Kurbanlar
31 Mayıs 2019 Öykü

Kurbanlar


Twitter'da Paylaş
0

El arabasını yukarı doğru hafif eğimli yola vuruyorum. Serhat üç adım arkamdan geliyor. İlerledikçe daha da yavaşlayacağını, arkada kalacağını biliyorum. Çöp kutusuna vardığımızda aramızdaki mesafe bayağı açılmış olacak. Okulun karşısında var bir tane, dediler, tam karşısında, yoksa işte oralara bir yere bakarsınız. Tamam, diyorum, armut ağacının dibinde bekleyen siyah poşetleri balkonun altından getirdiğim el arabasına atıyorum. Üst yola çıkınca sola dönüyoruz- dönüyorum, Serhat da peşimden geliyor. Biraz daha gidip sağa sapacağız, okulu bulacağız. Var mıymış orada çöp kutusu Ali abi, diyor. Varmış, diyorum zorla; şimdiden nefes nefese kalmış durumdayım. Akşamın bu saatinde bile deli gibi terliyorum. İnşallah vardır abi, diyor Serhat.

Okulun orada caddenin karşısına geçiyorum. Trafonun az ötesindeki iki büyük çöp bidonuna el arabasını yanaştırıyorum. Dizlerimi kırarak -belime bir şey olsun istemiyorum- iki elimle zorla kaldırdığım poşeti bir hamlede bidonun içine savuruyorum. İkinci poşet biraz daha küçük, bu yüzden işim bitti sayılır.  Caddenin karşısından beni izliyor. Hava artık karardı ve Serhat orada, kocaman okul binasının önünde, kollarını aşağı salmış bekliyor. Geçen günkü kavgadan sonra sağ bileğinde ciddi bir sorun var ve karnında bir yerlerde bir mermi asılı duruyor senelerdir.

Eve dönüş yolunda boş el arabası düzensiz sesler çıkararak tıngır mıngır gidiyor. Ara sokağa girince durup tişörtümü çıkartıyorum. Serhat da aynısını yapıyor. Bu kafa beni daha fazla götürmez Ali abi, diyor. Şimdi yükümüz yok, hafifiz, el arabası boş, ama o yine arkamdan gelmeye devam ediyor. Mahalle sessiz, yollarda insan kalmamış, kimi hala evinde etlerle uğraşıyor olmalı. Serhat yine, bu kafa beni fazla götürmez Ali abi, diyor. Dönüp onu bekliyorum. Arabayı bırakıyorum. Elimi sırtına koyup, gittiği yere kadar be Serhat’ım, diyorum.

El arabasını balkonun altına koyuyorum. Ön kapıdan girince merdivenlerin başındaki kovanın içinde o iki koyunun kellesini görüyorum. Kovaya ağızları yukarda duracak şekilde konulmuşlar, gözleri büyük ve hala canlı gibiler. Sanki oradan dünyaya bakmaya devam ediyorlar.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR