Parodinin Hası: Metin Çakır Polisiyeleri
29 Aralık 2018 Edebiyat

Parodinin Hası: Metin Çakır Polisiyeleri


Twitter'da Paylaş
0

Çözülmesi olanaksız görülen cinayetler, aleyhine gözüken kanıtlar yüzünden haksız yere suçlanan bir şüpheli, polisin soruşturmayı beceriksizce ve yanlış yönde yürütmesi durumu...

Armağan Tunaboylu'nun polisiye roman serisinin ilk kitabı olan Yıldız Cinayetleri'nde başkahraman Metin Çakır için mesleği olan pezevenkliği bırakma zamanı gelmiştir. O artık mutlu bir aile kurmayı düşlemektedir. Çalıştırdığı kızları, tehditlerine dayanamadığı Kürdo’ya devreder. Ancak işler yolunda gitmez. Kızlardan üçü vahşice öldürülür. Katil, parçaladığı cesetleri yıldız biçiminde yerleştirerek bırakmaktadır. Bir türlü ikna edemediği ve gizliden hayranlık duyduğu Başkomiser Asım ve Kürdo, şüpheli olarak gördükleri Metin Çakır’ın peşine düşerler. O ise barda saklanıp, hakkında yapılan televizyon programlarını izlemekte, dışarı çıktığında gazete haberlerine bakmaktadır. Televizyonda sürekli konuşan psikiyatrın evine girer. Katilin profilini çıkarmaya çalışır, suçsuzluğunu ispat için planlar yapar. Artık önemli olan polis dosyalarına ulaşmaktır.

Serinin başkahramanı Metin Çakır’ın nasıl biridir? Öncelikle anti-kahramandır. O aslında kalabalıklar arasında yalnız bir adamdır. Ailesiyle ilgili bir bilgimiz yoktur ancak pezevenkliği bırakıp yasal bir iş kurmayı, evlenip çoluk çocuk sahibi olmayı çok istemektedir. Kendisine ilgi gösterildiği ve yardım edildiğinde duygusallaşır. Zor durumlara düştüğünde ağlar, bazen de altına kaçırır. Aynı zamanda acımasızdır da. Falçata ustasıdır, gerektiğinde iz bırakacak biçimde çok iyi kullanır. Ne zaman bir kadınla tanışsa onu hayat kadını gibi görüp üzerinden para kazanıp kazanamayacağını hayal eder. Aynı zamanda çok eğlenceli, esprili, enerjik ve hareketli biridir.

Serinin ikinci kitabı olan Resim Cinayetleri'nde galerici kadın, amca ve ressamın ölümlerinin şüphelisi olarak Metin Çakır görülür. Gittiği mekânlardan ayrıldıktan sonra cinayetler işlenmekte, geride onun bıraktığı izler de kalmaktadır. Başkomiser Asım, cinayetleri nasıl işlediğiyle ilgili senaryolar yazmaya devam eder. Metin Çakır, polis ve birtakım gizemli takım elbiseli adamlar hatta federaller tarafından takip edilmektedir. Olup bitenler hakkındaki yorumları ve haberleri televizyon ve gazetelerden takip eder. Hayal gücünün de desteğiyle akıl yürüterek hareket etmeye devam eder. Ressam ve galerici kadının evini, amcanın öldürüldüğü galeriyi inceler. Ancak galerici kadının evinde Pezo Selo ve adamlarına yakalanır. Büyük patron Ertuğrul Ağbi’nin isteği üzerine yüklü bir miktar para alarak özel dedektifliğe terfi eder. Metin Çakır’dan galerici kadının katilini, yaşıyorsa ressamı ve yaptığı resimleri tek bir çizik olmadan bulması istenir.

armağan tunaboylu

Resim Cinayetleri'nde ise daha aktif bir Metin Çakır var okuyucunun karşısında, artık sınırlı da olsa olayları yönlendirebiliyor. Bombalı sıcak çatışmaların içine giriyor. Uğraştığı adamlar da değişiyor: profesyonel tipler var karşısında. Asım Ağbi’siyle birlikte hareket etmeye başlıyor, hatta yaralandığında ona yardım ediyor. Duygusallaştığında yine ağlamaklı oluyor, ama artık daha umursamaz ve korkusuz. Mizah duygusu çok güçlü, resim sergisi açılışındaki kokteyle yönelik gözlemleriyle okuyucuya kahkahalar attırabiliyor. Son ana kadar katili bulmak için uğraşıyor. Belgesi, eğitimi olmasa da başarılı performansından hareketle belli bir tanınırlığı oluşuyor. Bu işten para kazanmaya bile başlıyor.

Serinin üçüncü kitabı Konsey Cinayetleri'nin konusunu Metin Çakır’dan dinleyelim: “Konseyin en genç ve gariban üyesi bendim. Toplam beş kişiydik. Kendimize puştlar konseyi diyorduk. Uzun yıllar mahalle sokaklarında bilet kestikten sonra, mahallenin açık havada en çok iş yapan yeri parka zıplamıştım. Bu terfim bana önümün açık olduğunu bildiriyor ve tabiî ki zamanı da gelmişti, otuz dört yaşındaydım ve artık çok yorulmuştum. Açık havada sürtmek istemiyordum. Sonunda beklediğim gün gelmiş, Çoşkun Çoşkun’un elim vefatıyla yerine konseye seçilmiştim. Bir iki aydır da onun evini ben kullanıyordum. Konsey yerleşik düzene geçmiş, ekmek parasını sahibi oldukları evlerden kazanan pezevenklerden oluşuyordu. Mahallede ancak beş eve yer olduğundan, konseydeki pezevenk sayısı da beş kişiden ibaretti.” Terfi eden Metin Çakır kendince tam da rahata, düzene, çatılı bir yere kavuşmuşken işler yine karışır. Konsey toplantılarının yapıldığı kahvehane, Metin’in dışarı çıkıp birkaç adım uzaklaşmasıyla birlikte taranır, işlenen cinayetler yine onun üzerine kalır. Vurulan elemanlardan biri son nefesinde onun adını söylemiştir. Sonrasında beş cinayet daha işlenir. Onlar da Metin’e kalınca on cinayetten aranan seri katil durumuna düşer. Komiserle bir türlü bir araya gelemezler, hep telefonla iletişime geçerler. Metin Çakır, korkusundan yanına gidemeyip telefonla suçsuzluğunu anlatmaya çalışır Asım Ağbi’sine ama inandıramaz. Sonunda bir zamanlar onun adına çalışan kızlarından birini, bu sefil hayattan kurtaran, evinin kadını yapan Hamit’e sığınır. Okuyucunun merak duygusunu canlı tutan yeni bir olaylar zinciri de böylece başlamış olur.

Çözülmesi olanaksız görülen cinayetler, aleyhine gözüken kanıtlar yüzünden haksız yere suçlanan bir şüpheli, polisin soruşturmayı beceriksizce ve yanlış yönde yürütmesi durumu, parlak zekâlı ve yetenekli bir dedektif, çözümü okura ve dedektife anlatan bir dostu, inandırıcılığı sağlam görülmeyen kanıtların dikkate alınmaması gibi seri boyunca tekrarlanan şematik yapı ve tekdüzelik anti-kahraman pezevenk dedektif Metin Çakır’ın eylemleri ve kullandığı argonun etkisiyle kırılıyor. Bir taraftan geleneksel polisiye roman kurgusunun bildik kalıpları, özellikleri, konvansiyonları sergileniyor ama öte taraftan Metin Çakır’ın kişilik özellikleri, bildikleri, hayal gücü, yapıp ettiklerinden hareketle polisiye klişeleriyle dalga geçiliyor. Parodi tekniği kullanılıyor. Bunu sağlayan şey özellikle anti-kahraman Metin Çakır’ın olup bitene bakışı ve kullandığı argo yoğunluklu dil. Metin Çakır’la bütünleşen argo ve yapıp ettikleri yoğun bir mizah duygusunun da kaynağı aynı zamanda. Serinin yazınsallık üzerinden belki de en dikkat çekici yönü özellikle başkahraman Metin Çakır’ın kullandığı argo, özellikle üzerinde çalışmaya değer bir dil malzemesi sunuyor. Serinin yeni basımlarının sonuna minik argo sözlüğü eklendiğini de belirtelim.

Serinin son kitabı Karakol Cinayetleri Dünya Kitap Dergisi’nin uzun yıllardır düzenlediği gelenekselleşmiş “Yılın Telif Polisiye” kitabı ödülünü kazandı. Serinin birçok eleştirmen tarafından en çok beğenilen kitabı oldu. Polisiye roman türünün edebiyatımıza kazandırdığı  en orijinal karakterlerden biri olan Metin Çakır’ı tanımak için okuyucular serinin herhangi bir kitabından başlayabilirler. Pişman olmayacaklarını düşünüyorum.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR