Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Şubat 2021

İnsan

Jeanette Winterson: Niçin Okuruz?

Maria Popova

Paylaş

1

0


“Kitaplar bizi kendimize okur. Başka hikâyelere kaçmak, bizim de başlı başına başka bir hikâye olduğumuzu hatırlatır bize. Yakalanmamış, ele geçirilmemiş, sınırları olmayan. Tek bir cinsiyet ya da tutkuya sahip olmayan.”

Kafka çocukluk arkadaşına, “Kitaplar, içimizdeki donmuş denizi kıran baltalar olmalı,” diye yazmıştı. Bu metafordan oldum olası etkilenmişimdir – ne kadar gerçekçi ve aynı zamanda ne kadar şiddetli olmasından. İyi bir kitap gerçekten de kökten değişimin kendisidir ve evet, bizi daldığımız uykulardan çekip çıkarması bazen acımasızcadır. Ama bu değişim, genellikle bizi tedavi eder, yaratıcılığımızı artırır. Çocuğuna yazdığı mektubunda, “Kitaplar ve hikâyeler ilaçtır, kırık hayat ve kalplerin bandajıdır, zayıflayan ruhların koltuk değneğidir,” der Anne Lamott.

Okumak için birçok nedenimiz vardır ve kitaplar bizi sayısız şekilde değiştirir, bazen bu değişimin farkında bile olmayız. Sevdiğimiz şeyi okuruz – kendimizi vererek, bütün değerlerimiz, özlemlerimiz, travma, neşe ve umutlarımız, benliği oluşturan, ancak yarım yamalak hatırladığımız şeyler... Bütün benliğimizle okuruz, ancak kitap da bize benliğimizi okur. Bizi duygularla örülü bir yolculuğa çıkarır ve bu yolculuktan bambaşka kişiler olarak çıkarız. Sevgi de bizi böyle değiştirir.

Zamanımızın en iyi düşünür ve yazarlarından olan Jeanette Winterson niçin kitap okuduğumuz konusunu ele alıyor. Okur hemen düşünüyor: Çok işlenmiş bir konu bu zaten, farklı ne diyebilir ki?

Winterson, kitapların başladığı yerde başlıyor – bir yazarım hayatı ve aklında. Bu öyle basit bir gerçek ki ne kadar büyülü bir şey olduğunu artık göremiyoruz: Nasıl olur da tek bir kişinin anlattığı bir deneyimi, farklı kuşaklardan insanların, yazardan bir o kadar farklı kişilerin hayatına dokunuyor? Winterson’a göre bunun nedeni, yazarın bilincinin en derinliklerinden yazması. Bu şekilde bilinçlerin birbirinden farkı aza iniyor:

“İşin sırrı, hayatınızı, sizden farklı deneyimleri olan insanlar için anlam taşıması için değiştirmek. Akla yatan bir öğüt olduğunu düşündüğünüz şeyi yazın. Bilmediğiniz şeyi okumak daha iyi bir öneri.”

Hayattaki bilinmezlik – içimizdeki bilinmezlik, dünyadaki bilinmezlik – her zaman içinde hem heyecanı hem de korkuyu taşır. Edebiyattaki bilinmezlik, bilinmeyenlerle dolu bu evrenden anlam çıkarabilmek için başvurduğumuz, içimizi rahatlatan bir araç.

“Okumak maceradır. Maceralar bilinmezlikle ilgilidir. Ciddi anlamda okumaya başladığımda hem heyecanlı hem de rahattım. Edebiyat, alışkın olduğumuz ve olmadığımız şeylerin bir karışımı. Bizi her yere götürebilir – uzay ve zamanda yolculuk, dünya etrafında, asla sahip olamayacağımız hayatlara, hiç hissetmediğimiz acının kaynağına, işlemediğimiz suçlara.

Buna rağmen hikâyenin garip dünyasının derinliklerine indikçe anlaşıldığımızı hissederiz. Düşününce ne tuhaf değil mi? Çünkü okulda öğrendiklerimiz, genelde okuduğumuz hikâyelerden ne anladığımız üzerine kuruludur. Halbuki hikâye ya da şiirdir bizi anlayan.

Kitaplar bize kendimizi okur.”

Winterson aynı zamanda kişisel gelişim ve değişimimiz için nasıl okumamız gerektiğine değiniyor:

“Hikâyelerin bize öğrettiği şeylerden biri şudur: Kendinizi hem bir kurgu hem de gerçekmişçesine okuyun.

İsa’nın gelişini bekleyen ebeveynlerimle fakir bir yerde fakirlik içinde büyürken hayatımın kısıtlanmış olduğunu ya da şansımın olmadığını hiç düşünmedim. Heathcliff, Huck Finn, Hotspur, Aladdin ve Büyük Kötü Kurt oldum. Balık ve Altın Yüzük oldum.

Ve sonra, on altı yaşımda evi terk ettiğimde yanımda en sevdiğim kitaplarım vardı ve zamanım olduğu anda soluğumu kütüphanede alırdım. Bu bir kaçış olmasına rağmen her şeyden kaçmak anlamına gelmiyordu. Bu, boş duvardaki görünmez kapıydı. Aç onu.

Kitabı açtım ve içine girdim.

Başka hikâyelere kaçmak, bizim de başlı başına başka bir hikâye olduğumuzu hatırlatır bize. Yakalanmamış, ele geçirilmemiş, sınırları olmayan. Tek bir cinsiyet ya da tutkuya sahip olmayan. Kendinizi hem kurgu hem de gerçekmişsiniz gibi okumayı öğrenmek sizi özgür kılar. Kütle ve enerji arasındaki fark budur. Kütle sevilen bir objedir – dokunabildiğimiz ve hissedebildiğimiz dünyadır – ama kütle aynı zamanda bizim ve diğerlerinin içindeki gereksiz ağırlıktır.

Bu ağırlığı değiştirmek enerji sarf etmenize neden olur ama bu gereksiz ağırlığın kökeninde enerji vardır. Kütleyi enerjiye dönüştürmek, yaratıcı iş demektir. Fikir bedene kavuşur. Trajedi serbest kalır.”

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Brainpickings)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Oscar 2022: En Çok Dalda Aday Gösteril..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çetin Devran

10 Mart 2025

Gerçeklerden Kaçarken Kendimize Söyled..

Eğer hayatınızdaki bazı kalıpları kırmak, geçmişte yaptığınız hatalardan ders almak ve gerçekten daha bilinçli bir şekilde yaşamak istiyorsanız, bu kitap size çok şey katacak.Bazı kitaplar vardır, okuduğunuzda sizi rahatsız eder. Çünkü size, aslın..

Devamı..

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024