Huzur: Doğa ve Yaşam Üzerine Bir Betimleme
23 Eylül 2018 Öykü

Huzur: Doğa ve Yaşam Üzerine Bir Betimleme


Twitter'da Paylaş
0

Yüksek dağın şehre inen eteklerinde martılar döner. Çığlık çığlığa, döne döne, etekten denize, denizden eteğe gidip gelirler. Yükseklerinde kartallar mağara ağızlarını tutar. İn cin yokun içinde, baharda kayaları yararak patlayan, bizim ancak tahayyül edebildiğimiz çiçeklere serilirler. Biz çiçeği, biz in cini, biz efsaneyi onlardan çalar, bu aşağılara taşırız. Köy içinde kalan derelerde yusufçuklar döner, evden sabah kaçmış, akşam ezanıyla dönecek kısa pantolonlu, bataklı çocukların yakaladıkları. Yusufçuğun döndüğü yerin altında, soğuk suyun içinde, köylünün ğorna dediği yerde alabalıklar yüzer, kırmızı pulları berrak suda kendini bazen ele veren. Gökte sarı gözlü atmacalar süzülür, abyaklarını yükseklere kuran yaşlı, kuru ağızların meraklı gözlerinin hevesle izlediği. Yaşlı ve sigaradan dumanlı ağızlar onları şayet yakalarsa değeneğin ucuna hapsedek ve bir çember parçasına sıkacakları yumurtayla besleyecekler. Bir helezon gibi uzanan boşluklara ağaç yapraklarını saçma gibi delen şiddetli yağmurlar düşer. Topraklar yer değiştirir böyle gecelerde ve korkunç gecenin içinde tuhaf ve soğuk dumanlar yükselir. Beton yolların üzerinden toprak akar. Yaşlılar suskunlaşır, çocuklar ağlar, anneler telaşlanır. Pembe yanaklı babannelerin hikâye anlattığı karlı geceler olur, iyiyle kötünün çarpıştığı, içine cinlerin, perilerin, meleklerin doluştuğu. Küçük kafalar sobanın etrafına sıralanır, babannenin tatlı sesine annenin gıcırdattığı kapı sesi karışır. Küçük kafaların gözleri, annenin taşıdığı yemeklerle parıldar. Hotopo vardır, ağacın dalında elma toplayan ve ağacın dibinde onu kandırmaya çalışan yaşlı bir cadı. Köyde kamyon kasalarına takılır çocuklar, köyden köye gezerler, havanın ilk karartılarını gözlerinde, ilk iri yağmur tanelerini enselerinde hissedene dek. Bazan bu iri taneler ve karanlık onları bir eriğin dalında yakalar, eriğin bedeninden yere inerken hafif bir korku belirir yüreklerinde. Cevizin yeşiliyle kızarır el içleri, incirler dudak kenarlarını yakar, kirazın kırmızısı patlar dişlerinde, eriğin ekşisi buruşturur yüzlerini. Babanın sinirli gününe rastlarsa bu geç gelmeler, bir güzel dayak yerler, telaşlı anlarda umursamaz babalar.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR