Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Ocak 2017

Edebiyat

Max Sebald'dan Altın Değerinde Yaratıcı Yazı Önerileri

Oggito

Paylaş

44

0


• Kendi başına ele alındığında her bir cümle bir şey ifade etmelidir. • Yazı, asla yazarın "şiirsel" olma gayreti içinde olduğu izlenimi uyandırmamalıdır. • Amacı yalnızca sonraki cümleleri kurmaya olanak sağlayan cümlelerden kaçının. • "Ve" (and) kelimesini mümkün olduğunca az kullanın. Çeşitlilik için, başka bağlaçları deneyin.
"W.G. Sebald son kurgu atölyesi dersini East Anglia Üniversitesi'nde 2001 güzünde verdi. O sırada edebiyat dünyasında ünü hızla artıyordu: Popüler olmasa da, eleştirmenlerce beğenilen ilk üç kitabı ve sonrasında yılın ilk döneminde Austerlitz'in yayımlanışı. David Lambert ile benim de aralarında olduğumuz on altı kişilik sınıfta Sebald mütevazi, neredeyse utangaçtı. Ona Max diye hitap etmemizi istemişti. Öğrencilerin çalışmalarını değerlendirirken anekdotçu ve çağrışımcıydı; bir teknikerden ziyade hikâye anlatıcısı gibiydi. Bitkin bakışları, bizi, onu kitaplarındaki melankolik anlatıcılarla özdeşleştirmeye itiyordu. Zarif bir dostaneliği, buruk bir mizah anlayışı da vardı. Bütünüyle onun cazibesi altındaydık. Son dersten üç gün sonra vefat etti. Bildiğim kadarıyla, kimse Max'ın kelimelerini sistematik halde kaydetmedi. Fakat onun ölümünden sonra David'le ben, kendimizi Max'ın sözlerini yazdığımız notlara dönmüş bulduk. Bunları derledik ve sınıftakilerle paylaştık. Hâlâ, keşke daha özenli ve eksiksiz not alsaymışız diyorum. Burada kaydedilen notlar Max'ın sınıftaki katkılarının yalnızca küçük bir bölümünü temsil ediyor." David Lambert & Robert Mcgill

Yaklaşım üzerine

• Kurmacada, bir yerlerde, hayaletimsi, sanki her şeyi bilen bir şeyin mevcudiyeti olmalıdır. Bu, gerçekliği daha değişik bir hale sokar. • Yazma, daha önce fark edilememiş şeyleri keşfetmekle ilgilidir. Öbür türlü olsa, buna gerek kalmazdı. • Muhakkak deneyci/yenilikçi olun, ancak okurun da deneye katılmasına olanak sağlayın. • Dışavurumculuk, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan, kasıtlı avangartçılığın bir çeşidiydi. Normalde bir biçime sahip olmayan dili bilerek bükme, biçimlendirme gayretiydi. Fakat bunun bir amacı olmalıdır. İngilizcede pek ortaya çıkmadı, fakat Almanya'da çok yaygındı. • Belirgin olmayan, anlaşılamayan şeyler hakkında yazın; fakat belirsiz, anlaşılmaz şekilde yazmayın. • Yazınızın bazı bölümlerini belirsiz bırakmakta bazı yararlar bulunabilir. • Napolyon hakkında orijinal şeyler yazmak zordur; emri altındaki ikincil kişiler hakkında yazmak ise bambaşkadır.

Hikâyeleme ve yapı üzerine

• 19. yüzyılda her şeyi bilen yazar tanrıydı, totaliter ve yekpare. Bütün dehşetiyle 20. yüzyıl daha halkçıl (demotic) idi. Bu yüzyıl, insanların kendi anlatımlarını kabul etti; birden başka görüşler de ortaya çıktı. Doğa bilimlerinde Newton'un yanlışlandığını ve görecelik kavramının ortaya çıkışını gördü. • 20. yüzyılda, gözleyicinin de gözlenen şeyi her zaman etkilediğini biliyoruz. Öyleyse biyografi yazıyorsanız, kaynakları nereden bulduğunuzu, Beverly Hills'teki kadınla nasıl konuştuğunuzu, havaalanına gitmek için ne eziyetler çektiğinizi anlatmak zorundasınız. • Şimdilerde fizikçiler zaman denen bir şeyin olmadığını konuşuyor: Her şey bir arada olup bitiyor. Kronoloji tamamen suni ve özünde duygularca belirleniyor. Bir arada oluş/temas; şeylerin, geçmiş ve şimdinin tabakalar halinde bir şekilde çakışması veya birlikte bulunuşunu akla getiriyor. • Şimdiki zaman [kullanımı] kendini komediye verir. Geçmiş zaman ise zaten geçip gitmiştir, haliyle melankoliktir. • Bir anlatıcı çeşidi var: Vakanüvis. Yansız, hissiz, her şeyi görüp geçirmiş. • Metindeki bir noksanlığı, karakterin içinde bulunduğu duruma atfedemezsiniz. Örneğin, "Manzarayı görmediği için onu tasvir edemez", "Sarhoş olduğu için bunu veya şunu bilemez" denemez.

Tarif üzerine

• Şeyleri, zaman ve mekânda adamakıllı yerleştirmeniz gerekir (bunu yapmamak için iyi bahaneniz yoksa). Genç yazarlar çoğu kez, işleri bir an evvel rayına sokmak için endişelidir, rayın iki yanında olanlarla gerektiğince ilgilenmezler. • Mekân duygusu bir yazıyı ayırt eder. Farklı mekânların damıtılması şeklinde de olabilir bu. Mekânı tarif etmemek için çok iyi bir bahaneniz olmalıdır. • Meteoroloji hikâye için gereksiz sayılmaz. Havayı belirtme isteksizliğiniz olmasın. • Fiziksel hareketi yazarken tam doğru yakalamak, imkânsız denemese de çok zordur. Önemli olan, hatasız olmasa da, okur için işe yarayıp yaramadığıdır. Üç nokta (ellipsis) kullanabilirsiniz, hareket silsilesini kısaltabilirsiniz; her birini zahmetlice teker teker belirtmeniz gerekmez.

Ayrıntı üzerine

• "Kayda değer" ayrıntı başka türlü sıradan sayılacak durumlara can katar. Keskin, acımasız bir gözleme ihtiyacınız var. • Tuhaflıklar ilgi çekicidir. • Karakterlerin, onları zihnimize tutturacak (çapalayacak) ayrıntılara ihtiyacı vardır. • Birbirinden neredeyse ayırt edilemez ikizler veya üçüzler kullanımı ürkütücü, esrarengiz bir yan verebilir. Kafka yapar bunu. • Kurmaca okurken bir yandan da bir şeyler öğrenmek her zaman tatmin edicidir. Bunu Dickens başlattı. Makale (essay) romanı doldurdu. Fakat belki de kurmacada "gerçeklere" fazla güvenmemeliyiz. Her şeyden önce, bu bir illüzyon. • Abartı, komedinin malzemesidir. • Hikâyelerinizde, tanı konmamış patolojiler ve zihinsel hastalıklar bulundurmanız iyidir. Kırsal alanlar bu tanı konmamış patolojilerle doludur. Kentsel bölgelerin aksine, oralarda zihinsel ıstıraplar açığa konmadan geçip gider. • Yerel ağızlar, normal kelimeleri başkalaştırır, tuhaflaştırır, sivriltir. Örneğin "Jesus" yerine "Jeziz" demek. • Belirli dalların kendi dili olan özelleşmiş terminolojisi vardır. Yarım saatte Ian McEwan'dan bir sayfa çevirebilirim; fakat golf takımları hakkında bir şeyi asla! Bu başka bir alan. İki Sainsbury's yöneticinin konuşmaları ise bambaşka bir şey.

Okuma ve metinlerarasılık üzerine

• Edebiyatla ilgisi olmayan kitaplar okuyun. • Ana caddeden ayrılın, orada bir şey bulamayacaksınız. Örneğin Kant'ın "eleştirisi" sıkıcıdır fakat daha az bilinen, ikincil yazıları büyüleyicidir. • Bir şeyleri bulmakta, onları ceplerinize sokmakta şehvetengiz bir haz olmalı. • Sizin için çalışan görevlileriniz olmalı. Bütün işi kendiniz yapmamalısınız. Yani insanlardan bilgi istemelisiniz; sunulanı da düşünmeden çalmalısınız. • Kafanızda kurduğunuz hiçbir şey, başkalarının size anlattığı kadar tüyler ürpertici olmayacak. • Sizi yalnızca daha fazla çalma yolunda teşvik edebilirim. Kimse fark etmeyecek. Küçük bilgileri, dedikoduları yazdığınız bir defter tutabilirsiniz; ama kimden duyduğunuzu asla yazmayın. Birkaç yıl sonra defterinizi gözden geçirdiğinizde, suçluluk duymadan, yazdıklarınızı kendinizinmiş gibi kullanabilirsiniz. • Garip, etkileyici alıntılar kullanmaktan, onları hikâyenize nakletmekten korkmayın. Bu, nesri zenginleştirir. Alıntılar, maya veya diğer zenginleştirici katkı maddeleri gibidir. • Eski ansiklopedilere göz atın. Onların farklı bir bakışı vardır. Tastamam ve yapısal olmaya çalışırlar; yine de dünyamızı temsil ettiği düşünülerek tamamen rastgele toplanmış şeylerdir. • Başka bir metnin, folyonun üzerine yazmanız, onu silip kendi metninizi bir parşömen (palimpsest) haline getirmeniz çok iyidir. Bunu belirtmeniz ya da ilk halde ne olduğunu söylemeniz gerekmez. [Sebald, bunu yazılarında da ele aldığı Thomas De Quincey'in düşündüğü şekilde söylüyor olmalı (ç.n.)] • Sıkı yapısal biçim, imkânlar doğurur. Bir örüntü, hazır bir model veya alt-janr belirleyin. Yazımda, kısıtlamalar özgürlük getirir. • Eğer dikkatlice bakarsanız, her yazarda kusurlar bulabilirsiniz. Bu da size büyük ümit verir. Bu kusurları ne kadar iyi bulabilirseniz, bunlardan da kendinizi o kadar iyi koruyabilirsiniz.

Stil üzerine

• Kendi başına ele alındığında her bir cümle bir şey ifade etmelidir. • Yazı, asla yazarın "şiirsel" olma gayreti içinde olduğu izlenimi uyandırmamalıdır. • Ritmik nesir yazmak kolaydır. Sizi sürükler. Bir süre sonra sıkıcı olur. • Uzun cümleler, sizi, öznenin ismini devamlı yazmaktan kurtarır ("Gertie şunu yaptı, Gertie bunu düşündü" gibi). • Amacı yalnızca sonraki cümleleri kurmaya olanak sağlayan cümlelerden kaçının. • "Ve" (and) kelimesini mümkün olduğunca az kullanın. Çeşitlilik için, başka bağlaçları deneyin.

Gözden geçirme, düzeltme üzerine

• Aşırı düzeltmeyin, yoksa yamalı bohçaya döner. • Birçok şey, çekmecenin gözünde bir süre durmakla, kendi kendini düzeltir. • Kimseyi dinlemeyin. Bizi bile. Ölümcüldür.

Bu yazı ilk olarak Five Dials (5) dergisinde yayımlandı.

Çeviren: Hasan Keser

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Roman adları nerelerden alındı?Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nedim Dertli

3 Haziran 2025

Sebastião Salgado: Görsel Antropolojid..

Salgado, kamerasını bir sahne, bir anlatı zemini ve sözcüklere ihtiyaç duymadan etik bir çağrı mekânı olarak kullanır. Belki de bu yüzden onun anadili “fotoğraf”tır.Brezilya’nın Minas Gerais bölgesinde –8 Şubat 1944, Aimorés– seki..

Devamı..

Mişima Efsanesi

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024