Her Seçim Bir Vazgeçiştir: Mr. Nobody
27 Haziran 2019 Sinema

Her Seçim Bir Vazgeçiştir: Mr. Nobody


Twitter'da Paylaş
0

“Yaşayabileceğim tüm hayatlardan tek bir hayat için vazgeçtim.” 

Ölmekten korkmuyorum, yeterince yaşamamış olmaktan korkuyorum.

                                                                                              Mr. Nobody

Hepimiz hayatımız boyunca, iki ya da daha fazla seçenek arasında seçim yapmışızdır ya da bunlardan birini seçmelisin dayatmasına maruz kalmışızdır. Hatta bazen sunulan alternatiflerin hiçbirinden hoşlanmasak da, yaptığımız seçimin sonuçlarının meçhul oluşu, yani iyi veya kötü birçok olasılığı barındırması bizi ürkütse de, sırf beynimizdeki ve kalbimizdeki dayanılmaz çelişkiden sıyrılmak için, içlerinden birini seçip diğer seçenekleri vazgeçilen ve eğer onlardan birini seçseydik ne olacağını hiç bilmeyeceğimiz bir konuma getirirmişizdir. Kısacası, aslında her ne konuda olursa olsun yaptığımız her bir seçim bir vazgeçiştir.

Yönetmenliğini Jaco Van Dormael’in yaptığı 2009 yapımı, Mr. Nobody (Bay Hiç kimse) adlı bilimkurgu filmi de seçimler ve olasılıklar üzerine ilginç bir kurguya sahiptir. Film paralel evren, kelebek etkisi, nihilizm, varoluşçuluk imgeleriyle çevrelenmiş, geçmiş ve geleceğin iç içe geçtiği sahneleriyle izleyici için etkileyici bir hâle gelir. Ayrıca, Nemo ve Anna’nın yaşadığı aşkla harmanlanmış sahneler de, filmin romantik film kategorisine de layıkıyla yerleşmesini sağlar. Filmde, Nemo adlı çocuğun yapabileceği seçimler sonucunda, yaşayabileceği birçok olasılık üzerinden bir nevi kader kavramı da farklı bir açıdan ele alınır. Nitekim, bazı sahnelerde seçim değişmiş olsa bile yaşanacak sonucun değişmediği görülür. Nemo, bir seçim yapar ve seçtiği hayatı yaşarken bir gün trafik kazası geçirir, arabası nehre uçar ve Nemo boğularak ölür. Bir başka seçiminde ise, Nemo yine genç yaşta ölecektir ancak bu kez de onu öldüren bir kurşundur. Yani, bu sahneler izleyicide her şey olacağına varıyor düşüncesini akla getirir.

mr nobody

Nemo filmin ilk sahnesinde 2092 yılında yaşayan, 117 yaşındaki son ölümlü insan olarak karşımıza çıkar. Bu uzak gelecekteki insanlar, hücre yenilenmesini sağlamayı başarmışlardır ve ölüm artık insanoğlu için kaçınılmaz bir son olmaktan çıkmıştır. Film, bir seçim ve karar alma aşamasıyla başlar. İnsanlar doğanın akışına karışmadan Nemo’nun ölmesi ya da onu da ölümsüzler arasına katmak için oy kullanmalıdır. Bu seçimin sonucunu beklerken de, bir doktor farklı yöntemler kullanarak Nemo’nun geçmişi ve yaşadığı dönem hakkında bilgiler edinmeye çalışır. Doktor onu hipnoz eder ve Nemo’nun hayatı ve yaptığı ya da yapmamış olduğu seçimlerin sonuçları, onun bile hangisinin olmuş hangisinin olasılık olarak var olduğunu bilmediği birtakım hayatlar ve olaylar ekseninde gelişir. Bu sahneler ve hızlı geçişler bazen izleyiciyi yorsa da, bu tarz filmleri sevenler için daha keyifli bir seyir olabilir. Nemo’nun ilk önemli ve zor seçimi, ebeveynleri ayrılırken hangisiyle kalacağını belirlediği andır. Bir tren garında bir yanında annesi diğer yanında babası, onun cevabını merakla ve kendilerini seçmesi umuduyla beklerler. Bu sahnelerde, hangisini seçerse, ne gibi olasılıklar olabileceği gösterilir. Yaşayacağı ya da vazgeçeceği hayattan karelere giderken, izleyici de Nemo ile birlikte paralel evrende sürüklenir.

Nemo’nun hayatının bir diğer önemli seçimi ise, üç kadın arasında aşkı aramasıdır. Kendini ziyarete gelen gazeteciye anlattığı olaylar üzerinden de, bu üç kadın ile sahip olabileceği aşkı ve hayatları görürüz. Ancak, bu kadınlar içinden Anna, Nemo’nun aşk evreninin asıl merkezi gibidir. Diğer kadınları seçmesinde farklı etkenler varken, Anna’yı seçme sebebi aşk ve onu tamamlayan, anlayan ruh olarak verilir. Aslında Anna da Nemo’yu seçmiştir ve bunu şu sözle ona belirtir: “Yaşayabileceğim tüm hayatlardan tek bir hayat için vazgeçtim.” Tam da birçoğumuzun yaptığı gibi değil mi? Biriyle bir hayat seçeriz ve diğerleriyl, seçimlerimizin sonucunu bilemesek de, zamanımızı diğer seçeneğe yönelseydim ne olurdu, daha mı iyi ya da daha mı kötü olurdu hayıflanmalarıyla geçirmektense, seçtiğimiz hayatı yeterince yaşayıp yaşamadığımızı sorgulasak daha yerinde olur sanırım. Hem Nemo’nun dediği gibi, "Hayat bir oyun bahçesidir, başka bir şey değil." Oyunun ve âın tadını her daim çıkarmanız dileğiyle…


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR