Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Mart 2022

Öykü

Masa 5

A. Mehtap Sağocak

Paylaş

3

3


Ellerini çırparak garsonları harekete geçirmeye çalışan şefin sesi telaşlıydı: “Haydi çocuklar, hızlanın biraz! Yoğunuz bu akşam. Bekletmeyelim müşterileri…” Restoranda, ailelerin çoğunlukta olduğu, Pazar günlerine özgü bir kalabalık vardı. Seyhan,  “Beş numaranın siparişleri hazır…” seslenişini duyduğunda, tabakların yer aldığı tepsiyi ustalıkla kavrayıp masaya yöneldi. Büyük şehrin işlek caddelerinden birindeki bu küçük ama popüler restoranda üç yıldır çalışıyordu. Başarı çizgisini, mesleki eğitimden profesyonel hayata taşırken, her türlü zorluğu göğüslemişti. Evinden, annesinden uzakta, bu büyük şehrin kapılarını zorlamayı göze almış ve kısa sürede takdir gören bir elemana dönüşmüştü.

Seyhan, “Buyurun siparişleriniz… İzninizle” diyerek anne baba ve çocuktan oluşan üç kişilik ailenin servisini yaptı. “İçeceklerinizi de hemen getiriyorum efendim, afiyet olsun” diye çekilirken genç ve alımlı kadının, yabancılara özgü bir şiveyle teşekkür ederek hemen tabağına odaklandığını fark etti. Kır saçlı, düzgün giyimli, güleç yüzlü adam ise dört beş yaşlarındaki kızıyla ilgileniyordu. Babası, çocuğun peçetesini yayıyor, yiyeceğini bıçakla parçalara ayırıyor, “Hadi bakalım, bunların hepsi bitecek küçük hanım” derken gülümsüyordu. Masaya servisleri sırasında gözlemlediği baba kız iletişimi, Seyhan’ın kalbini titretmişti. Onun için baba figürü, o, dört yaşındayken çekilmiş olan soluk bir fotoğraftaki imgeden ibaretti: Kucağında bebeğiyle oturan genç kadının yanında dikilen, eli ceplerinde,  renkli gözleri muzipçe kameraya bakan, uzun boylu sarışın bir adam… Annesi o küçükken, “Baba gitti, ama yakında gelecek, bakalım sana ne getirecek,” aklı erip sorguladığında ise, “Baban gitti, dönmeyecek kızım, hiç bekleme, babanı öldü bil, sorup durma!” diye sorularının önü kesmişti hep ve, “Ben varım ya kızım, hiç kimseye ihtiyacımız yok, biz bize yeteriz. Sen önüne, yoluna bak,” cümleleriyle onu hep ileriye doğru itelemişti. Seyhan’ın belleğindeki tozlu imge, annesinin güçlü nefesiyle üflene üflene, uçup gitmişti.  Nüfus kâğıdında yazan ‘baba adı’, Seyhan’ın, yüreğinde, yıllar yılı merakla ve özlemle eşeleyip, hayal kırıklığı ve öfkeyle örttüğü tanımlanamayan bir boşluğa işaret ediyordu sadece.

Akşam ilerlerken, restorandaki yoğunluk da azalmıştı. Seyhan, masa 5’in boş tabaklarını toplarken, adamın bir bozuk parayı parmakları arasında döndürüp, avucunun içinde yok ettiği bir sihirbazlık oyunu yapışını izledi göz ucuyla. Çocuk kıkır kıkır gülüyordu. Seyhan burnunun ucunda bir kaşıntı hissetti.

Adam keyifli bir tonda: “Hesabı alabilir miyiz lütfen?”

“Hemen getiriyorum efendim. Umarım yemeklerden memnun kalmışsınızdır”

Önce kadın genizden gelen o kendine özgü tınıyla yanıtladı: “Çok lezzetliydi, teşekkürler.” Adam eliyle tabağı işaret ederken, gülümseyen yeşil bakışlarını genç kıza döndürdü: “Bizim prenses de tabağını silip süpürdüğüne göre, diyecek söz yok.”  Seyhan’ın burnunun kaşıntısı dayanılmaz bir hal almıştı.

Hesabı, kartla ödeyip, bahşişlerini de bırakarak restorandan çıkan ailenin arkasından bakan Seyhan, akşam mesaisinin yorgunluğunu her zamankinden yoğun hissediyordu. Önlüğünü çıkarttı, boynunu ovuşturdu. Sımsıkı topladığı sarı saçlarındaki lastiği çözüp derin bir nefes aldı ve restorandan çıktı.

Arkadaşlarıyla paylaştığı bekâr evine geldiğinde, boşluk ve karanlık karşıladı onu. Kızlar memleketlerine gitmişlerdi.  O ise aylardır izin alamamıştı. Annesini de evini de çok özlemişti. Annesinin vardiya gecesi olduğunu hatırlayıp, iyi geceler mesajını attı ve uykuya teslim etti kendini. Çabucak daldığı yorgun uykusu, çocuk Seyhan’lı rüyalara bulandı o gece. Eline aldığı bozuk parayla sihirli oyunlar yapan, burnunun ucuna vurduğu küçük bir fiskeyle şakalaşan, yeşil gözleri kaygısızca gülen ve sonra bir fotoğraf çerçevesinden uzaklaşarak küçülen o sarışın adam, derinlerden su yüzüne çıkan bir hatıra mı, yoksa öykündüğü bir sahneden yansıyan bir hayal miydi?

Uyandığında karmakarışıktı zihni. İşyerine geldiğinde, yeni günün hazırlıkları yapılıyordu. Hemen toparladı düşüncelerini, hevesle işe girişti.  Bir ara, kasanın durduğu masanın çekmecesini açtığında, orada bir kredi kartı olduğunu fark etti. Eline alıp, seslendi: “Arkadaşlar, burada bir kredi kartı duruyor, kimin bu, bilgisi olan var mı?”

Komi, servis penceresinden uzandı: “Temizlik yaparken, beş numaranın altında buldum ben. Müşteri düşürmüş herhalde.”

“Hmm şu küçük kızları olan aile, ben servis yaptım onlara.” Seyhan, kartı elinde şöyle bir salladı, üstünde yazan isme göz attı… Gözlerini kıstı, bir daha okudu… Başı döndü, masaya tutundu. Kulakları uğulduyordu. Kominin sesi derinden geldi: “Bulamayınca düşürdüğünü tahmin eder, gelir sorar nasılsa”.

Seyhan kendi kendine mırıldandı: “Kaybettiğini fark etse bile geri geleceğini sanmam. Bunu iptal eder, yenisini edinir, olur biter. Niye uğraşsın ki!”

Titreyen elleriyle, kartı çekmecenin derinlerine itti.  Burnunun ucundaki, akşamdan beri hissettiği o sebepsiz kaşıntı, yerini ince bir sızıya bırakmıştı.

YORUMLAR

Fazlı Can

Son okuyucuya kalıyor merak ettiriyor: hoş.

6 Mart 2022

Fazlı Can

Son okuyucuya kalıyor merak ettiriyor: hoş.

6 Mart 2022

selman dinler

Meğer o şerefsiz, garson kızın onu küçükken terk eden babasıymış.. Güzel..

9 Mart 2022

Öne Çıkanlar

Nisan Ayının 7 KitabıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

2 Temmuz 2025

Ankara'da Hafta Sonu Kaçamağı: Nereye ..

Ankara’dan çok da uzaklaşmadan hafta sonuna eğlence, keyif ve dinlendirici bir tatil deneyimi eklemek ister misiniz? Başta Ankara Kızılcahamam termal otel seçeneği olmak üzere Ankara’ya yakınlığıyla bilinen en konforlu ve uygun maliyetli seçenekleri sizi..

Devamı..

Kafkaesk Bir Film: Birdman

Yalçın Yokuş

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024