Fazlasına da hiç gerek yoktu zaten.” (s. 94)

Kitabı okurken iki şey çok dikkatimi çekti ve üzerine düşündüm. İkincisi, bir çırağın ustasına karşı dik duruşu, mesaisi ve parasını savunuşu oldu. Kapitalizmin hayatımıza dört koldan çöktüğü gerçeğiyle yaşarken, kitapta bu mesajın verilmesi beni çok sevindirdi. Mecbur bırakılmadığımız bir dünya belki de mümkündür…

İlki ise gençlerin toplanıp hikâyeler okuduğu bir evren hayal ettim. Elbette yapanlar var ama bu, her yaşın rutini olsun istedim mesela. Kulağa sizce de nefis gelmiyor mu? Nihayetinde çocukların, belki de içimizdeki çocuğun ihtiyacı olan yalnızca biraz umut değil mi?

*

KÜNYE

Abbas Dayı Hadisesi

Serdar Uslu

Genç Timaş

96 Sayfa

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Uzun Adamın Peşinde – Julio Cortázar’ı..Adnan Özer
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

H.M.A. Leow

19 Mayıs 2025

Tagore Saygon’da: Kültür, Çelişkiler, ..

Rabindranath Tagore’un 1929 yılında Vietnam’a yapmış olduğu ziyaret bölgeyi Fransızlar olmaksızın nasıl bir geleceğin beklediği konusundaki tartışmaları alevlendirdi.   Kimi Vietnamlılar tarafından ruhani bir lider olarak görülen Tagore, kimilerince de ..

Devamı..

Anlam Kazandırmak ya da Anlamsızlığa K..

Toprak Işık

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024